Reklam
  • Reklam
KISMETSE GELİR YEMENDEN…
Reklam
Yusuf Yakut

Yusuf Yakut

KISMETSE GELİR YEMENDEN…

00 0000 - 00:00 - Güncelleme: 09 Mayıs 2013 - 17:43

 

Ailesinin geçimine özen gösteren,saf,temiz ve bir o kadarda duygusal bir Anadolu genci Hüseyin…Hüseyin çalıştığı ve boş kaldığı zamanlarda ibadetine özen gösterir,işlerinde hep O nun rızasını düşünerek hareket ederdi. Allaha çokça tevekkül eden Hüseyin, ekonominin teğet geçmediği canlı bir örnek idi adeta,artık iş bulamaz olup, bulduğu da karın tokluğuna yetecek kadar,bir gün tok, bir gün aç nereye kadar ….

 

Ah vahların sayısının çoğaldığı günlerin bir gecesinde gördüğü rüyanın tekrarlaması üzere, durumu eşiyle paylaşmasına neden olur. Hüseyin rüya anlatımını bitirince, eşi tarafından hayra yorumlanıp gereğinin yapılmasının iyi olacağı ve kaderde ne varsa yaşanacağı temennisi ile yol hazırlığına koyulurlar ikisi de... Yol parası için elde kalan bir nişan yüzüğünü paraya çevirip tutar gurbetin yolunu…

 

İstanbul’u ilk görüşüdür Hüseyin’in, otogara varan otobüsten en son yolcu olarak iner, adımını attığı anda yerdeki iki adet siyah üzüme basmamak için çaba gösteren Hüseyin, bununla da kalmaz yerden alıp üfleyip yer üzümü, sorar yanındakilere ürkek bir ses tonuyla; acaba nerde bir iş bulabilirim? Diye…

 

Onlarda gördüğü dükkânlardan başlayıp iş bulana kadar gezmesini tavsiye ederler. Tavsiyelere harfiyen uyup söyleneni yapar Hüseyin, bir orda bir burada derken zaman akıp geçer su gibi, kendi şehrinden fazla bir fark olmaz onun için, çünkü karın tokluğuna çalışıp duruyor, artık bir karar vermesi gerekirdi ve öylede yapar.

 

Akşam yatağında tefekkür eder kendi kendine, rüyamda “senin rızkın İstanbul’dadır oraya git “dediler bu kadar zamandır gezip rızkımı arar dururum ama değişen bir şey yok, demek ki benim rızkım otobüsten inerken yediğim iki adet siyah üzüm olmalı, kendimi de sevenlerimi de fazla üzmemek için memleketim olan Kilis’e dönmeliğim.

 

Otobüs biletimi alıp beklerken, aynadan saç ve sakalımın uzadığını fark ettim, evime böyle dönmemeliydim, saati sordum, iyi, zaman var, bir tıraş olayımın deyip en yakın berberde aldım soluğu, sıramın gelmesini beklerken tıraş olanla berberin koyu sohbetleri derinleşti...

 

Berberin konuşmaları en çok beni ilgilendirmeğe başladı. Berber:”Benim atalarım Kilis’te yaşamış, merkezde Şeyhler mahallesi şeyhler sokak falan evde yaşamışlar, bahçedeki ağaç’ın altında gömülü bir hazinenin olduğunu dedem hep söylerdi, babam ve bizlerde kahkaha atıp eğlenirdik…

 

“Hadi hemşerim sıhhatler olsun deyip sıranın bende olduğunu hatırlatır berber, ben dona kalmıştım hayretler içinde, elim ayağım tutulmuştu, nasıl tıraş olduğumu bilemeden kendimi otobüse atıp zamanın hızla tükenmesini bekledim. Çünkü berberdeki tarif edilen ev benim evimdi, hareket saatinin gelmesiyle yola koyulduk, zamanın çabuk geçmesini ilk defa bu kadar çok istedim.

 

Uykusuz ve bir o kadarda heyecanlı geçen gecenin sonunda nihayet evime geldim; kapıyı kırarcasına çaldığımı eşimden öğrendim, hoş-beş demeden bir taraftan kazma –kürek ararken bir taraftan da olanları anlatmaya çalışıyordum, kısa bir süre sonra berberin anlattıklarının doğru olduğunu görünce, aman Allah’ım! Gözlerime inanamıyorum, aylınlar elmaslar diye atılan nara sonucu yataktan aşağı düşüşü bir olmuştu Hüseyin’in, mutlu sonun bir rüya olduğu, çok geçmeden kendine gelmesiyle anlaşılmıştır.

       

Yusuf YAKUT

 

Bu yazı 483 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar