Reklam
  • Reklam
Ehl-i Beyt’e sahip çıkmak
Reklam
Prof. Dr. Haydar Baş

Prof. Dr. Haydar Baş

Ehl-i Beyt’e sahip çıkmak

20 Haziran 2016 - 10:10

Salat ve selam Peygamberimize (sav) ve onun Ehl-i Beyt'ine olsun.

Zübde-i Kur'an olan Peygamberimiz, Veda Haccından dönerken ümmetine şu ikazda bulunmuştur:

"Size iki emanet bırakıyorum: Biri Allah'ın kitabı Kur'an, diğeri Ehl-i Beyt'imdir. Bunlara sarıldığınız sürece hidayettesiniz."

Öyleyse hidayet kaynağı Ehl-i Beyt'tir.

Ehl-i Beyt, Kur'an-ı Kerim'de Cenab-ı Hakk'ın doğru, temiz, sevilmesi şart olarak buyurduğu Peygamber ailesidir.

Şura suresinin 23. ayetinde Cenab-ı Hak, “De ki: Ben bu (peygamberliğimi tebliğime) karşılık sizden yakınlarıma sevgiden başka hiç bir ücret istemiyorum” buyrulur.

Demek ki, Ehl-i Beyt'in sevilmesi farzdır.

Hz. Peygamber'in Veda Haccından dönerken irad buyurduğu Gadir-i Hum Hutbesi, Peygamber'den sonra Hz. Ali Efendimizin yerine halife, vasi ve imam olduğunu ilan içindir.

Peygamber'in Maide suresi 67. ayetin yani “Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Bunu yapmazsan, elçiliğini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur” ayetinin nazil olmasının ardından Hz. Ali Efendimizi yerine halifesi ve vasisi ilan ettiği İslam âleminde kabul edilen bir hakikattir.

Yani Maide 67. ayetin ardından yapılan bu halife ilanı Allah'ın emridir.

Orada bulunan sahabeler Hz. Ali'nin halife ilanına şahit olmalarına rağmen, bu ilandan yaklaşık 2.5 ay gibi bir süre sonra vuku bulan rıhletten sonra Hz. Ali'nin halifeliğini unutulmuşlardır.

Sakife'de bir oldu-bitti ile Hz. Ebubekir halife seçilmiştir.

Hz. Ali'nin ilk şialarından olan Hz. Selman ise Sakife olayından sonra Allah Resulü'nün gerçek halifesinin Hz. Ali olduğunu her fırsatta beyan ediyordu.

Aynı günlerde Hz. Ali geceleri hanımı Hz. Fatıma'yı, oğulları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'i yanına alarak muhacir ve ensarın evlerini dolaşıyor ve gasp edilmiş haklarını geri almak için onlardan yardım istiyordu. Etrafına 40 kişi toplayarak onlardan canları pahasına söz aldı ve şafak vakti saçlarını kazıtıp, kılıçlarını kuşanarak huzuruna gelmeleri için ahit aldı.

Sabah olduğunda sadece Selman, Zübeyr, Mikdad ve Ebuzer olmak üzere 4 kişi saçlarını kazıyıp, kılıçlarını kuşanmış olarak onun yanına geldiler.

Ertesi akşam Hz. Ali Efendimiz yine aynı evleri gezdi ve 40 kişiden tekrar söz aldı, ne yazık ki sabah olduğunda o dört kişiden başka kimse hazır olmadı. Hz. Ali üçüncü gece tekrar aynı kişilerin evlerini ziyaret etti. Onlar yine aynı sözleri verdiler. Ancak aynı 4 kişiden başka sözüne sadık kalan kimse çıkmadı.

O zaman Hz. Ali, halkın vefasızlığını görünce hakkından vazgeçip evine kapandı. Ama boş durmadı. Bu süre içinde Kuran'ı toplamaya başladı.

Selman-ı Farisi, her fırsatta Hz. Ali'nin halife olduğu ile ilgili konuşma yapıyordu: "Allah'a yemin olsun ki, Peygamber'in vasiyeti ve ahdinize vefasızlığınızda her geçen gün daha da kötüleşiyorsunuz. Ben-i İsrail kavminin akıbetine düçar olacaksınız.

Eğer Hz. Ali'nin velayet ve hilafetine sarılırsanız, Allah'a yemin olsun ki, yeryüzünün ve gökyüzünün nimet kapılarını size açar. Ben sizi uyarıyorum, şu andan itibaren sizlerle olan arkadaşlık ve dini kardeşlik bağlarımı koparıyorum.”

İmam Cafer es-Sadık, Selman hakkında şöyle buyurdu: “İmanın on derecesi vardır. Mikdad sekiz, Ebuzer dokuz ve Selman ise tamına sahiptir.”

Selman'ın en büyük faziletlerinden birisi, Hz. Ali'nin mucizevî bir şekilde Medine'den Medain'e gelerek Selman'ın gusül ve kefen işlerini yapıp, onu defnetmesidir.

Cabir b. Abdullah Ensari şöyle anlatıyor: “Bir gün Hz. Ali, Medine'de bizimle sabah namazını kıldıktan sonra cemaate şöyle hitap etti: Ey cemaat! Yüce Allah kardeşiniz Selman'ın vefatında sabırlarınızdan dolayı sizlere mükafat versin. Sonra Allah Resulü'nün sarığını ve cübbesini giyip, kılıcını aldı. Ve devesine binerek Kamber'le beraber Medain'e doğru hareket etti. Yolda giderlerken Kamber'e saymasını söyledi.

Kamber olayı şöyle anlatır: Sayı saymaya başladım ve on dediğim sırada Selman'ın evinin önünde olduğumuzu gördüm."

Selman’ın dostlarından Zadan şöyle diyor: "Ey Selman! Sana kim gusül verecek? diye sordum. Selman, Resulullah'a gusül veren zat" dedi. Zadan: “Söylediğin kişi İmam Ali'dir ama o şimdi Medine'de, bu nasıl mümkün olabilir? Bin fersahlık yoldan gelip sana nasıl gusül verebilir?”

Selman: “Ben öldükten sonra çenemi bağladığında O’nun ayak seslerini duyacaksın çünkü Allah'ın Resulü bunu bana haber vermişti.”

Zadan şöyle diyor: “Selman öldüğünde çenesini bağlatıp dışarı çıktığımda Hz. Ali'nin Kamber'le evin önünde deveden indiklerini gördüm. Hz. Ali, Selman'ı gusül ve kefenledikten sonra defnetti.” (Kaynak, İmam Ali eserimiz)

Allah ayetle sevilmesi farz olan Ehl-i Beyt'i sevmeyi, yolundan gitmeyi ve sahip çıkmayı nasip eylesin.

Bu yazı 466 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar