Reklam
  • Reklam
Demokratik krallığa doğru
Reklam
Uğur Kepekçi

Uğur Kepekçi

Demokratik krallığa doğru

25 Mart 2014 - 00:45

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin gemisinde biz de halkımızla birlikte yolculuk etmesek, ölsek de kalsak da birlikte yaşamak zorunda kalmasak, yaşanan bu olumsuzluklara; adım adım gittiğimiz “demokratik krallığa” üzülmeyecek; “oh olsun” size diyeceğim.

Atalarımızın dediği gibi: “yitme sarhoşu yıkılana kadar gitsin” diyeceğim.

Ama maalesef olan ülkeme ve milletime olacak…

Sitem dolu bu ifadeyi neden kullandığımı bazı dostlarım anlamıştır. Yine de tekrar hatırlatayım.

12 Eylül 2010’da Anayasa değişikliği için referandum yapılırken dağ taş bütün ülkeyi baştan ayağa gezdik. Salon programları, iftar programları ve çeşitli ziyaretler yaptık. Prof. Dr. Haydar Baş Hocamız gece gündüz demeden hem kendisi hem kadrosunu çalıştırdı. Yapılacak referanduma hayır denmesi için yoğun bir gayret sarf ettik.

Referanduma hayır deme sebeplerimizi maddeler halinde sıraladık. Anayasa hukukçusu, diğer ilim ve fikir adamı ağabeylerimizin hazırladıkları taslakları dosyalar ve el ilanları şeklinde bastırdık. Halkımıza gerçeği öğrenmesi için anlatmaktan neredeyse dilimizde tüy bitti.

Eğer bu anayasa referandumunda evet derseniz, gidişat demokratik krallığa doğru gidecek diye adeta feryat ettik. İktidar sahiplerinin, özellikle de Sayın Tayyip Erdoğan’ın hırsının dizginlenemeyeceğini söyledik durduk.

Ama maalesef karşımızda öyle bir grup oluşturdular ki sanki referanduma evet demek dinin gereği, hayır demek ise dinsizliğin gereği şekline soktular.

Bu konuda size bir hatıramı nakletmek istiyorum: Referandum öncesi babam ve annem umreye gitmişlerdi. Onlardan duyduğum ifadeler neredeyse kanımı dondurmuştu. Annem, babam; Umre ’de nereye gittiysek hangi sohbet toplantısına katıldıysak referandumda evet demek gerektiği hakkında telkinlerle karşılaştık demişlerdi. Hatta diyanet kafilesini oy atma saati bitmeden Gaziantep’e yetiştirmek için eşyalarının uçağa yüklenmeden hareket ettiğine, eşyalarının ise başka bir uçakla sonradan getirildiğine bile şahit olduk.

Bugün iktidarın kellesine talip olan cemaat, bağlılarını umreye dahi gitmekten alıkoydular. Hatta Pennsylvania’daki zat yaptığı açıklamada "İmkân olsa mezardakileri bile kaldırarak 'evet' oyu kullandırmak lazım." Diye mesaj vermişti.

“Yetmez ama evet” diyen güruhlar çıkmıştı. Sanki cihat eder gibi cephede savaş verir gibi şevkle çalıştılar. Ve kendi elleriyle bugünün Tayyip Erdoğan’ını meydana getirdiler.

Referandumda çıkan evet sayesinde iktidar öyle bir güç elde etti ki; şimdi karşısında kim varsa, arzu ve isteklerine kim karşı duruyorsa, neredeyse ona hayat şansı tanınmıyor. Balkondan el kol işareti yapan, ayakkabı kutusu gösteren, biri mi var, hemen gözaltına alınıyor, ifadeye çağrılıyor.

Televizyonda hoşuna gitmeyen birimi konuşuyor, köşesinde biri hoşuna gitmeyen bir yazı mı yazdı, hemen “alo fatih” işleri devreye giriyor. Kendi aleyhine sosyal medyada bir kamuoyu mu oluşuyor, “Twet mivit dinlemem kökünü kazırım” diyor. Ve sosyal medyaya dahi engel geliyor.

Haliyle de vatandaş ne oluyor, diye hayretlere kapılıyor. Biz hayretlere kapılmıyoruz. Çünkü biz “ey Türk Milleti referandumda evet derseniz zamanla demokratik krallık oluştururlar” dedik. Şimdi ona doğru gidilmiyor mu? Öğleyse evetçiler bir araya gelsinler “ kendim ettim kendim buldum” şarkısını koro halinde söylesinler.

Uğur Kepekçi / 25 Mart 2014

 

 

Bu yazı 220 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar