Reklam
  • Reklam
Cerablus batağından çıkılabilir mi?
Reklam
Prof. Dr. Haydar Baş

Prof. Dr. Haydar Baş

Cerablus batağından çıkılabilir mi?

02 Eylül 2016 - 10:07

Türkiye, Dışişleri Bakanı’nın ağzından ABD ile planlandığını itiraf ettiği Cerablus harekâtında ilerlemeye devam ediyor.

Asker kaybımızın artmasından endişe duyduğumuz bu ucu açık harekatın ne kadar süreceği ise halen muallâkta…

Şimdiye kadar hayrımıza bir rüya görmeyen ABD, Cerablus’tan içeri doğru ilerleyen Türk askerine, PYD/YPG ile çatışmaması uyarısında bulundu.

Aynı ABD, Savunma Bakanı Carter ile ‘hem SDG hem YPG ile muhatabız’ da dedi.

The New York Times, CIA’nın ÖSO’yu desteklediğini yazdı.

Kısaca Birleşik Devletler herkese yeşil ışık yakıyor. İnanın neticede yalnızca kendi kazanacak…

Türk Silahlı Kuvvetleri yaptığı açıklamada, harekâtın BM’nin 51. maddesine göre “meşru müdafaa hakkını” kullanmak amacıyla yapıldığının ve BM’nin DAEŞ’le mücadele kapsamında aldığı kararlara göre hareket ettiğinin altını çizmiş.

Hukuka riayetin veya BM kararlarının bir işe yaramadığı uluslararası bir hukuk söz konusu…

Bugüne kadar sayısız örneğine şahit olunduğu gibi, kanunlar yalnızca kâğıt üzerinde kalıyor.

ABD ile planlanmış Fırat Kalkanı operasyonu, umarız meşru müdafaa hakkı derken yaşam hakkımıza mal olmaz.

Bizim gördüğümüz, harekât ABD aklı ile devam ederse tek bir Türk askeri geri dönmeyeceği güne kadar sürecektir.

Türkiye çok sancılı günlere gebe…

Zira Atatürk Havalimanı patlamasını da bir gün önceden haber veren ABD Büyükelçiliği, şimdi de 23 Eylül’e kadar ülkeyi terk edecek vatandaşlarına ücretsiz uçak bileti temin edeceğini açıkladı.

Türk askerinin önemli kuvvetleri sınır ötesinde ABD için yer açarken, Anadolu toprakları karışabilir.

Ülkemizde, 2000’li yıllardan itibaren, AB tavsiyelerinde 36 etnik gruptan bahsedilir.

Türk, Kürt, Laz, Çerkez vs. 36 etnik kimlik yazarlar ve bütünlüğümüzü oluşturan bu mozaiği kırmak isterler.

Sonra Alevi-Sünni çatışması denenir, kaşınır bir dönem. Ortadoğu’da Şii-Sünni çatışması şeklinde tutmuş bir oyundur bu.

Ancak bu coğrafyada ne yaparlarsa yapsınlar istedikleri iç karışıklık bugün çıkarılamamıştır.

Korkarız, ABD’nin aklı ile girilen Suriye’den sonra bu kendiliğinden gelişebilir.

Büyük İsrail’in ve ABD’nin yeni vatan arayışı için güneydoğumuz başta olmak üzere Anadolu toprakları, işgali muhakkak bir bölgedir.

Birleşik Devletlerin müttefikimiz dediği Kürt gruplar, onların mühimmat ve lojistik desteği ile her an ülke içinde ve sınır ötesinde önüne geçemeyeceğimiz bir fitili ateşleyebilir.

Bu sebeple, Türkiye ucu açık Fırat Kalkanı operasyonunu derhal bırakarak, sınır güvenliğini ve asayişi temine odaklanmalıdır.

Yabancı topraklarda değil, kendi vatanında devletinin ve yapılanmasının; can, mal, namus emniyetinin, din ve vicdan hürriyetinin teminatı olmalıdır.

Bu yazı 906 defa okunmuştur .

Son Yazılar