BAŞ: "Halkların Kardeşliği İçin Ekonomik Bir Yol...
Reklam

BAŞ: "Halkların Kardeşliği İçin Ekonomik Bir Yol Açtım"

'Ekoanaliz' ve 'Milli Kahramanlar', akabinde Ehl-i Beyt programlarıyla Anadolu'yu karış karış gezen Bağımsız Türkiye sevdalıları şimdi de 'Atatürk Vatandır' diyerek Türk milletine sesleniyor.

05 Nisan 2018 - 10:03 - Güncelleme: 05 Nisan 2018 - 11:40

Yıllar içinde yüzlerce sempozyum gerçekleştiren kadromun ve bendenizin Türk milletinin birliği ve bütünlüğü, devletinin bekası dışında bir gayesi bulunmamakta... Salonları dolduran milletimiz de elbette bunun farkında… Takdir ediliyoruz ve benimseniyoruz. Dediklerimizin doğruluğuna ve çözüm önerilerimize hiçbir aykırı ses de yok…

Gelin görün ki sıra, bir örneği belki Cumhuriyet tarihinde gelmemiş doluluktaki ve kalitedeki BTP kadrolarını iktidar etmeye gelince kimsenin aklına oy vermek gelmiyor. Bu hal, akan çeşmenin altına değil de suyun hemen yanına testi koymaya benziyor. Su akıyor, su var ama testi yanlış yerde olduğu için içine dolamıyor, boşa akıyor. Bizler, 2002 senesinden beri akıp giden projelerimizin, çözümlerimizin, millet ve devlet yararına olan her şeyin artık işe yaramasını diliyoruz.

Dünya çapında neticeler doğuran görüşlerimizin her birisi 'tez' konusudur. Biz siyasete girdiğimiz zaman "3 katrilyon dolarlık yeraltı kaynağımız var" demiştik. Bunda gayemiz, millete ait olan kaynakların yine millete dağıtılması idi. Sosyal devletin gereği buydu.  Ben illerin maden raporlarını hazırlayıp, gittiğim ildeki yeraltı kaynaklarını saydıkça, ilim adamları, siyasiler, fikir adamları hatta halkımız "Yok canım, öyle şey olur mu?" diyerek burun kıvırdılar. Oysa böyle bir hakikat varsa başta milletin meclise gönderdiği vekiller olmak üzere sahip çıkmalarını beklerdik. Bizden duyduğunda inkâr eden iktidar, kaynakları Avrupalı ve Amerikalı iş adamlarına teslim etti.

Ancak halen milletimiz adına umudumuz var. Zira 3 katrilyon dolarlık kaynakları yabancı şirketlerin on yılda, on beş yılda bitirmesine imkân bulunmamaktadır. Mersin'den milletimize bir kere daha seslendik: Eğer bizi iktidara getirirseniz bu kaynakların tamamını geri alacağız. Milletin iradesi ve isteği olmadan yabancıya verilen kaynakları millet adına geri alacağız. Bu madenleri yerine ve bölgesine göre yüzde 49'u milletin, yüzde 51'i de devletin olmak üzere işletmeye açacağız. İşte o zaman Türkiye'nin, dünyanın bir numaralı devleti ve milleti olduğunu göreceğiz. Biz eğer bunları yapmazsak sürünmeye devam edeceğiz.

2005 senesinden beri dünyaya mâl olmuş tezimizin kurallarını Türk Milleti'ne anlatıyoruz. Hıristiyan dünyadan pek çok ülkenin kurtuluş olarak sarıldığı modelimiz ülkemizde maalesef “seçim vaadidir" zihniyetinin ötesinde kabul görememiştir. Vatandaşlık maaşı projemiz mesela… Bu ülkede Cumhuriyetimizi kuranların tamamı Atatürk'ün ifadesi ile Türk milletidir. Halk olarak farklı farklı halklardan olabiliriz ama millet olarak bizim adımıza ‘Türk’ denir. Bu halkların kardeş olabilmesi için ekonomi sahasında ben onlara bir yol açtım. Vatandaşlık maaşı altında 'vatanını sevsin' dedim. Ben iktidarda olabilseydim her Türk vatandaşı bin TL vatandaşlık maaşı alacaktı. Sadece vatandaşlık maaşı değil, ev hanımlarına da ayrıca bin 500 lira maaş verecektik. Ev hanımları ev hanımı maaşını işçi statüsünde alacaktı. İkisini toplarsak bir ev hanımı 2 bin 500 lira maaş alacaktı. Ey Türk anası, sana 2 bin 500 lira verene sen oy vermedin! Şimdi sen bugün geçiminden şikâyet ediyorsun. Siz onları dinlediniz, onlar da 2023 yılı için farklı farklı hesapların içine girdiler. Ben devleti ayakta tutmak için formüller icat ediyorum ama milletim beni terk ediyor. Vergiyi Türk tarihinden silmeyi anlatıyorum yıllardır. "Bu nasıl olur? Olmaz ki" diyenlere bir kez daha anlatalım: Kapitalist siyasilerin 3 tane gelir kaynağı var: Vergi, zam ve ceza. Milli Ekonomi Modeli'nde senyorajın devreye konması, madenlerin devlet-millet ortaklığı ile işletilmesi ve geliri belli bir kesimin üzerindeki kesimden vergi alınması devletin gelir kalemleridir. GSMH geçen yıl 3 trilyon liraydı. Bizim bu 3 trilyon kazanca karşılık piyasada bir tek kuruş paramız yok. Mesela ben size bin lira verdim, gittiniz bir çuval mısır aldınız, tarlaya ektiniz, hasat zamanı geldi biçtiniz. Ektiğiniz ürün bin liralık, elde ettiğiniz ürün 10 bin liralık. Tarladan bire on aldık ama bu hasat edilen mısır için bir tek kuruş basmadık. O bin lira ile piyasadaki tüm mısırı almak mümkün mü, değil. Biz fazla ürünün karşılığında basılması gereken parayı, emisyonu genişleterek basarız ve bin liramız 10 bin lira olur. Türk ekonomisi bitmiş durumda.

Siyasetin birinci vazifesi adil bir gelir dağılımını sağlamak olmalı iken günümüz şartlarında bu imkânsız. Devleti idare eden siyasetin faizli parayı sistemden çıkarması lazım. Türk milleti bankalara 3 trilyon 61 milyar TL borçlu. Bunlar ticaretin sonucu olan bir borç değil, bankalardan alınan krediler. Bu borcu ödeyebilmenin tek yolu Milli Ekonomi Modeli'ne geçmektir. Gençlere uzun vadeli, faizsiz evlenme kredisi vereceğim ve bu gençlerin düğününü yapacağım. Doğum yapan her anneye 15 bin lira doğum ikramiyesi vereceğim. Lise mezunlarının tamamını sınavsız üniversiteye alacağım. Beşikten mezara milletimizi baba devlet olarak kucaklayacak sosyal devlet projelerini hayata geçireceğim. Asgari ücret 800-900 lira civarındayken, "bu para ile kimse geçinemez" dedim. Ben ayda 5 bin lira asgari ücret vermeliyim ki benim milletimin karnı doysun, sırtı giysin diye düşündüm ve asgari ücreti 5 bin lira olarak ilan ettim. "Kısaca hiçbir siyasinin düşünmediklerini formülleştirerek milletimizin önüne koyduk ama karşılık bulamadık" diye bahsederken, ön sıralardan bir beyefendi “20 bin oyum ile sizi destekleyeceğim” diyerek ayağa kalktı. Bu bey, 1918 senesinde Fransa'nın Ermeni çetelerle beraber Adana bölgesinde ilerlemesinin önüne geçen Şeyh Cemil Nardalı'nın torunlarından Rıfat Nardalı idi. Atatürk, Samsun'a çıkmadan önce Şeyh Cemil'in konağında iki gün kalmıştır. Atatürk'ün Milli Mücadele'ye ilk adımı atması, Şeyh Cemil'in desteğini almasından sonradır. Yani Şeyh Cemil, Gazi'nin silah arkadaşıdır. Fransız askerlerine karşı direnen Şeyh Cemil'e, Nardalı soyadını bizzat Atatürk vermiştir. Milletimiz ve devletimiz adına yapmak istediklerimizi en önce Ehl-i Beyt soyundan gelenlerin anlaması bize güç veriyor.   Ne diyelim, bu kadar refah ve bolluk sunulan bir dünyayı, kursağındaki lokmasını sayan siyasilere alışmış vatandaşın anlamaması da normal esasen…

Prof. Dr. Haydar BAŞ

(Kilis Postası Haber Merkezi) 

Bu haber 630 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Kilis’te Şüpheli Ölüm
Kilis’te Şüpheli Ölüm
Kaynamış Mısır Çıktı
Kaynamış Mısır Çıktı