Kurban kültürü
Uğur Kepekçi

Uğur Kepekçi

Kurban kültürü

22 Temmuz 2021 - 00:07

Kurban Kültürü

Yüce Allah’ın kullarından yapmasını istediği her davranışın farklı cepheleri vardır. Bu cepheler; ibadettir, kulluktur, sosyal dayanışmadır, kültürdür. Bir davranışın, Yaradan'a bakan tarafı vardır, insana bakan tarafı vardır, topluma bakan tarafı vardır, çevreye ve doğaya bakan tarafı vardır.

Toplumların yaşamalarında, inanç ve davranışların oluşturduğu birikim ve yaşam biçimine kültür dendiğine göre; Kurban Bayramının ibadetin yanından oluşturduğu kültürü de unutmamak gerekir.

Bu sebeple makalemize “Kurban Kültürü” başlığını koymayı kararlaştırdık.

Kurban; sevgi yolunda fedakârlıklar bütünü olarak özetlenebilir. Sevginin çeşitleri ve dereceleri olduğuna göre "kurban" olmanın da çeşitlilikleri ve dereceleri vardır.

Bulunduğumuz ay Zilhicce ayı ve Kurban Bayramı olduğuna göre “kurban” mevzuunu biraz irdeleyelim istedik. Yapılan her işin Allah katında bir değeri olması, kabul buyurulması o işin hem şekli, hem zamanı ve hem niyeti ile alakalıdır. 

Bunun biri yerine gelmez ise kurban, "kurban" olmaktan çıkar ve tiyatrodan öte bir yere varmaz.

Ayeti Kerime de "Onların etleri ve kanları asla Allah'a ulaşmaz. Fakat O’na sizin takvanız (Allah'a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır?" (Hac/37) buyrularak "kurban" sırrına dikkat çekilmiştir...

Şartlar yerine getirilerek kesilen bir kurbanın karşılığında, kulun gönlünde Allah'a karşı bir yakınlık doğacaktır. Çünkü seven ile sevilen arasındaki sevgi bağları; fedakârlık boyutunda değer kazanır.

Kurban da kulun Rabbine karşı "kurban" olduğunun nişanesi hükmünde olduğu zaman değer kazanacaktır.

Müslüman Türk milletinin kültürü haline dönüşen Kurban Bayramı, bayramların en önemlisi olarak asırlardır, toplumun birlik ve beraberliğine katkı sağlamış, "veren el ile alan el" arasında sürekli köprü vesilesi olmuştur.

Biz büyüklerimizden öyle gördük ki; Kurban Bayramından birkaç gün önce kurban kesemeyen, akrabalar, komşular tespit edilir. Kesilen etin daha sıcaklığı kaybolmadan, fakirin fukaranın kursağına erişmesi için büyük çabalar sarf edilirdi…

Fakat zamanımızda, değişen şartlar ve yerleşim yerlerinin kurban kesmeye elverişli olmaması bahane edilerek yeni usuller gelişti. Yapılan yeni uygulamalarla da milletimizin "Kurban Kültürü" yok olmaya yüz tutmaktadır.

Milletimiz zaten her işin kolayını tercih ettiği için, kurban konusunda da kolayı tercih etmektedir. Etrafımda gördüğüm hem de kurban hakkında hassasiyet gösteren ailelerin bile uygulamaya başladığı bu usul şöyle gerçekleşmektedir:

Kendi kurbanlarını da eziyetinden kurtulmak maksadıyla bir dernek ya da vâkıfa bağışlıyor. Bayramlaşma, sıla-i rahim (akraba bağlarını güçlendirmek) yerine tatile çıkılıyor.

Değerli bir dostum; "evet kurban bayramında ben bütün kurbanlarımı bağış yapıyorum, çoluk çocukla tatile çıkıyorum. Dinleniyorum ama şunu da biliyorum ki "Bayram Kültürünün" yok olmasına da katkı sağlamış oluyorum" ifadesinde bulundu...

Gerçekten de yavaş yavaş bayram; önce kültürümüzden, sonra da inancımızdan çıkarılmaya doğru yol almaktadır.

Her şeyde ölçü gerektiği gibi kurban konusunda da ölçülü davranmak zorundayız. Elbette kurbanlarımızın fazlasını, isteyenler hayır kurumlarına bağışlamalıdır. Hakikaten fakire, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştıran kurumlara destek çıkmak lazım. Ama “Kurban Kültürü” yok olmamalı, gelecek nesillere bu kültür mirasımızın ulaşmasını da sağlamalıyız.

Aksi halde “Kurban Kültürü” de kaybolan değerlerimiz arasına karışacaktır. Unutmayalım ki kültür, bir milletin inanç harmanıdır, geleceğidir. 

Bu yazı 310 defa okunmuştur .

Son Yazılar