BTP Genel Başkanı Independet Türkçe’ye Konuştu

BTP Genel Başkanı Independet Türkçe'ye Konuştu

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, Independet Türkçe'ye verdiği mülakatta, Türkiye'nin en büyük sorununun ekonomi olduğuna işaret ederek, "Ekonominin getirdiği çıkmazlardan ötürü bir eğitim ve toplumsal adalet problemiyle karşı karşıyayız diyebiliriz" dedi. Baş, "Kanal İstanbul projesiyle ilgili 100 milyar liralık bir projeden söz ediliyor. Bu parayla 1 milyon konutu yenileyebiliriz. Bunları yaparak vatandaşlarımızı güçlendirip güvenlerini kazanabiliriz" diye konuştu.

07 Kasım 2020 - 10:42 - Güncelleme: 09 Kasım 2020 - 10:04

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Independet Türkçe'den Abdulhakim Günaydın'ın sorularını cevapladı. BTP Lideri, 'partinin siyasetinde bir değişiklik olup olmayacağı' sorusuna şöyle cevap verdi: "Siyaset yapmanın dışında bir fikir hareketi olduğumuz için bir değişiklik söz konusu değil, hiçbir zaman da olmayacaktır. Fikir ve inancı olgunlaştırmak, vatan ve millet sevdası için yola düşmüş insanların bugünkü ortak paydasıyız. Partimiz ilk kurulduğunda o dönem teşkilat başkanlığımızı yapan Doç. Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi'nin güzel bir hatırası var. Parti kurulduğunda merhum Genel Başkanımıza 'Hocam partimizin teşkilatlarını nasıl ve kimlerden oluşturalım' diyor. Babam da cevap olarak diyor ki, 'Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığından, birliğinden ve beraberliğinden yana kim varsa onlardan oluşturacaksın.' Dolayısıyla partinin kimliği ve duruşu, bağımsızlık, birlik ve beraberlik üzerine kurulduğu için bu bizimde aynı düşünce ve inancımızdır. Bu nedenle bir değişiklik olmadı ve hiçbir zamanda olmayacaktır."

Eğitim politikası sık sık değişiyor

Türkiye'de eğitim politikalarının sık sık değiştiğini dile getiren Hüseyin Baş, şunları söyledi: "Gençlerimiz, çocuklarımız sınavlarla yoruluyor, PİSA değerlendirmelerinde, OECD ortalamalarında Türkiye'nin hali ortada. Eğitime nasıl bakıyoruz dersek, şunu söyleyebilirim: Öğrenmeyi öğrenen nesiller, analiz ve sentez kabiliyeti gelişmiş nesiller yetiştirmek gerekiyor. Tabii bunların temelinde her zaman ekonomi yatmaktadır. Milli Ekonomi Modeli (MEM) vatandaşını tutan, halkları kendi imkanlarıyla güçlü hale getiren ve eğitim, sağlık ve güvenlik gibi konuları içeren bir modeldir. Eğitim hususunda yatırım yapmak zorundayız. Eğitime yüzde 2'lik bir bütçe ayırıyoruz. Her yıl 130 milyar lira faiz ödeyen bir ülkeyiz. Peki biz 130 milyar lira ile ne yapabiliriz? Bu parayla atanamayan tüm öğretmenleri atayabiliriz. Bunun yanında mevcut eğitimci ve öğretmenlerimizin maaşlarını iki katına çıkarabiliriz. Bu parayla çok ciddi anlamda bir rahatlama sağlanabilir. Eğitim, adalet ve ekonomi hususunda tüm çözümler bizde mevcuttur."


En büyük sorun ekonomi

Türkiye'nin öncelikli sorununun ekonomi olduğunun altını çizen BTP Genel başkanı, "Ekonominin getirdiği çıkmazlardan ötürü bir eğitim ve toplumsal adalet problemi ile karşı karşıyayız diyebiliriz. Dediğim gibi 'MEM bizim için olmazsa olmazdır'. Çünkü işin çıkış noktasıdır. O yüzden ekonomide milli ve vatandaşımızın refahını yükseltecek bir duruşa dönmemiz bizim için elzemdir. Bu noktada adalet ciddi bir problem olarak algılanıyor Türkiye'de. Bu hususta da şunu söylemek isterim. Tek cümlede ifade edecek olursak, hakim ve savcıların cübbelerinde düğme yoktur, biz onların önlerini ilikletmeyecek durumda ve kıvamda, onlara saygı göstermemiz gerekiyor. Onların kararları Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan her bir bireyi bağlar. O yüzden şahsi menfaatler, siyasal menfaatler uğruna adaleti asla argüman olarak kullanmamak gerekiyor.

Ufak Amerika olmaya çalışmanın zararı büyük

Türkiye'de yönetime göre dış politika izlendiğini vurgulayan BTP Lideri, "Aslında bir devletin dış politika anlayışı her dönemde ve her şartta sabit olmalıdır. Bu şu anlama gelir; bizim milli çıkarlarımız, vatandaşlarımızın çıkarları, topraklarımız çıkarları bellidir ve bu çıkarlar hususunda sabit bir dış politika belirlenir. Yüz yıllık Cumhuriyet tarihinde Türkiye'yi 10'ar yıllık bölümlere ayırsak her 10 yılda bir farklı dış politika anlayışı izlemişiz. O yüzden bir çıkmaz ile karşı karşıyayız diyebiliriz. Örneğin son 20 yılda biz önceliği Avrupa Birliği (AB) ile başlayan bir sürece şahit olduk ve AB ile başlayan sürecin aslında bizim için bir getirisi ve götürüsü olduğunu bugün itibariyle gördük. Döndük dolaştık ne yaptık, dedik ki; Ortadoğu'da coğrafi bir birlik oluşturalım ama buradan bir fayda elde edemedik. Daha sonra bir İslam birliği oluşturalım dedik, oradan da bir fayda elde edemedik. İşte günün sonunda yavru vatan Kıbrıs ile baş başa kaldık. Hiçbir müttefik kalmadığı gibi dost ülke de kalmadı. Komşularla sıfır sorun anlayışından geldiğimiz nokta ortada. Bunların acilen onarılması gerekiyor. Bu Akdeniz krizinde de çözüm, komşularımızla bir birlik oluşturabilmektir. Onlarla birlikte bir çıkar birliği oluşturabilmektir. Bugün Mısır, Libya ve Suriye gibi ülkelerle bir birlik oluşturabilirsek durum çok daha farklı olacaktır. Dönemin Dışişleri Bakanı gelip Atatürk'e diyor ki 'paşam nasıl bir dış politika izleyelim, ana unsurları neler olsun?' Atatürk eline kağıt kalem alıyor ve çok önemli 4-5 madde sıralıyor. Benim hiç unutamadığım maddelerden biri de şudur; Arapların iç işlerine karışmayın. Bu çok önemlidir. Aslında hiçbir ülkenin iç işlerine karışılmamalı. Nasıl ki Türkiye'nin iç işlerine karışılsa hem vatandaş hem de hükümeti rahatsız ediyorsa bu diğer ülkeler içinde böyledir. Ama biz bunu yaparak tabiri caizse ufak Amerika olmaya çalıştıkça bu sorunlar hiçbir zaman bitmeyecek, daha da büyüyecektir" şeklinde konuştu.

Erken seçim olmalı

Erken seçim olma ihtimalinin olmama ihtimalinden en az bir puan fazla olduğunu belirten Hüseyin Baş,  "Yarın seçim olsa BTP olarak biz hazırız. Şahsi kanaatim erken seçimin olması gerektiği yönünde" diye konuştu.


Kanal İstanbul projesiyle 1 milyon konut yenilenebilir

BTP Genel Başkanı, Kanal İstanbul projesi konusundaki bir soruya ise şöyle cevap verdi: "Ben projenin verimliliğini ve getirisini tartışmayacağım, çünkü olaya şöyle bakıyorum: karnı aç olan birini su ile doyuramazsınız. Türkiye'nin mevcut koşullarında bu tip büyük projeleri hayata geçirmekten ziyade öncelikle problemlerimizi ve vatandaşımızın refahını düşünmemiz lazım. Kanal İstanbul projesiyle ilgili 100 milyar liralık bir projeden söz ediliyor. Bu parayla 1 milyon konutu yenileyebiliriz. Türkiye'nin her yerinde çokça önümüzü açacak, elimizi rahatlatacak ve doğal afetlere karşı güçlendirecek bir argüman aslında. Bunları yaparak vatandaşlarımızı güçlendirip güvenlerini kazanabiliriz. Peki, bu proje bize ne kazandırıyor? Açıkçası ben bir kazancını görmüyorum. Öncelikli sorunlar hal edilmedikçe bunun kazancı olmayacaktır. İstanbul'un sıhhati açısından değerlendirme hususunda projeye çok hakim biri değilim ancak mühendis ve sosyolojik açıdan yapılan değerlendirmelerde bildiğim kadarıyla İstanbul'un uzun vadedeki sıhhatine olumsuz etki edeceği söyleniyor. Bu bilimsel bir tarafıdır. Faydalıysa yapılır zararlıysa yapılmaz. Bu bizi şuan ilgilendiren bir husus değil. Bizi ilgilendiren tarafı, bu kadar dert varken bizim bu projelere zaman harcıyor, belki rant alanı oluşturuyor olmamız. Mesela Katar'a satıldığı söylenmesi gibi. Doğru veya yanlış tartışmıyorum ama buralarda rant ihtimali varsa ve benim vatandaşım çocuğuna pantolon alamadığı için intihar ediyorsa burada bir problem vardır. Devlet vatandaşına karşılıksız bir şekilde hiçbir şey beklemeden babalık yapmalı ve refahını düşünmeli."

İttifaklara eşit mesafedeyiz

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, ittifaklar konusunda ise şunları söyledi: "Biz her yere eşit mesafede uzağız, eşit mesafede yakınız. İlla bir ittifak çatısı altında olmak zorunda değiliz ama şu gerçeğin de farkındayım. Gelinen durumda Türkiye'de özellikle başkanlık sistemi ile birlikte ve siyasi konjonktür itibariyle partiler bir tarafa itilmek durumunda bırakılıyor. Şunu önemsediğimi belirtmek isterim ki, bir tarafta olmak diğer taraftarlarca düşmanlaştırılmamalı. Ne kendimizi ne de vatandaşımızı meze etmek istemeyiz. Kendimizi bir Millet veya Cumhur ittifakı içinde değil, esasında hem Millet hem de Cumhur ittifakının fikirsel, bilimsel ve duruşsal anlamda etrafında birleşebilecek bir siyasi olgunlukta görüyoruz. Allah'ın izniyle bunları yaşayacağız. Hacı Bektaş'ın da dediği gibi aslan ile ceylanı bir arada tutabilecek siyasi refah ve toplumsal ortamı sağlamak için yola çıktık. Sağlayacağız diye umut ediyorum." 

(Kilis Postası Haber Merkezi)

Bu haber 2597 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
Reklam
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Vali Soytürk’ün Engelliler Günü Mesajı
Vali Soytürk’ün Engelliler Günü Mesajı
Altın Fiyatları (3 Aralık 2020)
Altın Fiyatları (3 Aralık 2020)