Hz. Mevlâna ve Prof. Dr. Haydar Baş
Uğur Kepekçi

Uğur Kepekçi

Hz. Mevlâna ve Prof. Dr. Haydar Baş

23 Aralık 2020 - 09:27

Her İnsan-ı Kâmil, kendi çağının insanının idrakine ilahi mesajı taşımakla görevlidir. Onların seçilmişliğinin sırrı da burada yatmaktadır. Elbette bu taşımak o çağın insanının nasibiyle de doğru orantılıdır.

Bazı seçilmiş İnsan-ı Kâmiller de kendi çağdaşlarına ilahi mesajı taşırken geçmiş çağların insan-ı kamillerine de sahip çıkmak ve onların mesajlarını çağlar ötesine taşımakla da görevlidirler.

Hele de Hz. Mevlâna gibi önemli şahsiyetler hem kendi çağdaşları hem de sonraki çağdakiler tarafından istismar edilmeye çalışılıyorsa; onların da hakkını, mesajını korumak ve doğru olarak gelecek çağlara taşımak gibi önemli bir görev üslenmişlerdir.

Böyle şerefli bir görev de nasip meselesidir.

Prof. Dr. Haydar Baş son asrın seçilmiş bir İnsan-ı Kâmili olarak da tarihe geçmiş çalışmalara imza atmıştır.

Prof. Dr. Haydar Baş, Hz. Mevlâna’nın mesajlarını hem bu çağa hem de gelecek çağlara taşımak adına yazdığı “İslam ve Mevlâna” adlı şaheser çalışmayı neden yaptığını kendi kaleminden aktarmaya çalışalım: 

“Hz. Adem'den (as) günümüze uzanan İslam ve insanlık tarihinin en belirgin ve göze çarpan abideleri Allah'ın seçkin kullar; resuller, nebiler ve velilerdir. Diğer bir ifadeyle İnsan-ı Kâmillerdir.

Medeniyetler daha ziyade onların etrafında dönüp durmuş, hayat bulmuştur. İnsanlığı maddenin donuk fizikî kurallarının esaretinden kurtarıp, ruhu vuslat yolundaki hürriyete yani gerçek kulluğa eriştiren onlardır.

Bu eriş nispetinde insan kendindeki ilahî tecellinin, Hak' tan olan ruh özünün gözüyle seyreder, kulağıyla duyar, ruh özünün ayağıyla yürür; âlem içindeki âlemi, zaman içindeki zamanı, mekân içindeki mekân-ı hasılı her şeydeki öz şeyi keşfeder.

Bu bakımdan ilk insandan günümüze İslam dünyası çok bahtiyardır.

Zira ilk insan aynı zamanda seçkin bir insan-ı kâmil olduğu gibi ondan sonrakiler de aynı kimlikle, İnsan-ı Kâmiller olarak bu dünyayı şereflendirmişler ve nasipli olanlar, Müslümanlar bu şereften pay almışlardır. Bu şeref payının en büyüğü ise Âlemlerin Efendisi Hz. Muhammed'in (sav) ümmetine düşmüştür. Zira Hz. Muhammed (sav), Peygamberlerin Efendisi, İnsan-ı Kâmillerin ekmelidir. O'nun bereketi ise "gökteki yıldızlar" gibi binlerce İnsan-ı Kâmil ile günümüze ulaşmıştır ve kıyamete kadar ulaşacaktır.

İşte gök kubbenin mana yıldızlarından biri de Hz. Mevlâna’dır. Hz. Mevlâna'nın asıl kimliği de bir "İnsan-ı Kâmildir.”

Bu kimliği açmak, açıklamak İslam’ı müşahhas olarak ortaya koymak demektir. Ki çalışmamızda bu hakikat taktim edilmiştir.

Bugün pek çok millet ve topluluk Hz. Mevlana’ya sahip çıkma onu kendinden gösterme çabasındadır.  

Zaten Hristiyan dünya, kitabını kendi eliyle bozması sebebiyle kaybettiği şerefi, bazen Hz. Muhammed'in (sav), bazen de Hz. Muhammed'e (sav) varis kâmil insanların şahsında aramaktadır. Bu cümleden olarak ancak bizde bulabildikleri bu örnek insanların kimi yönlerini öne çıkarmakta, kendilerine benzetmek istemektedirler.

Neticede pek çok insan-ı kâmil gibi Hz. Mevlâna da ya mistik ya Hümanist ya Darvinist... olarak gösterilmek istenmektedir. Kimi kere bu isteğe, kokuşmuş fert ve toplum psikolojisinin getirdiği istismar arzusu da eşlik etmektedir.

Dolayısıyla İslam’ın müşahhas örnekleri ve önderleri İslam’ın dışında her yerde arza sunulmaktadır. İşte çalışmamızda bu yanlış zaman ve zeminlerdeki arzediş biçimlerine set çektik.

Bu mânâda Hz. Mevlâna'nın şahsında İslam ve İnsan-ı Kâmil gerçeğini ortaya koyduk. Âdeta yüzyirmidörtbin peygamberin ve onlara varis binlerce irşad ehli velinin mânâ çizgilerinden bir buket sunduk. Böylece çağımızın insanını kimi zaman Hz. Adem'in (as) kimi zaman Hz. İbrahim’in (as), kimi zaman Hz. Muhammed'in (sav) ve özellikle bu çalışmamızda Hz. Mevlâna'nın diliyle Hakk'a çağırdık. Vuslat yolunun burağı olan aşk ile Cemalullah'a davet ettik.

Davete icabetin hasıl olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz eder, bu eserin insanlığa nice hayırlar getirmesini temenni ederim.” Prof. Dr. Haydar Baş / İslam ve Mevlâna/ önsöz)

Uğur Kepekçi

Bu yazı 650 defa okunmuştur .

Son Yazılar