Reklam
  • Reklam
Başkan seçildiniz, şimdi ne yapacaksınız?
Reklam
Uğur Kepekçi

Uğur Kepekçi

Başkan seçildiniz, şimdi ne yapacaksınız?

11 Nisan 2014 - 00:34

Bizim ülkemizde seçimler bir başka yapılır. En küçük yöneticilik muhtarlıktan tutun da en önemli yöneticilik, Cumhurbaşkanı seçimine varıncaya kadar büyük olaylar yaşanır. Muhtarlık seçimlerinde mutlaka kan akar; döğüş, dava, kıyamet kopar. Partilerin belde, ilçe, il yönetimini ya da genel başkanını seçerken dahi kıyamet kopar, sandalyeler havada uçuşur, kafası kırılan, gözü çıkanlar dahi olur.

Sadece siyasi seçimler değil, sivil toplum örgütlerindeki seçimlerde dahi benzer olaylara rastlanır. Yakın bir zaman içinde basına yansıyan birkaç oda başkanlığı seçiminde kavga sonucu ölen ve yaralananlar olmuştu. Velhasıl seçim demek kavga demek, döğüş dava demek, kötü söz demek, hırs demek, iftira demek…

Seçimlerin diğer bir anlaşılmayan tarafına gelince; o da adayların yaptığı harcamalardır. Seçilecek makamın değerine göre yapılan harcamalar da değişmektedir. Milletvekili seçilecekler ya da belediye başkanı seçileceklerin yaptığı harcamalar, akıllara durgunluk verecek derecededir.

Yapılan harcamalara bakınca, normal yollardan alınacak maaşla, bırakın 4-5 yıllık bir dönemi, ömür boyu çalışsa harcadıklarını yerine koyması mümkün değildir.

Peki, nedir bu milletteki azim? Nedir bu kadar hizmet aşkı? Hem seçilecekte ne olacak? Bu kadar az bir maaşa; o kadar sorumluluk, o kadar stres, o kadar yorgunluk; değer mi bu kadar hırsa, kavgaya döğüşe?

Sana, bana göre değmez ama bu kadar harcama, bu kadar döğüş dava olduğuna göre; demek ki kendilerince bir hesabı vardır mutlaka…

Kimseyi zan altında bırakmak istemem ama yaşananlar insanın aklına kötü şeyler getiriyor.

Bakın değerli dostlar, bunları laf olsun torba dolsun diye yazmadım. Geçmişte, kendim de seçim dönemleri geçirdim, kendimde siyasi çalışmalarda yer alım, kendim de aday oldum. Öyle şeyler yaşamıştım ki aklım mantığım almamıştı.

Şunu peşinen kabul edelim ki Türkiye de seçim demek, geçim demektir. Bu sektörden geçinenler, seçim zamanını kedinin fareyi beklemesi gibi beklerler. Siyasileri para kapısı olarak görürler. Ne kadar yardım, o kadar oy hesabına otururlar. Dürüst ve iyi iş yapanları ve bu kirli hesaplardan uzak olanları tenzih ederim ama falan filan diye bir dernek kurulur, şu kadar üyesi vardır ve o üye sayısına göre pazarlık şansı vardır. Ziyarete gidersiniz. Şu kadar dernek üyemiz var, eğer şu yardımları yaparsanız size şu kadar oy var, yoksa oy da yoktur. Her gelen siyasiye aynı tavır, bunların kendince takındıkları tavır şudur: “kendim için istiyorsam namerdim, dernek için istiyorum” Her ne niyetle yapılırsa yapılsın bu yapılanlar, siyaset kurumunu içinde çıkılmaz bir hale sokmaktır.

Büyük aileler, aşiretler, dernekler, kurumlar, vakıflar, bu işi kendine meslek edinmiş kimseler; seçim zamanı geçimlerini bu işlerden sağlarlar.

Bu şartlarda parası olan parayı bastırır, sandıktan çıkan oylar da sözde milletin iradesini yansıtır. Diğer taraftan da bu kadar parayı harcayan, seçimle geldiği makamda kendini çalmaktan, haksız kazançtan, koruması ne kadar mümkün olabilir ki? Her an harcadığı paralar gözünün önüne gelecek ve eline geçen her fırsatta harcadıklarını yerine koymak için çaba sarf edecektir.

Bu şartlarda kendini koruması ne kadar mümkün olabilir ki? İşte işin nüktesi buradadır. Milletimiz kendi elleriyle yeni hırsızları, yolsuzları icat etmektedirler. Bu sitem böyle devam ettikçe; rüşvet ve yolsuzlukların, haksız kazançların, çalmanın, çırpmanın önüne geçilmesinin imkânı yoktur.

Bu bilgiler ışığında şimdi şu soruyu sormak hakkımız olduğuna inanıyorum: “Bu kadar gayretten, bu kadar hırstan, bu kadar yüksek harcamalardan sonra başkan seçildiniz; şimdi ne yapacaksınız?”

Uğur Kepekçi / 11 Nisan 2014

 

Bu yazı 230 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar