Reklam
  • Reklam
İmam Ali örneğinde liderlik
Reklam
Prof. Dr. Haydar Baş

Prof. Dr. Haydar Baş

İmam Ali örneğinde liderlik

26 Mayıs 2016 - 09:01

Bugün insani değerler tartışılıyor.

Can, mal, namus emniyetinin yok olduğuna; kaynaklara ulaşım uğruna savaşların çıkarıldığı ve masumların hayatının hiçe sayıldığına şahidiz.

Esasen tartışılan insanlıktan uzak devlet adamlığı ve aranan Hz. Peygamber’in (sav) ahlakıdır.

İslam dünyasına bakıldığında Allah’a hesap şuurunu yitirmiş, Kuran'daki ikazları hiçe sayan, hak ile batılın birbirine girdiği bir Müslüman kimlik karşımıza çıkmakta…

Bir de Hz. Ali Efendimiz örneğinde gerçek Müslüman kimliğin idareciliğine bakınız.

Velayetin şahı İmam Ali Efendimiz, Malik b. Eşter’i Mısır’a vali olarak atadığında yönetimle ilgili görüşlerini içeren bir ahidnameyi ona vermişti.

Bu ahidname, Müslüman-Türk’ün de devlet adamlığında asıl rehberidir.

İmam Ali Efendimiz, şaşmaz bir ölçü ile iktidara gelenlere unutmamaları gereken şu nasihatleri yapmıştı: "Dünya geçiş yurdudur, yerleşme yurdu değildir. Orada bir kısım insanlar nefsini satıp azabın hedefi olur, bir kısım da nefsini satın alıp kurtuluşa ererler. Bunun bilincinde olan herkes, tüm imkânları seferber ederek halka hizmet etmenin yollarını aramalı ve kendilerini ebedi hayatın sıkıntılarından kurtarmaya çalışmalıdırlar.”

Hz. Ali Efendimiz, hilafeti döneminde yetki verdiği kişilere ahiret inancını ve hesap şuurunu hatırlatan mektuplar göndermiştir.

Rivayet edilir ki, Müminlerin Emiri’nin kadısı Şureyh b. El Haris görevdeyken 80 dinara ev aldı. Müminlerin Emiri bunu duydu ve onu çağırtarak şöyle dedi: “80 dinara ev satın aldığını, bunun için bir sözleşme hazırladığını ve bazılarını şahit tuttuğunu duydum”

Şureyh ona, “Ey Müminlerin Emiri, böyle oldu” dedi.

Bunun üzerine Hz. Ali, Şureyh’e kızgın bir bakışla bakarak şunları söyledi: “Ey Şureyh! Bilmiş ol ki, oradan kovmadan ve mezarına temiz olarak teslim etmeden, sözleşmene bakmayacak ve delilini sormayacak kimse gelecektir. Ey Şureyh! Bu evi malından alıp almadığına, bedelini helal kazancından ödeyip ödemediğine bak! Eğer böyle yapmamışsan dünyayı da ahireti de kaybettin. Bilmiş ol ki, o satın aldığını aldığın sırada bana gelmiş olsaydın sana aşağıdakinin benzeri bir yazı yazacaktım. O zaman bu evi daha fazlasına değil, bir dirheme bile almaya rağbet etmeyecektin.”

Hz. Ali’nin Şureyh b. El Haris’e yazdığı yazı şudur: “Kim malın üstüne mal toplayıp çoğaltırsa, binalar inşa edip dikip süslerse, dayayıp döşer biriktirirse, kendi zannınca çocuğuna bıraktığına inanıp düşünürse, hepsinin gidişi arz ve hesap durağına, sevap ve ceza yerinedir. İş yargının ayrımıyla meydana geldiğinde ve ‘batılı seçenler hüsrana uğradıklarında’ (Mümin, 78) akıl, arzunun esaretinden ve dünyanın bağlantılarından kurtulduğunda buna şahitlik eder.”

Yine Hz. Ali Efendimiz, Azerbaycan Valisi Eş‘as b. Kays’a gönderdiği mektupta şu hakikati hatırlatır: “Sana verilen görev, arpalık olarak verilmiş değildir, o boynunda bir emanettir” demiştir. Irak sınırındaki bir vali olan el-Esved B. Katiba’ya gönderdiği mektuptaysa makam hırsından bahsederek: “Yöneticinin arzuları çeşit çeşit olursa bu çoğu zaman onu adil davranmaktan engeller” buyuruyor.

Bugün adil bir yönetici, insan haklarına saygılı bir idareci, dediği ile yaptığı birbirini tutan liderler olmak istiyorsak, İmam Ali’nin nasihat ettiği gibi, yaradılış gayemizi yani kul olduğumuzu unutmamalıyız.

Zira ahlaki hamide değerlerine ve Allah’ın rızasına ancak bu şekilde ulaşabiliriz.

Bu yazı 412 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar