Reklam
  • Reklam
İMAM HASAN VE İMAM HÜSEYİN
Reklam
Uğur Kepekçi

Uğur Kepekçi

İMAM HASAN VE İMAM HÜSEYİN

00 0000 - 00:00 - Güncelleme: 09 Mayıs 2013 - 17:43

Bağımsız Türkiye Partisi  Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, her sahada milletimize yeni ufuklar açmaya, siyasetten ibadete hayatın her şubesini kuşatan fikirleriyle insanımızın gönül dünyasını aydınlatmaya devam etmektedir.

 

Bildiğiniz gibi Ehl-i Beyt hakkında kaleme aldığı İmam Ali ve Hz. Fatıma adlı iki muhteşem eserden sonra Ehl-i Beyt’in diğer fertleri olan Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin hakkında da kitap yazacağını dile getirmişti. Geçtiğimiz günlerde bu eserler de elimize ulaştı. Prof. Dr. Haydar Baş, İmam Ali ve Hz. Fatıma eserlerinde olduğu gibi bu eserlerinde de  bilinmeyen hikmetleri kaleme alarak, saklı kalan gerçek tarihe ışık tutmaktadır.

 

Geçmişi anlamadan geleceğin anlaşılmayacağına en güzel örnek de teşkil eden bu eserleri okuyunca, günümüzde cereyan eden olaylara daha gerçekçi bir gözle bakılabilmekte, Müslümanların düştüğü tuzakları, nefis denen olgunun insanın başına ne gibi felaketler açabildiğini, dünya menfaati uğruna insanın ne kadar vahşi ve ölçüsüz davranışlar sergileyebildiğini ibretle okuyacak, zaman zaman göz yaşlarınızı tutamayacaksınız.   

 

Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin peygamberimizin ciğerpareleri, biricik torunlarıydı. O, onları çok ama çok severdi…

 

Onların hakkında,

 

"Allah'ım: Ben, bunları seviyorum. Sen de sev bunları" (Tirmîzî Sünen V, 661).

 

"Hasan ve Hüseyin, benim dünyada kolladığım iki reyhanımdır" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 288);

 

"Hasan ve Hüseyin'i seven, beni sevmiş, onlara kin tutan da bana kin tutmuştur" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 288) buyururdu…

 

Ama maalesef O dünyasını değiştirince, sevenler kin duymaya başladı…

Hem de ne kin; onları pare pare edecek kadar kin, nesillerini yok etmeye yeltenecek kadar kin…

 

Halbuki yüce Allah bir ayetinde Ehl-i Beyt hakkında şöyle buyurmuştu;

“Ey Ehlibeyt, gerçekten Allah, sizden kiri (her türlü günah ve çirkinliği) gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister” (Ahzap suresi; 33. Ayet)

 

Bir hadisi şerifte Ehl-i Beyt’e tabi olmanın gereği de işaret edilmiştir:
“Benim Ehl-i Beyt’imin sizin içinizdeki misali, Hz. Nuh’un kavmi içerisindeki Hz. Nuh’un gemisi gibidir. Kim gemiye binerse necat bulur, kim binmezse helak olur.”  Buyurmuştur. (Suyuti, Tefsir-i Hulafa, s.573; Taberani, Mu’cem’ül Kebir, s. 78)

 

Onun emanetleri hükmünde olan neslini sevmemizi yüce Allah emir buyurmuştu;

"De ki, Ben bu (peygamberliğimi tebliğime) karşılık yakınlarıma sevgiden başka sizden hiçbir ücret istemiyorum." (Şura, Ayet: 23)

 

Sayın Baş bu eserleri kalem almaktaki gayelerini şu cümlelerle ifade ediyor; “Bugün dünyada oluk oluk kan akıyor, bir sortide milyonlarca masum can veriyor, ortalığı ateş ve barut kokusu sarmış, gözyaşı sel olup her şeyi götürüyor, her türlü emniyet ve hürriyet kaybolmuşsa; bu durum,  Ehl-i Beyt mayası ve ölçüsüyle şekillenmiş “adalet ve gönül medeniyetinden uzaklaşmanın acı neticesidir.

Dolayısıyla barış, huzur ve adalet için çare bellidir; yitirdiğimiz medeniyetimizin ölçülerine yeniden kavuşmak, onlarla hayat bulmak! Bizi Ehl-i Beyt’in örnek ve sayısız ibretlerle dolu hayatını kaleme almaya iten amillerden biri de dünyanın geldiği bu vahim durumdur”(İmam Hasan/önsöz/Prof. Dr. Haydar Baş)

 

Bize düşen görev de bu kıymetli ve hikmetli eserleri temin edip okumak ve hikmetleri üzerinde kafa yormak olmalıdır.

 

UĞUR KEPEKÇİ

www.ugurkepekci.com

 

 

Bu yazı 208 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar