Reklam
  • Reklam
Bakışlar
Reklam
Nejat Taşkın

Nejat Taşkın

Bakışlar

24 Mayıs 2015 - 10:58

Bu yazıyı hem okuyun ve hem de okutun!..

Bu olay yaşanmıştır. Onun için dikkatlerinize sunmak istedim. Bir emekli arkadaşım yaz günü sıcaklarının hüküm sürdüğü bir günde. Ayvalıktan bindiği feribotun küfür küfür esen güvertesindeki kalabalıkların oturdukları sıralardan birine yerleşir. Akrabaları arasında güzel bir tatil geçirmiştir. Kendine güveni tamdır ve aldatılması kolay olmaz. Çünkü askeri tecrübeleri vardır ve yaşı 60’ın üzerindedir.

Oturduğu oturma sıralarında akrabaları arasında,

geçirdiği yaz günlerinin sıcak iklimini yaşar ve hayallere

dalar. Feribotun çaycısının sesiyle kendine gelir. Tavşan

kanı çaylar onu da kendine çeker.

-    Çaycı oğlum, der. bir çayda bana lütfen.

Ve çaycı yanlarından uzaklaştığında, oturduğu sıranın hemen yanında oturan, güzel giyimli delikanlı çay siparişinin verilmesiyle birlikte ayağa kalkar ve biraz

sonra elinde iki bardak çayla bizim emeklinin karşısında

dikilir.

-    Amca, der. Çaycı çok kalabalıktı, ben hemen bir

sana, bir de bana çay alarak geldim. Buyur iç.

Emekli bu sıcak ilgiye teşekkür eder ve bir taraftan da bu güzel giyimli ve masum bakışlı delikanlıyı sorguya tutar. Nereden geldiğini, nereye gittiğini öğrenmeye çalışır.

Aldığı yanıtlan hatırlamasına imkan kalmadan, çayına konan o çok kuvvetli uyku ilaçlarıyla başı o güzel giyimli

delikanlının omzuna düşer. Bu arada oraya iki kişi daha

gelir ve oturdukları sırada sıkışırlar. Kendi aralarında babamın uykusu geldi, yorgun düştü, hikayelerini uydurarak, feribotun rıhtımına yanaşmasıyla birlikte, sözde biraz rahatsızlanan babayı bir taksiye atıp en yakın Kadıköy yoğurtçu parkına getirirler. Baba hala baygındır, gözlerini açamaz. O üç kişi bir bankın üzerine uzattıkları

babayı soyup soğana çevirir ve oradan uzaklaşırlar. Aradan birkaç saat geçer ve bazılarının üzeri bir aletle olan bu güzel giyimli insan dikkatlerini çeker. Çekinerek yaklaştıklarında olayın vahametini anlarlar. Ve adamın soyulduğuna veya hastalandığına kanaat getirirler. Yapılacak iş, yine adamın üstünü aradıklarına cep telefonuna ulaşırlar ve cep telefonunda bulunan ilk numarayı gerekli sinyali vermek suretiyle en yakın kimseleri oraya davet ederler.

Adamcağız hala derin koma uykudadır. En yakın hastaneye kaldırılır. Bu hastanede tam yirmi gün tedavi görür. Çünkü öylesine aşın dozda uyku hapı zerk edilmiş ki. vücudun komadan çıkması bir mucize sayılır. Eğer kurtarıcılar birkaç saat daha geç olayın farkıma varmış olsalardı, bugün sevgili insan hayatta olmayabilirdi.

İşte birkaç kuruş uğruna insanların girdiği bu alçakça avcılığın adını siz ne koyarsanız koyunuz, bence bu bir vahşettir. Bu vahşeti işleyenlerle 11 Eylül katliamlarını yapanlar, arasında asla bir fark yoktur. Çünkü tolumun bir ferdine de olsa böylesine canice verilen hükümler neticesinde bir dost ve sevgili insanın hayallerini yıkmaya kimsenin hakkı yoktur.

Güzel bir emeklilik rüyasından sıyrılıp kendisini rahat bir koltukta hisseden bu insana uygulanan bu tür canavarca olaylarda haberiniz olsun ve ikram edilen çay ve bisküvilerin ne kadar güvenli kimseler tarafından ikram edilirse edilsin, alınmaması ve yenilmemesi yönünde uyarılar yapılmalı, hatta bu konular okullarda öğrencilerimize ders olarak okutulmalı, bu tür canavar ruhlu insanlarla savaşılmalıdır. Siz istediğiniz kadar uyanık olunuz.Sizden daha uyanıkların hazırladıkları tuzaklara düşmemek için gösterdiğiniz gayretin bir gün kurbanı oluyorsunuz.Onun için kıssadan hisse bu yazımı hem okuyun ve hem de okutunuz.

Bu yazı 447 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar