Reklam
  • Reklam
KORE KAHRAMANI
KİLİSLİ KAMİL CELKAN
Reklam
Misafir Kalem

Misafir Kalem

KORE KAHRAMANI
KİLİSLİ KAMİL CELKAN

00 0000 - 00:00 - Güncelleme: 09 Mayıs 2013 - 17:43


 


Gün: 12 Ağustos 1950 güneşinin, Sivas Özel Say­manlık Müdürlüğü odasını yaladığı bir saattir... İçeriye, ruh asaletinin halellendirdiği pak bir nasiye ve tığ bir vücutla heykelleşen genç bir Yüzbaşı girdi, vakur ve munis bir eda ile müdür sayın Yılmaz Dokuzoğuz'a hitaben: "Hocam, ben Kilisliyim; ziyaretinize geç kalmış ve bugün de bir işim için gelmiş bulunuyorum; “Affınızı rica ederim"li mukaddimesinden sonra:

 

"Kore'ye gitmek için müracaat etmiştim; sıhhi muayenem yapılıyor. Yalnız trahomdan şüpheleniyorum) Böyle bir mani çıkarsa bütün ideallerim mahvolur. Dok­tor tanıdığınızmış, tavassutunuzu ricaya geldim" dedi.

 

Kore'de düğün, bayram yoktu; bir mahşeri vaveyla vardı! Kore'de huzur ve sükun üstüne kurulmuş bir mevki ve makam da yoktu; her zerresinden ölüm fışkı­ran kanlı bir diyar ve derya vardı! Ve nihayet Kore'de kızıl kıyamet kopuyordu... İşte bu tavassut ricası da o kıyamete katılmak içindi!... İnsanlığın felah ve ferahı uğruna bu mukaddes ideali bir meşale halinde ruhunda tutuşturan genç Yüzbaşı, hem de basit bir teşebbüste bulunuyormuş gibi hiçbir heyecana ve hiçbir gösterişe iltifat etmeden konuşuyordu... Varlığımı tılsımlı bir ra'şe sardı, kabaran göğsüm ve nemlenen gözümle ona: "Ni­çin herhalde gitmek istiyorsunuz Yüzbaşım?" dedim. O, engin bir tevazuyla: "Vazifemi yapmak için!" dedi. "Kore'de dalgalanacak şanlı Türk bayrağının altında Kilisli de bulunsun diye."

Ve aynı heyecanın gözyaşı mürekkebiyle yazılan ta­vassut kartı aslan yapılı, yiğit yürekli genç Yüzbaşının güzel gözlerinde, muradına eren bahtiyarlara mahsus bir huzur ve sevinç ışıkları lem'alendirdi. Teşekkür ve veda ile ayrıldı...

 

Sayın Okuyucularım biz, işte Kore'ye gidecek olan kahraman Türk Tugayı'nın dünyayı yerinden oynatan ef­sanevi şeca'atinin, Cihan tarihine bir abidei celadet halin­de oturacak olan hamaset destanının ilk müjdesin; bu yiğit Yüzbaşı kahraman hemşerimiz Kamil Celkan'ın asil ruhuna makes olan bu ihtişamlı tabloda görmüşlük...

 

Gün: 10 Eylül 1952.. Yani aradan 2 yıl; 28 gün geç­ti. Değerli arkadaşım Muhtar Aydoğan'la beraber, güzel Ankara'nın Zafer Meydanı'nda, Zafer Apartmanı'nın ikinci kalında Kore Zaferi kahramanlarından Yüzbaşı Kamil Celkan ile karşı karşıyayız. Kore'de doğan zafer güneşinin ışıklarıyla nurlanan gözlerine bakıyor, cihan­şümul Kore destanının kendi cephesinden olan kısmım öğrenmek istiyoruz. Fakat, bu ricalarımız, tabiatı saniye haline getirdiği tevazuunu sanki rencide ediyor ve o, mütemadiyen Tugay'ın zaferlerinden bahsediyor. Niha­yet ısrarlı ve dolambaçlı sorularla istikbalin Generalinden herhalde tafsilat sızdırmaya çalışıyoruz:

Kunuri savaşından sonra Tugay'a keşif ve keşif taar­ruzu emri veriliyor. Yüzbaşının bölüğü (5. Bl.) Tugay'ın öncüsüdür. Tugay'dan bir gün önce hareketle (90) kilo­metrelik mesafede bulunan (Çoni) mevkiine geliyor. Ertesi günü Tugay da yaklaşıyor. Öncü bölük düşmanla temas temin etmiştir. Tugay'ın alayı (Kumyang Jongni) mevkiinde taarruza geçiyor. Beşinci bölük sağ kanattadır. Bu sırada düş­manın ileri sürmüş olduğu bir manga, bölük tarafından yok edilerek mevkileri aranıyor: Kunuri savaşında şehit düşen kahramanlarımıza ait bazı eşya ve not defterleri ele geçiriliyor. Meğer bugün karşılaşılan düşman, Kunuri'de boğuşulan düşman birliği imiş! Komutanlarıyla birlikte şahlanan bölük, atom gibi düşmanın bağrına atı­lıyor, yıldırım gibi düşmanın beyninde patlıyor... Çok geçmeden üçüncü takım en hâkim sırtları ele geçiriyor, birinci takım düşman mevzilerinin ta içlerine kadar giriyor. Nihayet akşamın çöken karanlığı içinde muharebeye ara veriliyor. Ertesi günü şafakla başlayan yeni bir taarruzla bütün düşman mevzileri bomboş olarak ele geçiriliyor. Bu mevzilerde yalnız 125 düşman ölüşü var. Buna mukabil kahraman bölüğün 5 şehit, 7 yaralısı var­dı. Türk intikamının Türk gücü kadar çetin olduğunu kim bilmez! Kahraman Tugay'ımıza da Amerikan Senatosunca "Mümtaz Birlik" unvanı ve nişanı veriliyor. Ki şimdiye kadar bu unvan ve nişana mazhar olan tek Saflık şanlı Türk Tugayı'dır...

Bu şerefli safhadan sonra Tugay cephe değiştiriyor, Birliklerin yeni hedefleri tespit ediliyor. Bu arada beşin­ci bölüğe de 600 rakımlı tepenin işgali vazifesi düşüyor. Yiğit Kamil Yüzbaşı, arslan bölüğünün basında olduğu halde yeni hedefe taarruza geçiyor. Takviye alan diğer bölükler hedeflerine ulaşmak için çarpışırlarken beşinci bölük, 600 rakımlı tepeyi temizlemiş. Üstünde Bayrağımız dalgalanıyor. Fakat Yüzbaşı daha kanmamıştır: et­raf tepelerin hala düşman dinde bulunduğu görülüyor ve bir emir almadan, kendiliğinden verdiği bir kararla bölüğünden ayırdığı bir takımın basma geçiyor, kükreyen arslanlar gibi bu defa da 639 rakımlı tepeye taarruz ediyor. En kısa bir zamanda bu tepeyi de temizleyerek ele geçiriyor, esas bu tepeyi almak için çarpışan bölüğe devrederek kendi tepesine dönüyor. Yüzbaşımız böyle isabetli bir karar ve kahramanca hareketinden dolayı T.C. Bakanlar Kurulu kararıyla takdir ediliyor; Tugaya da -yol hariç- beş gün izin verilerek, Tokyo'ya gönde­rilmek suretiyle taltif ediliyor

 

Arazi şansının düşmanda, kuvvet üstünlüğünün yine düşmanda bulunduğu bir cephede şecaat ve liyakati, mert ruhunda kaynayan celadetiyle bölüğünü zaferden zafere koşturan Yüzbaşı Kamil Celkan, bu ideal aşıkı Ki­lisli asker, Türk'ün mayasında mündemiç ceddani kah­ramanlığın ne şerefli bir timsalidir!

 

Tugay değiştiriliyor. Genç Yüzbaşı beş günlük Tok­yo gezisinde güzel bir tesadüfle karşılaştığı aslen, neslen Türk ve Türk aşıkı Abdullah Seday Bey'in, hastanede gönüllü hemşirelik yapan, Nuriye Hanım ismindeki kı­zıyla nişanlanıyor. Sonra da medeni ve şer'i nikâhlarla evlenerek bu asil Türk kızı eşiyle beraber Yurda, Türkiye'ye dönüyor. Bu mesud vak'a genç Yüzbaşının nesillerine intikal edecek bir hücceti iftihar olarak aile kütüğüne tescil ediliyor.

Kahraman Yüzbaşımıza, Onun bir zafer perisi mealinde Kilis'e kazandırdığı bahtiyar gelinimizle mesut yaşamalarını diledik ve göğsümüzü kabartan farih hisleriyle veda ederek Zafer apartmanından Zafer Meydanına çıktık...

 

KİLİS! Yiğitlerin harman olduğu Belde! Kahraman­lık iksiri mi var sende? Evlatların bu tılsımla büyülü, Senin halin şerefede örülü...

 

(Editörün Notu: 1950'li yıllarda Ga­ziantep'te yayınlanan bir dergiden alı­nan bu yazıya konu olan Celkan, 1923 Kilis doğumlu olup, halen eşi Nuriye hanımla birlikte İzmir'de yaşa­maktadır. Dönemin Cumhurbaşkanı Celal BAYAR'ın imzasıyla, 951/24595-1 kayıt numaralı. Cesaret ve Kahramanlık Belgesi olarak kendisine "Cumhurbaşkan­lığı Harb Takdirnamesi" verilmiştir.) Bu yazımı, Kilis Orta Okulu'nun birer (kahraman. adayı) olan sevgili öğrencilerine ithaf ediyorum.

 

OSMAN DOKUOĞUZ

 

Kaynak: Zeytindalı Dergisi

 

 

 

Bu yazı 253 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar