Aşkınızı sorgulayın!

Değerli dostlarım başkasının değil ama kendi aşkınızı mutlak sorgulayın ki müflislerden olmayın. Kendinizi ölmeden önce sorgularsanız aşkı bulacak, aşka kanat açacak, aşka uçacak fırsatınız olur belki.


Aşkınızı sorgulayın!

Aşkın sultanları öyle sözler eder ki anlamak âşık olmayanlar için ne mümkün…

Mevlana’ya aşkı soranlara “Ben ol ki bilesin” sözüyle aslında aşkın yaşanabilir anlaşılır ama anlatılamaz olduğunu dile getirmiştir.

Çünkü herkesin aşkı kendinedir ve maşuku ile aralarındaki ilişkiyi simgeler. 

Simgeler diyorum bilerek çünkü o bile anlatılmaz, yaşanır. Yaşayanın da zaten dili lal olur, gönül dili denen lisanla konuşur onlar. Başkalarının anlayamayacağı, görünmez bir yoldur, varana…

Aşık olmayan hiç kimse, aşkı dışındaki kimsenin aşkını sorguma yetkisine sahip değildir? Ama aşk sorgulanır mı?

Evet aşk sorgulanır!

Aşık ile maşuk aşklarını sorgulamalı ki aşkın önündeki engelleri görüp kaldırmalıdır.

Aşk önce iddiada başlar sonra ispata geçer. Yani aşk iddiasında bulunanı maşuk hesaba çeker. Ki aşkın boyutu biline!

Kişinin aşkını kendisi sorgulamak zorundadır.

Kime aşk? Ne kadar aşk?

Leyla Mecnunun kendisine olan aşkının dillere destan oluşunu haber alır; “Bakalım mecnun bize ne kadar aşık imiş öğrenelim. Yolumuza canını bile feda edebileceğini söylermiş. Bir elçi gönderin de mecnun bana canını verecek kadar sevdalıysa bir kolunu bana kessin ve göndersin”

Leylanın elçisi mecnunu bulur ve masajını iletir ona. “Leyla aşkını ispat için senden kolunu kesmeni ister” deyince hiç tereddütsüz kaldırır kılıcını, uzatır kolunu, hiddetle kalkan el geri iner ve mecnun kolunu kesemez. Elçiye neden kolunu kesemediğini izah eden bir mektup verir.

Mecnunun kolunu bekleyen Leyla bir mektupla karşılaşınca hayretler içinde kalır ve hemen mektubu açar.

Mecnunun mektubunda: “Leylam, aşkın beni benden aldı. Öyle bir haldeyim ki ben, ben olmaktan çıktım, sen oldum. Kolumu tereddütsüz uzattım kesmek için ama baktım ki kol benim değil senin kolun. Bana ait olmayan kolu hem de senin kolunu nasıl keseyim?”

Leyla Mecnun aşkının derecesini öğrenince mahcup olur…

Çağımızın bilgesi ve aşk sultanlarından Rahmetli Haydar Baş Hocamız kişinin Allah ile olan ilişkisini, kendini sorgulayarak öğrenebilir demişti.

Şöyle izah etmişti: “Allah ile kulunun arasındaki sevda ilişkisini öğrenmek isteyen Allah’a verebildiklerine baksın. Allaha elini verdinse kulun hükmü Allah’ın yanında el kadardır. Kolunu verenin hükmü kol kadardır. Canını verenin hükmü can kadardır. Onun içindir ki en kıymetli varlığı olan canını Allah’a veren şehitlerin makamı yücedir.” Demek ki yolunda fedakârlık edilmeyen ilişkinin adı aşk olmaz.

İbrahim Ethem Hazretleri hükümdar iken bir gece sarayında kuştüyü yataklarda yatarken Allah’a nasıl dost olabileceğini sorgular. O anda halk içinde deli Hakk katında veli bir zat. Sarayın damında gürültü çıkararak geziyormuş.

Hazret “kimdir bu adam, gecenin bu saatinde sarayımın damında ne arar?” Adamı tutuklar getirirler “bre adam gecenin bu saatinde sarayımın damında ne ararsın?”

Deli veli zat: “Padişahım devemi kaybettim de sarayın damında onu arıyorum.” Deyince İbrahim Ethem hazretleri iyice sinirlenir: “Gecenin bu saatinde hem de sarayın damında deve araman ne kadar da çirkin bir iştir.” Deyince. Deli veli zat kondurur lafı padişaha: “Ah benim padişahım, senin kuştüyü yataklarda yattığın, zevki sefa sürdüğün bu sarayda Allah’ı araman çirkin olmuyor da benim sarayın damında devemi aramam mı çirkin oluyor?

İşte bu söz İbrahim Ethem’in kendi aşkını sorgulamasına sebep olur ve gerçek aşka doğru seyri bu andan sonra başlar.

Değerli dostlarım başkasının değil ama kendi aşkınızı mutlak sorgulayın ki müflislerden olmayın. Kendinizi ölmeden önce sorgularsanız aşkı bulacak, aşka kanat açacak, aşka uçacak fırsatınız olur belki.

Kendi aşkınızı sorgulamaktan kaçarsanız. Kendinizi aşık zannedersiniz ama maşukunuza kavuşamazsınız, ömrünüz ziyan olur. Allah muhafaza…

Malumunuz odur ki aşktan kastımız Mecnunu Hakk’a kavuşturan Leyla gibi aşklardır. Sonu Hakka varmayan neyin faydası oldu ki aşkın olsun.

Anlayana aşk olsun.

Uğur Kepekçi

Resim: izzettin Kepekçi