Dua


            Dua, istemek demektir.

            Dua, Yüce Rabbimize yalvararak kulun muradını istemesidir.

            Dua acziyetin dile getirilmesidir.

            Dua güçsüz ruhun, güçlü olana Yaradanına yaslanmasıdır.

            Dua mü'minin silahıdır. Dinin temel direklerinden biridir.

            Dua, gelmiş olan dertleri, belaları giderir. Gelmemiş olanların da gelmelerine mani olur. Peygamberimiz, "Dua belayı önler." buyurmuştur.

            Dua etmek, namaz, oruç gibi ibadettir. Allah (c.c.) her şeyi bir sebep ile yaratmış, nimetlerini sebeplerin arkasına gizlemiştir. Kulundan zararları ve dertleri uzaklaştırıp faydalı ve güzel şeyleri vermek için de dua etmeyi sebep kılmıştır.

            "Dua, ibadetin aslı ve özüdür. Allah katında duadan makbul birşey yoktur. Dua yetmiş türlü kazayı önler. Ömrün bereketini artırır." (Tirmizi / Hadis-i Şerif)

            "Şayet kullarım, sana benden sordularsa, gerçekten ben çok yakınımdır. Bana dua edince, duacının duasını kabul ederim. O halde onlar da benim davetime koşsunlar ve bana hakkıyla iman etsinler ki, doğru yola gidebilsinler." (Bakara, 186)

            Dua fiili kul ile Allah arasında vazgeçilmez bir köprü, bir ilişkidir.

            Dua, boynu bükerek, dizi kırarak Yaradanın kapısının, rahmet kapısının çalınmasıdır.   Bu kapıyı en güzel, O'nun dostları, O'nun aşkı ile kalbi yananlar, O'nun aşkından ağlamaktan sesi kısılanlar, O'nun her verdiğini hayırlı görenler, O'nun nuru ile her anını aydınlatan erenler çalar. Duayı, bu erenlerden; bu kapıdan hiç ayrılmayanlardan dinlemek, öğrenmek gerekir aslında.

            Ne mutlu bu güzel kapıyı çalanlara; ne mutlu istemesini bilenlere; ne mutlu güzeli güzelden güzel isteyebilenlere; ne mutlu çaldıkları kapıdan cevap alanlara; ne mutlu muratlarına erişenlere.

            Gelin biz de; bu sese kulak verelim, duayı öğrenilmesi gerekenlerden öğrenelim. İmam Zeynelabidin, Es-Seccad. On iki imamın dördüncüsüdür. Babası cennet gençlerinin önderi Kerbela Şehidi İmam Hüseyin (a.s.) dır.  Prof. Dr. Haydar Baş Hocamızın Ehl-i Beyt Külliyatında İmam(a.s.)'ın hayatını kaleme aldığı eserinin önsözünün bir bölümünde İmam Zeynelabidin (a.s.) için şunları ifade etmektedir.

 "…Kerbela mahşerinden Yüce Allah'ın kollayıp yeşerttiği filizdir... Kökü Muhammed Mustafa, gövdesi İmam Ali ve Hz. Fatıma, dalı Hz. Hüseyin olan Ìslam ağacının Kerbelâ çiçeğidir İmam Zeynelâbidin es-Seccad.

İbadet, aşk, ilim, irfan, hikmet, çile, hüzün, cihad ve şehadet onun hayatında iç içedir.

Aşk ve şecaatta ne kadar zirve bir hali var ise, çile, hüzün ve yakarışlarında o derece derunîlik hali vardır.

Çocuk yaşından itibaren Allah yolunda gayret ve cihad ile iç içe olan İmam Zeynelâbidin'in (a.s.) hayatı, aynı zamanda dua, yakarış ve ağlamak ile geçmiştir. Hayatının bir yüzü, Allah yolunda gayret ve cihad, diğer yüzü ise dua ve yakarıştır. O'nun, Yüce Allah'a olan niyaz ve yakarışları öylesine dokunaklıdır ki, taş gibi kalpleri dahi yumuşatır, gönülleri yeşertir, gözleri yaşartır.

İmam Zeynelâbidin'in aşk, çile ve iman dolu hayatı ve duaları, o derece canlı ve katıksız ki, eserimizi okuyan kardeşlerimiz, adeta onun gezdiği yerleri gezecek, onun iman ve cihadına ortak olma zevkini tadacak, onun niyazlarına "amin" diyecek, onunla gözlerinden gönüllerine yaşlarını akıtacaklardır."

            Yine aynı eserden alıntı yapmaya devam edersek;

            Bir zat, İmam Seccad (a.s.) 'ın yanında iken şöyle bir dua etti: "Allah'ım ! Beni yarattıklarından hiçbirine muhtaç etme!" İmam (a.s.), adamın böyle bir dua ettiğini görünce şöyle buyurdular: "Kesinlikle böyle bir dua etme! Çünkü, başkasına muhtaç olmayacak kimse yoktur; herkesin birbirine ihtiyacı vardır. Dua ederken şöyle de: Allah'ım! Beni kötü kullarına muhtaç etme!" İmam Zeynelabidin (a.s.) dua hakkında şöyle buyurmuştur:

"Bir mü'min dua ettiğinde üç sonuçtan biri gerçekleşir. Ya kendisine ahirette azık olur veya bu dünyada kabul olur ya da ona ulaşacak bir belayı geri çevirir."

"Duanın kabul olmasına engel sebep olan günahlar şunlardır: Kötü niyetli olmak, batını bozuk olmak, kardeşlerine ikiyüzlü davranmak, duanın kabul olacağına inanmamak, farz namazları vakitlerini geçinceye dek geciktirmek, iyilik ve sadaka ile Allah'a yaklaşmayı terk etmek ve konuşmada küfür ve sövmeye başvurmak." (İmam Zeynelabidin, Es-Seccad/Prof. Dr. Haydar Baş).

            Mesnevi'de geçen bir hikayede Cenab-ı Rabbül Alemin Hz. Musa'ya: "Ya Musa bana günahsız bir ağızla dua et!" diye buyurdu. Musa (a.s.):

"Yarabbi bende öyle bir ağız yok ki, sana nasıl günahsız bir ağızla dua edeyim," dedi.

Bunu üzerine Allah (c.c):

"Başkalarının ağzıyla dua et çünkü sen başkalarının ağzıyla günah işlemiş olmazsın, öyle hareket et ki diğer insanlar gece gündüz sana dua etsinler. Veya kendi ağzını temizle, Allah'ın (c.c) adı temizdir onu zikrederken ağız temizlenir," buyurdu. Demek ki; hep ağzı dualıların dualarını almak için gayret sarf edeceğiz ve de kendi nefsimizi temizlemek için bolca Allah(c.c.)'un ismini zikredeceğiz. 

 

            Yine yukarıda alıntı yaptığımız Prof. Dr. Haydar Baş Hocamızın eserinden İmam Zeynel Abidin (a.s.) 'ın bir duasına yer verelim:

" …Amacım, Senin rızandır. Seni görmeye muhtacım. Bütün isteğim Senin yanına varmaktır. En büyük talebim Sana yakın olmaktır. Sevincim ve rahatım Sana münacat etmemdir. Derdimin ilacı Sendedir. Susuzluğumu giderecek Sensin. Hüznümü dindirecek Sensin. Kederimi dağıtacak Sensin…"

            Yarabbi, Sen bizim için hakkımızda hayırlı olanları bizden daha iyi bilensin. Bize hakkımızda hayırlı olan muratlarımızı ihsan eyle, hayırlı olmayan muratlarımız var ise onları da hakkımızda hayra tebdil eyle. Yukarıda ismini andığımız İmam Zeynel Abidin (a.s.) vesilesi ile Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa(s.a.v.), Ehl-i Beyt, Ehl-i Beyt İmamları ve Ehl-i Beyt Sevdalılarını Kıyamet Günü yoldaşımız eyle.

                                  Dr. Ali Bestami Kepekçi / 20.01.2013