Reklam
  • Reklam
“Sizinle nasihat arasında gurur perdesi vardır”
Reklam
Uğur Kepekçi

Uğur Kepekçi

“Sizinle nasihat arasında gurur perdesi vardır”

15 Nisan 2014 - 00:10

Bir önceki “Sosyal hayatı değerlendirmek” makalemizde; rehber insanların gerekliliğinden bahsettik. Uyarıcı bir dostun, nasihat eden bir büyüğün yardımına ihtiyacın en fazla olduğu bir dönemi yaşadığımızı dile getirdik. Arayan rehberini bulup Onun fikirlerinden tatmin olunca, hayatın gayesi anlaşılmakta ve yaşanan hayattan lezzet alınmaktadır.

Bir de madalyonun öbür tarafı var. Rehber insanları, sözü sohbeti dinlenecek dostların sözünü sohbetini dinleyeni de bulmanın zor olduğu bir denem yaşıyoruz.

İnsanlar kendi egolarını tatmin etmek adına, kendi fikrinin üstünde fikir kabul etmekte zorlanıyor. Başkalarıyla istişare etmekten kaçınıyor. Biri de “gözün üstünde kaşın var” dese bile adeta kıyamet kopuyor. Bu şartlar altında nasihatçiler nasihat etmeyi terk etmek zorunda kalıyor.

Nasihat dinlememek, bir hastalığın habercisidir. Ama maalesef bu halde bulunanlar kendinin hasta olduğunu da kabullenmekte zorlanmaktadır.

Etrafıma bakıyorum; insanlar birbirinin sözlerinden sohbetlerinden gittikçe uzaklaştıklarını, özelliklede nasihatçilerin etki alanından süratle uzaklaştıklarını görüyorum. Mesela insanlar dünyevi ya da uhrevi (belki de geleceklerini etkileyecek) çok önemli konularda birilerinden nasihat ya da fikir almak yerine, işine geldiği gibi yaşama yolunu seçmiş, nefsindeki gurur da onu bu konuda ayıkmaması için nasihatçiden uzak tutmaya çalışmaktadır. Gururu da kişiyi, “onun bildiği kadar sen de bilirsin, sen bildiğin gibi yap” telkinleriyle içinde bulunduğu batakta yok etmeye çalışmaktadır.

İnsanlar, imanın lezzetinden uzaklaştıkça, bencillik ve gurur hastalıklarına tutulmaktadırlar. Onlar bu durumun farkına varmış olsalar bile, belli aşamalardan sonra içinden çıkılması zor bir sürece girdiklerinden, kısır döngü hali yaşamaktadırlar.

Bu nefsi hastalıklarının müzminleşmesi halinde, nefisleri, başkalarından nasihat almayı bir gurur meselesi haline dönüştürerek, nasihat vericilerden uzaklaştırmaktadır. Hastalığın bu boyutunda kulaklar nasihat duysa bile, nefisler araya gurur perdesini attığından, gönüller nasihatten nasipsiz kalmakta, tesirini yaşayamamaktadırlar.

Bu konuda yine Ehl-i Beyt öğretisine ihtiyaç duyuyoruz. Bu hassas noktada Hz. İmam Hasan(a.s.) kişilerin nasihat dinlemesine engelin gurur hastalığı olduğunu haber veriyor: “İbadet etmek isteyen, onun için temizlenmelidir. Müstehap ameller, farzları engellerse onları bırakınız, yakîn, kurtuluşun sığınağıdır. Yolculuğun uzaklığını hatırlayan, ona hazırlanır. Akıllı adam, kendine nasihat etmesini isteyen kimseye hile yapmaz. Sizinle öğüt arasında(öğüt almanızı engelleyen) gurur perdesi vardır. (Gurur ve bencillik kalkmadıkça öğüt etkili olmaz) İlim, öğrenenlerin mazeretini ortadan kaldırdı, geçersiz kıldı. Vakti biten her kişi mühlet ister, fırsatı olan kişi de işlerini sonraya ertelemekle oyalanır.”(İmam Hasan /sayfa 101-102/ Prof. Dr. Haydar Baş)

Bu hastalıktan kurtulmak için yapılacak iş; herkesin kendi nefsini hesaba çekerek, gururunu bir kenara bırakarak, nasihat edicilerden nasiptar olmaya çalışmaktır. Şu bilinmelidir ki Hz. İmam Hasan’ın(a.s.) dediği gibi; “Sizinle öğüt arasında(öğüt almanızı engelleyen) gurur perdesi vardır. (Gurur ve bencillik kalkmadıkça öğüt etkili olmaz)”

Selam olsun, gurur perdesini kaldırıp nasihat dinleyenlere…

Uğur Kepekçi / 15 Nisan 2014

 

Bu yazı 190 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar