Necef Hatıraları – III
Reklam
Uğur Kepekçi

Uğur Kepekçi

Necef Hatıraları – III

28 Ocak 2014 - 11:02

İmam Ali (as)’la buluşma anı

Yıllardır özlemini duyduğumuz, sevdasını kalbimizde sakladığımız; ilmine, aşkına, şefaatine muhtaç olduğumuz; ziyaretinin bu dünyada nasip olacağını hayal bile edemediğimiz; heyecanla beklediğimiz, O an gelmek üzereydi. İmam Ali (as)’la buluşmak üzereydik. Geçici istirahatgahı olan Kabri şerifinde capcanlı bizi bekliyordu. Biz Onu görmekten aciziz ama o bizi görüyor. Yüce Allah Onun canlı olduğunu haber vermiyor mu? “Allah yolunda öldürülenlere 'Ölüler' demeyin, zira onlar diridirler, fakat siz farkında değilsiniz.” (Bakara 154)

Önümüzde sebebi ziyaretimiz, önderimiz, liderimiz Muhterem Prof. Dr. Haydar Baş Hocamız olmak üzere adım adım Türbe-i Şerife doğru yol alıyoruz. Caminin bahçesinden iç kısma, Türbenin bulunduğu kısma kapıdan içeri giriyoruz. Ve İmam Ali (as)’ın makamı şerifi karşımızda…

Buluşma anını kelimelerle anlatmak imkânsız. Yüce Peygamberimizin amcasının oğlu, kızı Fatıma’nın kocası, İmam Hasan ve Hüseyin’in babası, Heyber Fatihi, Allah’ın aslanı, ilim şehrinin kapısı, Allah ve Peygamberin seçtiği velayet ve hidayet imamı, ilk halife olarak nasp edilen İmam Ali(as)’ın makamı ile karşı karşıyayız…

Selam ve tazim ile yaklaşıp etrafını çevreleyen gümüş şebekeye yapışıyorum. Dilimizin ve dizimizin bağı çözülmüş, ne diyeceğimizi, ne yapacağımızı bilmekten aciz ve çaresiz bir hal yaşıyorum. Önce yaşadıklarımızın bir rüya olup olmadığını anlamaya çalışıyorum. Zaman su gibi akmakta, sayılı bir zaman dilimini çok dikkatle ve bereketle değerlendirmek zorunda olduğumuzu da idrak etmekteyim. Ancak, aklımıza, gönlümüze, dilimize bir çeki düzen vermemizin gerekliliğine de inanıyorum. Çünkü belki de ömrümüzde elimize geçmeyecek tarihi fırsatlar ve bir ömre bedel anlar yaşamakta olduğumuzu da biliyordum. Bir yandan da kimin huzurunda bulunduğumuzu idrake de çalışıyorum…

Burada yaşananlar asla yapmacık ve klişeleşmiş haller değil. Gönlünüzce davranma imkânına sahipsiniz burada…

Medine’de Ravza-i Mutahharadaki gibi eli değnekli, asık suratlı, askerler, görevliler yok burada. Kabre karşı el sürmeye, selam vermeye, dua etmeye engel olanlar da yok burada. Vesilenin hak ve gerekli olduğuna inananların oldukça kolaylaştırıcı davranışlarına şahit oluyor ve duygularınızla hareket etmek imkânına sahip oluyorsunuz burada…

İmam Ali(as) ve siz… Kabiliyetin ve nasibince istifade etmenin yolu ve kapısı açık, hem de sonuna kadar. Seni önce peygambere, sonrada Yüce Allah’a götürecek vesilenin şahı, İmam Ali (as)’la geçirilen bu zamanın kelimelere yansıyabilenleri ancak bu kadar. Gerisi âşıkla maşuk arasındaki şeyler vesselam...

Prof. Dr. Haydar Baş hocamıza ziyaret hakkında sorulan bir soruya verdiği cevap bu halimizi anlatmaya yeter herhalde: “Her anı Beytulah her anı Arafat olan bu ziyareti nasıl anlatmalı ki.” Rabbim gönlünde Ehl-i Beyt sevgisi taşıyan herkese nasip etsin bu ziyaret ve duyguları…

(devam edecek)

Uğur Kepekçi / 28 Ocak 2014

Bu yazı 261 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar