Reklam
  • Reklam
Nerede Bu Devlet? (Muharrem Bayraktar)
Reklam
Misafir Kalem

Misafir Kalem

Nerede Bu Devlet? (Muharrem Bayraktar)

28 Nisan 2016 - 17:53

Kilis’te, bir biri ardına düşen IŞİD füzelerini protesto etmek isteyen Kilisliler, Valiliğe yürüdü. Can güvenliklerinin olmadığını, Kilis’in yaşanılacak bir şehir olmaktan çıkartıldığını söyleyerek “Nerede bu devlet?” diye bağırdılar.

Devlet oradaydı. Ve hemen gerekeni yaptı:

TOMA’lar kalabalığa tazyikli su sıkmaya başladı. Can güvenliklerinin sağlanmasından başka bir şey istemeyen Kilisliler, sırılsıklam hale geldi.

Yetmedi biber gazı sıkıldı. Hayatlarında tarlalarında yetiştirdikleri tap taze biberlerden başka biber tanımayan Kilisliler, biber gazıyla tanıştı. Devlet düşmanı Gezicilere, devlete başkaldıran hainlere sıkıldığını sandıkları biber gazıyla tanıştılar. Can havliyle sağa sola kaçıştılar. Çığlık çığlığa sokak aralarına koştular.

“Nerede bu devlet?” diye bağırdıkları devlet oradaydı.

“Ben buradayım” diyordu.

“Ben her zaman yanınızdayım. TOMA’mla, biber gazımla, polisimle, dayağımla buradayım!”

IŞİD’in füze fırlattığı mevzileri bulup onları imha etmesi gereken devlet, hazır elinin altında bulunan masum Kilislilerin mevzilerini darmadağın etmişti!

Osmaniye’de patates üreticileri perişandı. Ürünleri para etmiyordu. Dönümünü 2 bin liraya mal ettikleri patatesleri, 500 liraya satamıyorlardı. Merkez Seyhan İlçesi’ne bağlı Büyükdikili Mahallesi Tapantepe Yolu’na gelen patates üreticileri yaklaşık 10 çuval patatesi yere döküp, traktör ve araçlarla yolu trafiğe kapattılar. Hayatlarında ilk defa eylem yapıyorlardı.

“Ürünümüz para etmiyor. Aç kaldık. Nerede bu devlet?” diye bağırdılar.

Devlet anında geldi.

Polisler, köylüleri bir güzel dövdü. Üstüne üstlük polis memurları, uzun namlulu silahlarla havaya ateş açtı. Osmaniye’nin densiz köylülerine devletin kim olduğunu gösterdiler. Devleti tarım konusunda uğradıkları mağduriyet için yardıma çağıran köylüler, dayak yedi, kurşunlara maruz kaldı, polisle mahkemelik oldu.

Devlet, densiz köylülere haddini bildirmişti.

Ve pamuk.

Dedaş’ın elektrik kesintileri yüzünden mağdur olan Şanlıurfalı köylülerden biri, bakanların katıldığı bir toplantıda “Sayın bakanım! Pamuklarım tarlada susuzluktan yandı. Yardım edin” diye bağırdı.

Devlet yine yüzünü gösterdi.

“Pamuğum yandı” diye haykıran köylüsüne sahip çıkması gereken devletin polisleri, adamın üzerine çullandı Bakanlar, darp edilen köylünün feryadını duymadı bile. İsrail’e Manavgat Çayı’nın suyunu vermek için çırpınanlar, kendi köylüsünün “suyumuz yok, ürünümüz kurudu, DEDAŞ’ı insafa davet edin, borcumuzu silsin” feryadına kulak tıkadılar.

Feryadın sahibi olan vatandaşı kapı dışarı ettiler.

Devletin gücünü gösterdiler.

Hülasa, sözümona  “devleti yaşat ki millet yaşasın” hikâyesi okuyanlar için “millet, en büyük düşman” haline geldi.

Bu da, sonun başlangıcıdır.

Muharrem Bayraktar

Bu yazı 503 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar