Maden Sularımızdaki Olası Gizli Tehlike
Reklam

Maden Sularımızdaki Olası Gizli Tehlike

İlk cümlemde belirtmeliyim ki eğer günde 1 şişe maden suyu içiyorsanız yazımız sizin için kayda değer bir bilgi kaynağı olacaktır ama yakın bir arkadaşımın işyerinde bizatihi şahit olduğum üzere günde 2-3 şişe hele ki günde 5 şişe yani 1 litre ve daha fazla maden suyu tüketiyorsanız yıllarınız ve sağlığınız için yazımızı muhakkak okumalı ve kaale almalısınız.

02 Ekim 2019 - 13:04 - Güncelleme: 04 Ekim 2019 - 13:16

Tıp doktoru değilim ama Boğaziçi Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü mezunu olmam sebebi ile kimyasal analiz raporlarının veri değerlendirmelerini bilirim. Sağlığımız ile ilgili kısımları için de yine hatırı sayılır yazılı kaynaklara başvurduğumu da eklemeliyim, ki bu kaynakları da ayrıca belirteceğim.

Vücudumuzun sağlıklı kalabilmesi için su veya maden suları ile birlikte alınan mineral ve elementler de ihtiyacı bulunmaktadır. İçtiğimiz sular da saf değildir ve bu mineral ve elementlerden içermektedir; (mineralli) maden suları ise içtiğimiz diğer sulara nispeten bu mineral ve elementlerden daha yüksek oranlarda bünyesinde barındırırlar.

Maden Suyu Üreticileri Derneği raporuna göre Kuzey Anadolu'da 76, Doğu Anadolu'da 67, İç Anadolu'da 51, Ege'de 18, Marmara'da 7, Akdeniz'de 3 ve Güneydoğu Anadolu'da 3 mineralli maden suyu kaynağı bulunmaktadır. Dolayısı ile ülkemiz maden suyu kaynakları açısından oldukça zengindir ve bu kaynak sularının coğrafi açıdan geniş dağılımı sebebi ile de maden sularımız içerdikleri mineral ve element açısından oldukça büyük farklılıklar göstermekte olup gerek bu zenginliklerin ölçümlenmesi gerekse sağlık şartlarına uyup uymadığının kontrolü için de aralıklı olarak kimyasal analizleri yapılmaktadır.

Türkiye'deki maden sularının kimyasal analizleri "Doğal Mineralli Sular Hakkında Yönetmelik" çerçevesinde değerlendirilir. İlgili yönetmeliği internet üzerinden arama yaparak kolayca ulaşabilirsiniz.

Yönetmelikte maden sularında yer alan element ve mineraller için alt ve üst sınırlar ya da sadece üst sınır belirlenmiştir, bu aralıklarda kaldığı müddetçe sağlıklı olduğu kabul edilir.

Geniş çerçeveyi çizdikten sonra şimdi kendimiz için bazı değerlendirmelerde bulunalım.

İlk dikkat etmemiz gereken konu vücudumuza aldığımız en sağlıklı su ve gıdanın dahi gereğinden fazlasının riskli olmasıdır. Basit bir mantıkla, meyveler vücudumuz için doğal vitamin ve şeker kaynağıdır ama 1 kg kayısı, şeftali, nar yendiğinde bile vücudunuzun dengesinin ne kadar bozulacağını az çok tahmin edersiniz

Aynı kaynaktan sürekli yüksek miktarda içilen mineralli bir maden suyu sağlığınız için risk oluşturabilir zira her maden suyu içerisindeki elementler ve mineraller farklıdır ve bazılarında bunların miktarları yukarıda bahsettiğimiz üst sınırlara yakındır. Dolayısı ile aynı maden suyunu 1 ay boyunca hele ki 1 litre gibi yüksek oranlarda tüketmek yararından daha fazla zarar oluşturacak kadar yüksek riske sahip olabilir.

Asıl tehlike ise maden sularında hiç bulunmaması gereken element ya da minerallerin sınır değerleridir.

Bunların başında ise tahmin edersiniz ki cıva, kurşun, arsenik gelmekle birlikte özellikle ülkemizde biraz hafife alınan başka bir elemente özellikle dikkat çekmek istiyorum:

Alüminyum.

Alüminyum, halihazırda adeta nikotinin (sigaranın) 1970'li yıllardaki durumunu andırmaktadır, zararları henüz yeni yeni keşfedilmeye başlandığı için "şimdilik uzak durulmasında fayda var" denebilecek bir statüye sahip olmakla birlikte alüminyumun alzaymır (alzheimer) ve demans hastalıklarının gelişimi ile ciddi ilişkisi olduğunu gösteren yabancı araştırmalar mevcuttur.

Bu araştırmalardan bir tanesinde ABD'de 613'ü alzaymır hastası olmak üzere 1208 katılımcı ile birlikte yapılan ve Ulusal Sağlık Enstitüsü'nün resmi veritabanında yer alan makalenin sonuç cümlelerine göz atalım:

Mevcut analizlerin bulgularına göre alzaymır hastalarının beyin bölgesinde, omurilik sıvısında ve kanlarında alüminyum seviyelerinin kayde değer derecede yüksek olduğu görülmektedir. Özellikle kandaki yüksek alüminyum değeri hastalığın gelişiminde rol oynuyor olabilir ve erken teşhisinde bir bulgu olarak kullanılabilir. Bu sonuçlar alüminyuma sürekli maruz kalınması ile alzaymır gelişimi arasındaki bağlantıyı önemli ölçüde göstermektedir.

(Conclusions: The findings of the present meta-analyses demonstrate that aluminum levels are significantly elevated in brain, serum, and CSF of patients with AD. These findings suggest that elevated aluminum levels, particularly in serum, may serve as an early marker of AD and/or play a role in the development of the disease. These results substantially clarify the existing evidence examining the link between chronic aluminum exposure and the development of AD. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/26401698)

Alüminyumun insan sağlığına dair olumsuz etkilerine gerek yerli gerekse yabancı medikal kaynaklara (doktor ve sağlık kuruluşu yayınlarına) internet üzerinden kısa bir araştırma ile ulaşabilirsiniz.

Sonuç olarak yazımızı bilimsel bir makaleye çevirmeden diyebiliriz ki vücudumuza giren alüminyum miktarını çok düşük oranlarda tutmamız gerekmektedir ve bu noktada da doğal olarak her gün sürekli tükettiğimiz su ve mineralli maden sularının içeriklerine dikkat etmek gereklidir.

Kendi tüketim alışkanlığıma binaen önerim aynı maden suyunu sürekli tüketmekten uzak durmak örneğin her hafta farklı bir markadan temin etmek ve maden suyunda alüminyumun hiç olmaması ya da en azından (yönetmeliklerde izin verilen üst sınırın altında) Litre başına 0.010 miligram gibi düşük düzeylerde olmasıdır.

1 miligram: Gramın binde biri

1 mikrogram: Gramın milyonda biri; miligramın binde biri.

Cem Kayalı

Yeni Mesaj Gazetesi

(Kilis Postası Haber Merkezi)

Bu haber 709 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
Reklam
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Hayırsever İşadamı Sinanoğlu'ndan Eğitime Destek
Hayırsever İşadamı Sinanoğlu'ndan Eğitime Destek
Somalili Öğrenciler Türkçe Öğrenmeye Başladı
Somalili Öğrenciler Türkçe Öğrenmeye Başladı