Hz. Mevlâna ve zikrullah (1)
Uğur Kepekçi

Uğur Kepekçi

Hz. Mevlâna ve zikrullah (1)

29 Aralık 2020 - 00:43 - Güncelleme: 29 Aralık 2020 - 10:33

Şeb-i Arus’unun yıldönümü dolayısıyla gündemimize ve gönümüze tekrar giren mana aleminin büyüklerinden “aşıklar sultanı” ünvanlıyla anılan Hz. Mevlâna hakkında o kadar söylenecek söz, anlaşılması gereken o kadar sırlar var ki; akıllarımız onu anlamaktan uzak olduğundan Prof. Dr. Haydar Baş Hocamızın “İslam ve Mevlâna” eserinden istifade etmeye çalışacağız.

Hem Hz. Mevlanâ hem Prof. Dr. Haydar Baş Hocamız, gönül erbabı “İnsan-ı Kâmil” olduğundan onların gönül deryasına bir girdik çıkamıyoruz.

Aslında bu gibi çalışmalarla hem işin aslını, işin erbabından öğrenmek, hem de Hz. Mevlâna gibi önemli şahsiyetlerin üzerinden yanlış fikirlerini yaymaya çalışan şarlatanların oyununu bozmaktır.

Hz. Mevlâna’nın türbesini ziyaret eden yüzbinlerce ziyaretçinin Onun türbesini turistik bir gezi gibi görüp, bir iki selfi çekip paylaşmakla, orada bulunan tarihi eserlere bakmakla, Onun gönül deryasından istifada etmek asla mümkün değildir.

Gönül ehlinden istifade, gönülle olur...

Zaten insana ait her şey gönülde başlar, gönülde biter. Prof. Dr. Haydar Baş Hocamızın insan gönül ilişkisini izah ettiği şu muhteşem sözünü anlarsak, bu konudaki sırrı da çözmüş oluruz.

“İnsan gönüldür gönül”

İslam ve Mevlâna eserini okuyup anlamaya çalışırken siz değerli okurlarımızla da paylaşarak elde edilecek manevi kazancımızı çoğaltmak ve erenlerin gönül yakınlığını elde etmeye çalışıyoruz.

Okuyan değerli okurlarımızdan da dua talebimiz odur ki: “Rabbim her iki cihanda erenlerin gönül yakınlığından istifade etmeyi nasip eylesin”

Zikrullah konusundan Hz. Mevlâna’nın tespitlerini Merhum hocamızın eserinden aktarmaya başlayalım müsaadenizle:

Kalbin süpürgesi hükmünde olan tövbe gerçeği aynı zamanda zikrullahın kapısını aralamaktadır. Aralanan bu kapı bizi "Mevlâna ve Zikir" gerçeği ile buluşturmaktadır. Mevlâna’yı anlama ve İslam gerçeği ile nasıl bütünleştiğini tanıma bakımından bir temel unsurdur bu.

Kısaca Mevlâna denince zikir ve sema hatıra gelir. O halde zikrin İslam’daki yeri aynı zamanda Mevlâna’nın zikir yoluyla İslam’la nasıl bütünleştiğinin bir teyidi olacaktır.

İnsan kalbi, Cenab-ı Hakk'ın nazar ettiği bir mekandır. Tövbe kalbin süpürgesidir ki, kalbi temizler. Ancak tecelliyi ilâhîye mazhar olacak kalbin tezyin edilmesi de büyük önem taşmaktadır. Kalbin tezyini ise selat-ü selamla gerçekleşmektedir.

(Prof. Dr. Haydar Baş / İslam ve Mevlanâ / Sayfa 187-191) Devam edecek)

Uğur Kepekçi

Bu yazı 459 defa okunmuştur .

Son Yazılar