En Caydırıcı Güç Ekonomik Bağımsızlıktır
Reklam

En Caydırıcı Güç Ekonomik Bağımsızlıktır

Bugün her sahada bilek güreşlerinin yaşandığı bir dünyada, tavize dayalı bir denge politikası gütmek pek de akıllıca değildir.

12 Temmuz 2019 - 10:27 - Güncelleme: 13 Temmuz 2019 - 11:43

Birbirlerine dişlerini geçiremeyenler, rakiplerine verecekleri mesajları, hep bu arada kalan, her iki tarafı da verdiği tavizlerle idare etmeye çalışan ülkeler üzerinden gönderirler ve hırslarını da bu ülkelerden alırlar.

 

Bu açıdan da bakıldığında tam bağımsız bir devlet olmak, özellikle de ekonomik bağımsızlığa sahip olmak günümüzün dünyasında mutlak bir zorunluluktur.

 

Dünyanın en stratejik coğrafyasında, kıtaların buluştuğu noktada bulunan ve de birçok işgal projesinin de bu sebeple kesiştiği Türkiye için tam bağımsızlık, bundan kat kat daha büyük bir zorunluluktur.

 

Mustafa Kemal Atatürk, bu gerçeği gördüğü için Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni tam bağımsızlık esası üzerine kurmuştur. Milli iradeyi de hakim kılarak ülkenin meşruluğunu tüm dünyaya kabul ettirmiş, o dönemdeki bütün işgal projelerini geri püskürtmüştür.

 

Bu basireti gösteren Ata'mıza ne kadar dua etsek azdır. Tabii ki, Ata'mızın bu yönü de olmak üzere tüm yönlerini belgelerle önümüze koyan Hoş Geldin Atatürk eserinin yazarı, Atatürk Vatandır tezinin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş'a da sonsuz teşekkürler…

 

Atatürk'ün tam bağımsızlık anlayışı elbette ki ekonomik bağımsızlık esasına dayanıyordu.

 

Bu sebeple Kurtuluş Savaşı'ndan sonra ilk iş olarak Milli İktisat Kongresi'ni toparladı ve ülkeyi yönettiği dönemde bir kuruş dışarıdan borç almadan tamamen milli bir hamleyle kalkınmayı gerçekleştirdi.

 

Onun bağımsızlık anlayışında, önce milleti esir almak isteyenlerin cephede geri püskürtülmesi, ardından da sahadaki bu zaferlerin milli bir iktisatla taçlandırılması vardı; o da bunu yaptı.

 

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş da, bizzat kendi ifadesiyle, Atatürk'ün ayak izlerine basarak yürümektedir.

 

Dikkat ederseniz, Türkiye'nin, hatta dünyanın siyaset tarihinde partiyi kurmadan önce hangi ekonomik projeleri hayata geçireceğini belirleyen, ülkeyi ekonomik sorunlardan kurtarıp tam bağımsızlığa nasıl götüreceğinin hesabını kitabını yapan, bunun için dünya çapında bir model ortaya koyan Prof. Dr. Baş'tan başka bir siyasi lider yoktur. Çünkü o da Atatürk gibi "bağımsızlık benim karakterimdir" anlayışına sahip bir liderdir.

 

Okyanus ötesinden ya da Brüksel'den icazet alarak iktidara gelmenin kolay olduğunu ama günün sonunda bunun çok acı faturalarının olacağını çok iyi bilmektedir.

 

Böyle bir icazetle gelindiği takdirde asla bağımsız olunamaz ve millete de asla hizmet edilemez. Dünya sahnesinde geçmişte ve günümüzde bunun ibretlik örnekleri çoktur. Ekonomik bağımlılık, eğer bağımlı olduklarımız ülkemiz ve milletimiz üzerinde menfur hesaplar peşindeyse –ki maalesef öyle- dostlarımızı düşman kılar, düşmanlarımızı daha da cesaretlendirir.

 

Öyle olmuyor mu? Bakın şu Doğu Akdeniz'de yaşadığımız güncel gelişmelere… Doğu Akdeniz'de denize kıyısı en uzun olan ülke Türkiye…

 

Ama Kıbrıs Ada'sının etrafındaki petrol ve doğalgaz sahalarına İsrail ve Yunanistan'la birlikte el koymak isteyen Kıbrıs Rum Kesimi…

 

Bu sahalarda sondaj yapmak için Rum Kesimi'nin anlaşma yaptığı şirketler de hiç de tesadüf değil; ABD'li Exxon Mobil ve Noble, İtalyan ENI ve Fransız Total…

 

Rum Kesimi tek taraflı olarak bizim de hakkımız olan sahaları Batılı ve İsrailli şirketlere peşkeş çekiyor, herkes alkışlıyor, biz de ortak olalım diye sıraya diziliyorlar.

 

Türkiye olarak hakkımız olan alanda iki sondaj gemimizle arama faaliyetleri yapmaya başlıyoruz, dünya ayağa kalkıyor. AB, ABD, İsrail peşpeşe tehditler yağdırıyor, yaptırım kararları açıklıyorlar, doğusu, batısı Türkiye'ye karşı birleşiyor. Hatta yaşadığı krizde sahip çıktığımız Katar bile Rum'un yanında yer alıyor.

 

İşte ekonomik bağımlılık böyle bir şey… Ekonomik olarak bağımsız değilseniz, emin olun ki böyle yalnız kalmaya mahkumsunuz. Ekonomide bağımlı olduğunuzda, bakın, çok ihtiyaç duyduğunuz S-400 hava güvenlik sistemlerini bile almakta zorluk yaşıyorsunuz.

 

ABD'den gelen şu itiraf oldukça önemli: ABD Hazine Bakan Yardımcısı Marshall Billingslea, İran ve Kuzey Kore'ye karşı işe yarayan önlemlerin Rusya karşısında çözüm üretmediğini belirterek Washington'un Moskova'ya ekonomi alanında karşı koyamadığını vurguladı. (REUTERS / Sergei Ilnitsky 13.09.2018)

 

Peki, ABD'nin Çin'e ya da Huawei gibi Çinli şirketlere uyguladığı yaptırımların bir etkisi oluyor mu? Elbette ki hayır, hatta bu yaptırımların kalkmasını bizzat ABD'li dev şirketlerin sahipleri talep ediyor. Trump'a bu noktada baskı kuruyorlar.

 

İşte ekonomik bağımsızlık ve bu bağımsızlığın kazandırdığı güç böyle bir şey…

 

Çin ve Rusya gibi BRICS devletleri bu ekonomik bağımsızlığa Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli ile kazandılar ve bu gerçeği de asla gizlemediler, tüm dünyaya bizzat parlamentolarından ilan ettiler.

 

Aklın yolu birdir.

 

Bizler de Türkiye olarak acilen Milli Ekonomi Modeli'ni, Sahibi'ni baş tacı ederek uygulamalıyız, bu şekilde ekonomik bağımsızlığımızı kazanmalıyız.

 

O zaman Doğu Akdeniz'de hakkımız olanı paşa paşa bize kendi elleriyle teslim ederler, S-400 almamıza da hiç kimse bir şey diyemez.

 

Dahası S-400'lerin çok daha mükemmellerini biz üretecek noktaya geliriz.

 

Türkiye'nin bu potensiyeli var, bunu açığa çıkaracak olan da Milli Ekonomi Modeli…

Murat Çabas

Yeni Mesaj Gazetesi

(Kilis Postası Haber Merkezi)

Bu haber 1291 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
Reklam
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Kilis’te 7 Aralık Coşkuyla Kutlandı
Kilis’te 7 Aralık Coşkuyla Kutlandı
Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi'nin 7 Aralık Mesajı
Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi'nin 7 Aralık Mesajı