Reklam
  • Reklam
Kıbrıs son dönemeçte
Reklam
Prof. Dr. Haydar Baş

Prof. Dr. Haydar Baş

Kıbrıs son dönemeçte

30 Eylül 2016 - 09:04

Yavru Vatan belki de en zor günlerini yaşıyor.

 

Esasen bu yazıya, “Kurtuluş Savaşı’ndan sonraki tek kazanımımız” ifadesi ile başlamalıydık ancak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, geldiği noktada Türkiye’nin parçası olmak istemiyor.

 

1974 Barış Harekâtı ile adadaki Türklere bir vatan bırakan Türkiye de, garantörlük hakkını kullanarak adada bulunan Türk ordusu da; Batı’nın zihninde ve uygulamasında ‘istenmeyen’ olarak görülüyor.

 

Eğer devam eden Kıbrıs müzakereleri Rumların ve Batı’nın istediği gibi geçerse, ikisi tarafından bir sorun olarak görülen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti federal bir yapı içerisinde asimile olacaktır.

 

2004 yılında oylanan Annan Planı, Türk tarafının birleşme yönünde tavır belirlemesi ile neticelenmiş ama Rumların karşı çıkması ile birleşme o dönemde hayata geçirilememişti.

 

Bu acziyet halinde Rumların arkasındaki Yunanistan gibi adadaki Kıbrıslı soydaşlarına sahip çıkmayan garantör Türkiye’nin payı büyük. Ancak AB’li olmak uğruna tam bağımsızlıktan vazgeçebilme psikolojisi, aslında Rauf Denktaş dönemindeki yanlış siyasetle de bağlantılı…

 

Bugün “Kıbrıslıyım” diyebilen bir Kıbrıslı Türk kimliği yoksa bunda Denktaş’ın da hataları vardı.

 

Denktaş’tan itibaren aynı kimliksiz siyaset izlenmeye devam etmiştir

 

Nasıl Türkiye’de Müslüman-Türk modeli yoksa Kıbrıs’ta da “Kıbrıslı Müslüman-Türk” modeli oluşturulmamış, hatta bu düşünülmemiştir bile…

 

Neye inandığını bilemeyen, yaradılış gayesinden habersiz bir nesil, elbette kimlik bunalımı da yaşayacaktır.

 

2013 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde gerçekleştirdiğimiz 8. Milli Ekonomi Modeli Kongresi’nde, boykot uygulandığı için mallarını satamayan dostlarımıza yardım için pek çok kapı araladık. Kendilerine güveni, mevcut kimlikleri ile var olmayı hayal bile edemeyen Kıbrıslılar ise, bizlerin onlara sunduğu deryadan bir damla bile içemedi.

 

Egemenlik, bağımsız yasama gücünü ifade eder. Siz, Rumlar izin vermediği için Avrupa Parlamentosu’na temsilci dahi gönderemezken, hangi eşit haklarda federal yapıdan bahsedeceksiniz?

 

Her müzakere sürecinde Türkler iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitlik üzerine kurulu bir Kıbrıs derken; Rumlar adanın tek hâkimi olma derdindedir.

 

Mevcut tablo, Rumların egemenliğinde onlardan hak dilenen bir avuç Türk’ün tablosu…

 

Batı’nın Müslüman Türk’e olan hasmane yaklaşımı ve değişmez politikası ortadayken, Kıbrıslı Türk’ün tek yolu tanınmayı sağlaması ve ekonomik güce sahip olmasıdır.

Bu yazı 963 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar