Reklam
  • Reklam
Probiyotikler ile İlgili Bilinmesi Gerekenler
Reklam

Probiyotikler ile İlgili Bilinmesi Gerekenler

Zayıflamak ve sağlıklı uzun ömür sürmek, günümüz insanının gündeminde önemli bir yer tutarken, Dr. Osman Müftüoğlu Hürriyet’teki köşesinde probiyotikler konusunda önemli bir yazı kaleme aldı.

01 Kasım 2017 - 09:56 - Güncelleme: 02 Kasım 2017 - 12:03

Kimlerin probiyotik desteğine ihtiyacı var? sorusuna geleneksel beslenmenin terk edildiği konusuna vurgu yaparak başlayan Müftüoğlu, insanların “Dandik” gıdalar tüketmesi sonucunda probiyotik eksikliğinin yaşandığını hatırlatıyor.

 

Osman Müftüoğlu konu ile ilgili şunları dile getirdi: “Önce şunu bilelim: Tıpkı omega-3 eksikliği, D vitamini noksanlığı, B12 fakirliği sorunu gibi hepimiz ciddi bir probiyotik eksikliği problemi yaşıyoruz.

Nedeni de son derece basit: Geleneksel beslenme modelini terk ettik. Çöp gıdalardan, toksik besinlerden, probiyotikleri bırakın prebiyotiklerden (porbiyotikleri besleyen gıdalardan) bile fakir bir beslenme sistemine geçtik.

Plastik, sentetik, deyimimi hoş görün “dandik” gıdalar yiyip içiyoruz. Üstelik çoğumuz bu yanlışın farkında bile değiliz.

Farkında olmadığımız için de her ateşimiz yükseldiğinde antibiyotik yutmaya, her reflü atağımızda mide hapı içmeye, her gastrit yangınını antiasitlerle söndürmeye, her şişkinlik, kabızlık, gaz ya da ishal sorununu hapla, çöple halletmeye çalışıyoruz.

Daha da mühimi çoğumuzun yaşadığı “bağışıklık eksikliği” probleminin bile arkasında bu “probiyotik fakirliği meselesi”nin bulunduğunun da farkında değiliz. Biraz daha ileri gidelim.

Eğer bağırsaklarınızda yeteri kadar probiyotik bakteri yoksa iltihabi bağırsak hastalıklarına yakalanma ihtimaliniz artıyor, alerjik reaksiyonlarınız sıklaşıyor, kanınızdaki şeker, kolesterol ayarı bile bozulabiliyor.

Kimlerin probiyotik desteğine ihtiyacı var?

Probiyotik gücümüzü nasıl artırabiliriz?

Peki nasıl halledilecek bu probiyotik eksikliği sorunu diyorsanız çözüm basit. Eski beslenme modelimize yeniden geri döneceğiz. Şekeri, unu, trans yağları unutup doğal besinlere yöneleceğiz. Daha çok sebze (özellikle de bamya, pırasa, yer elması, kereviz, soğan, sarımsak), ölçülü meyve (özellikle elma ve yarı olgun muz), tam tahıl, bakliyat tüketeceğiz.

Probiyotik zengini besinlere (yoğurtlar, peynirler, kefir, boza, turşular, şalgam, tarhana...) ağırlık vereceğiz.

Özeti şu: Eğer “nereden çıktı bu reflü, gastrit, sinirsel kolit, iltihabi bağırsak hastalığı, ishal, kabızlık, gaz, şişkinlik?” diyorsanız, “bağışıklığım neden bu ölçüde yerlerde sürünüyor?” sorusuna yanıt arıyorsanız o yanıtın cevabının probiyotik noksanlığı ile ilişkili olabileceği aklınızda olsun.

(Kilis Postası Haber Merkezi)

Bu haber 695 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Kilis’te Yerli Tarım İşçisi Azalıyor
Kilis’te Yerli Tarım İşçisi Azalıyor
Bir Zamanlar Kilis'te Neler Varmış?
Bir Zamanlar Kilis'te Neler Varmış?