Reklam
  • Reklam
HANGİSİ?
Reklam
Yrd. Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi

Yrd. Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi

HANGİSİ?

00 0000 - 00:00 - Güncelleme: 09 Mayıs 2013 - 17:43

Son günlerde TV kanallarına çıkan sözüm ona birçok din âlimleri çıkıp ahkâm kesiyorlar. Her birinin tarifine kulak vermeye kalkarsak, o kadar çok din ortaya çıkıyor ki. Bu dinlerin hepsinin de ortak yanları; Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in yaşadığı dinle hiçbir ilgisi olmamaları herhalde.

Peygamberin yaşadığı dönemi, Asr-ı Saadeti yok sayarcasına Kur’an bize yeter deyip; iğneden ipliğe farklı yorumlar yapıp adeta yeni bir din ortaya çıkarıyorlar. Onlar için ne kadar ölçü olur bilmem ama; hadiste beyan edildiği gibi “Okun yaydan fırladığı gibi dinden çıkanların” prim yaptığı günleri yaşıyoruz. Birçok yazılı ve görüntülü medya bu kişilere yer vererek toplumumuzun dini amel ve de imanını sulandırmaya çalışmaktadırlar.

Hangi din?

Nasıl bir din?  

Senin benim dinim mi?

Ölçüyü kim koyacak?

Kur’an’ın hakikatini nasıl anlayacağız?

Evet bu soruların hepsinin cevabını bakınız Kur’an-ı Kerim bize nasıl cevap veriyor:

“O arzusuna göre konuşmaz. O’nun bildirdikleri vahyedilenden başkası değildir.” (Necm Suresi: 53)

Hz. Aişe( r.a.) ‘nin ifadesi ile “O canlı bir Kur’an’dır.”

Yani senin benim dinim; onun bunun dediği gibi değil. Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) ‘in yaşadığı gibi bir din bizden istenen. Bunu yaparken de sadece Peygamberimizin giyim kuşamını kendimize örnek almak değil. O’nun hayatının özünü, manasını, düşüncesini örnek alabilmek.

O’nun gibi düşünebilmek, O’nun gibi bakabilmek, O’nun gibi karar verebilmek. Eğer sünneti yaşamayı, sadece görüntüye bağlarsak yine hata yapmış oluruz. Burada esas olan olayın hakikatine inebilmektir. Bugün İslam âleminin en büyük düştüğü bir hata da budur. Sünnet denilince sadece görüntü akla gelmekte, Peygamberimizin hayat tarzı, hayata bakış açısı göz ardı edilmektedir.

Prof. Dr. Haydar Baş “Sünnet” isimli eserinin önsözünde sünnetin tarifini şöyle yapmaktadır:

“Cenab-ı Hak Kur’an’da bir din tarifi yapmaktadır. Bu anlatılan dinin Hz. Peygamberin şahsında hayata geçirilmesine, somut hale gelmesine, insanlara gösterilen bir örnek oluşturmasına sünnet denir. Yani Cenab-ı Vacibü’l Vücud Hazretleri ayetleri beyan ediyor, Sevgili Peygamberimiz de bu ayetleri müşahhas hale getiriyor.

…

 Bu sebeple Peygamberimizin hayatı Kur’an’dır. Sünnet, bu hayatın kendisidir.

…

Sünnet Kur’an’ın müşahhas hali, canlı örneğidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) canlı Kur’an’dır.”

Evet; gerçek sünnet, Peygamber efendimizin sadece giyindiklerinde değildir. O’nu kalbinde, içinde hissetmek ve O’nun buyruklarını hayatın her kademesine monta etmektir. Hayatın her anında Peygamberimizle olabilmektir. Gece farklı, gündüz farklı; işte farklı, evde farklı bir hayat değil. Her olayda O’nunla beraber olabilmek.

Bu dediklerimizin yaşanmasının yazdığımız kadar kolay olamayacağını İslam tarihinde çok rahat görmekte ve bunun ancak Resulullah(s.a.v.)’in hayatını hayatına düstur edinmiş dostlarla beraber olmakla sağlanacağını müşahede etmekteyiz.

Son sözümüz, bir dua olsun: “Allah bizleri Resulullah(s.a.v.)’in hayatını hayatına düstur edinmiş dostlarla beraber eylesin. Onları ve Peygamberimizi en iyi şekilde anlamayı ve yaşamayı nasip etsin.”

Dr. Ali Bestami Kepekçi 

04/06/2008

Bu yazı 335 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar