Ehl-i Beyt’in annesi Hz. Hatice (a.s.)

Ehl-i Beyt’in annesi Hz. Hatice (a.s.)

Prof. Dr. Haydar Baş Hocam, hayatı boyunca, "dünya hayatı olması gerektiği şekilde nasıl yaşanır, ahiret ise nasıl kazanılır"ın pratik örneklerini bizlere yaşayarak gösterdi.

17 Kasım 2020 - 09:58

O, Hz. Peygamberin ifade ettiği gibi "çift kanatlı bir kuş gibi"ydi, hemen ölecekmiş gibi hayatını ahireti için yaşadı, hiç ölmeyecekmiş gibi de dünyayı mamur etti.

O'nun bir ömre sığmayacak tüm eserlerinde "Hazreti İnsan" olmanın sırrı vardır.

15 ciltlik Ehl-i Beyt Külliyatı'nda, Hz. Peygamberin, "sapıklığa düşmemek için sımsıkı sarılın" dediği Ehl-i Beyt'in mükemmel hayatlarını bizlere aktardı.

Sadece bununla da kalmadı, Onların ölçülerini de bugünlere, bizlere taşıdı.

Hayatıyla örnek bir yaşam, eserleriyle de sağlam ölçüler gösterdi.

Bizler de bu eserlerden öğrendiğimiz hakikatleri günümüze ve yaşantımıza ışık tutması niyetiyle zaman zaman aktarmaya çalışıyoruz.

Bugünkü yazımda, Hz. Peygamberin kıymetli eşi Hz. Hatice Validemizden bahsetmeye çalışacağım. Allah şefaatlerinden mahrum eylemesin.

Hocam, Hz. Fatıma eserinde Hz. Hatice Validemize geniş bir yer ayırdı, detaylı bilgi için mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum.

Hz. Hatice, Allah Resulü'ne iman eden ilk kişidir.

Hem anne ve hem de baba tarafından Kureyşlidir.

Hz. Peygamberin İbrahim dışındaki diğer çocuklarının annesidir.

Peygamberlikten önce 15 yıl, peygamberlikten sonra da 10 yıl Resulüllah'a hanımlık yapmış ve tüm serveti ile Kendisini davasında desteklemiştir.

Hz. Hatice, soy olarak Kureyş'in en önde gelen ailelerinden birine mensuptur.

Ailesi Kabe'yi himaye etmeleri ile tanınırdı.

Yemen padişahı Tübba, Hacer'ül-Esved'i Mescid'ül-Haram'dan Yemen'e götürmek istediğinde, Hz. Hatice'nin babası Hüveylid buna tek başına karşı koymuştur. O'nun mücadelesi ile Tübba, kararından vazgeçti ve artık o taşı yerinden çıkarmadı.

Hz. Hatice'nin dedesi Esed, Hilf'ul-Fudul ittifakının seçkin azalarından biri idi.

Hz. Peygamber 20 yaşlarında olmasına rağmen bu ittifaka katılmıştır.

Hz. Hatice'nin amcasının oğlu Varaka ibn-i Nevfel puta tapmayı sevmeyen bir kişiydi.

Varaka, Mescid'ül Haram'da Peygamberle karşılaştı ve "Gördüğün ve duyduğun şeyi bana açıkla" diye arz etti. Resulüllah da meleğin nazil olma hadisesini ona beyan etti.

Varaka da, "Allah'a andolsun ki, Sen Allah'ın Peygamberisin, Musa'ya nazil olan melek Sana da nazil olmuştur. Bil ki, Seni tekzip edeceklerdir. Sana eziyet edecek, Seni vatandan sürecek ve Sana karşı savaşacaklardır. Ben o zamana kadar hayatta kalırsam Allah'ın dinine yardım ederim" dedi. Daha sonra da Resulüllah'ın başını öptü ve gitti.

Hz. Hatice'nin akrabaları Hz. İbrahim'in Hanif dini üzereydiler. Ve Arap Yarımadası'nda ortaya çıkacak hak dinin beklentisi içindeydiler. Kâbe'nin putlarla dolu olduğu bir dönemde Hz. Hatice ve ailesi Hz. İbrahim'in dini üzere yaşamıştır ve asla putlara tapmamışlardır.

Hz. Hatice'nin Hz. Peygamber'le evlenmeden önce, O'nun temiz ahlakına, dürüstlüğüne büyük bir hayranlığı vardı. Evlilik niyetinin açıklanmasının Hz. Hatice (a.s.) tarafından geldiği konusunda tereddüt yoktur.

Bu niyetin belli olmasından sonra Hz. Peygamber, başlarında Hz. Ebu Talib olmak üzere amcalarından oluşan bir grupla beraber Hz. Hatice'nin evine geldi.

Sözü önce Ebu Talib aldı ve şunları söyledi:

"Bizi İbrahim'in soyu ve İsmail'in zürriyeti kılan, bizi güvenilir Harem'e yerleştiren, bizi insanlara hâkim kılan ve şu anda içinde bulunduğumuz bu beldemizde bize bereketler veren şu Kâbe'nin Rabbine hamd olsun.

Şu benim yeğenim Muhammed, Kureyş'ten kiminle mukayese edilirse edilsin, mutlaka ağır basar. Kiminle karşılaştırılırsa karşılaştırılsın, kesinlikle O'ndan daha büyük olduğu ortaya çıkar. İnsanlar içinde O'nun dengi yoktur. Gerçi malı azdır. Ama mal-mülk geçici bir nasip ve az sonra kaybolacak bir gölgedir. O Hatice'yi istiyor. Hatice'nin rızası ve isteği doğrultusunda onu Muhammed'le (s.a.v.) evlendirmek için sana geldik.

İstediğiniz mihri ise peşin veya veresiye ben vereceğim. Şu Kâbe'nin Rabbine yemin ederim ki, O'nun büyük bir nasibi, yaygın bir dini ve kusursuz bir görüşü vardır."

Daha sonra sözü Hz. Hatice'nin amcası aldı ise de Hz. Hatice kendisi söz alarak Hz. Muhammed'le kendini evlendirdi.

Evlilik merasimine aracı olması için Hz. Hatice'nin Varaka'yı araya koyduğu rivayet edilmektedir. Varaka, "Hz. Muhammed'i evliliğe razı ettim" diye müjde verdiğinde Hz. Hatice'nin bu büyük hizmetin kadri olarak beş yüz eşrefi (altın) değerinde bir hediye verdiği yazılmaktadır.

Resulüllah efendimiz Hz. Hatice için, "İslam, Ali'nin kılıcı ve Hatice'nin malı üzerinde yükseldi" buyurmuştur.

Rafi'den: "Resulüllah, ilk namazını Pazartesi günü kıldı. Hatice Pazartesi gününün sonuna doğru kıldı. Ali (a.s.) ise, ilk namazını ertesi gün, Salı kıldı."

Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır:

"Cennet kadınlarının en üstünleri; Hatice bint-i Hüveylid, Fatıma bint-i Muhammed, Meryem bint-i İmran ve Firavun'un karısı Asiye bint-i Mezahim'dir."

Ümmü Seleme Annemizin rivayetiyle, Hz. Fatıma'nın Hz. Ali ile evleneceği sıralarda Hz. Peygambere Hz. Hatice hatırlatılıyor. Hz. Peygamber gözyaşlarını tutamıyor ve şunları söylüyor: "Ah! Nerede Hatice gibi bir kadın? Zira herkes beni yalanladığı bir zaman O doğrulamıştı. Dünyama ve ahiretime yardımcı olmuş bir kadındı."

İşte tüm insanlığa örnek olan, sevilmiş ve seçilmiş Ehl-i Beyt; âlemlere rahmet olarak gönderilen böyle bir Peygamberin ve tüm servetini Allah ve Resul'ünün dinine feda eden böyle tertemiz bir annenin neslidir. Allah şefaatlerinden mahrum eylemesin.

Murat Çabas

Yeni Mesaj Gazetesi

(Kilis Postası Haber Merkezi)

Bu haber 476 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
Reklam
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Halk katında deli, Hakk katında veliler-1-
Halk katında deli, Hakk katında veliler-1-
Kilis Barosu Başkanı Fazlıağaoğlu Taburcu Oldu
Kilis Barosu Başkanı Fazlıağaoğlu Taburcu Oldu