Hoş geldin Ya Şehri Ramazan!


11 ayın sultanı olan ramazan ayının hepimiz için feyz ve muhabbet içinde geçmesini Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum. Bu ay öyle bir aydır ki; daha ilk gece akşam ezanından sonra okunan ilk sala, yatsı namazından sonra kılınan ilk teravihle, bambaşka bir şehre girdiğinizi fark ediyorsunuz. Sanki tatile çıktınız ve ruhunuzu dinlendiriyorsunuz.

Rabbim, bu ayda, ibadetlerle kapısına gidip, günahlarımıza tövbe etmeyi, hepimize nasip etsin.

Temmuz ayının, bu kavurucu sıcağın da oruç tutmanın bize kazandırdığı birçok getirileri var. Ama en büyük getirilerinden biride açlık ve yoksulluk içinde yaşayan insanların hallerini, daha iyi anlıyor olabilmemizdir.

Bu ayda, asgari ücretle geçinmeye çalışan ve evine bir lokma ekmek getirmek için canını riske atan insanları daha iyi anlamamız gerekir.

Başkalarına sabret derken onun neye sabrettiğini, bilmemiz gerekir. Yoksulluğa kader gözüyle bakıp, susarak sabretmeyi, boyun eğmeyi takva olarak görenlere, sen niye sabretmiyorsun demesini bilmemiz gerekir!

Bir pastadan kendine 100 dilim hak talep ederken, 100 kişiye bir dilim hakkı reva görenlere, sen niye bu kadar çok yiyiyorsun dememiz gerekir!

Kendine gelince mubah olan, sana gelince aman sus sabret günah(!) diye seni kendi düzenine uydurmak isteyenlere sana da günah, ya da bana da mubah dememiz gerekir!

Her ne hikmetse bu tür yaklaşımları, dini kendine ticaret edinmiş insanlardan duyuyoruz.  

Tv programlarında dini kullanarak, halkı mevcut düzene göre yönlendirmeye çalışan bazı sarıklı (hacı!)’ların yada boynunu sağa doğru bükerek, ağlayarak konuşup insanları etkilemeye çalışan (hoca!)’ların konuştuklarıyla, yaşadıkları neden çelişkilidir acaba?

Sana ayağını yorganına göre uzat der, kendi sere serpe yatar ve bu pozisyona uygun yorgan biçer. Sana asgari ücretle geçin, sabret der, kendi milyon dolarlarla gününü gün eder.

Sen bir ay boyunca dişini tırnağına takarsın, çalışırsın eline 1071 lira para geçer, kendi günde 2 saatlik sözüm ona fetvasına, 600 000 tl para biçer.

Efendiler bu nasıl bir çelişkidir! Eğer bana sabret diyorsan, sen niye aza kanaat etmiyorsun. Eğer aza kanaat etmeyip, zenginlik içinde çalışma imkânı varsa, bu imkanı neden bana da tanımıyorsun?

Fakirlik kadermiş! Yani senin kaderin zenginlik, benim kaderimde fakirlikmiş öyle mi?

Hadi oradan! Dini kendi kılıfınıza uydurup, bunun üzerinden ticaret yapıyorsunuz, rant elde ediyorsunuz. Ramazan ayı sizin için, geçim sezonunu olmuş.

Bakın Cenab-ı Hak bakara suresinin 174. Ayetin de ne diyor:”muhakkak ki onlar, Allah’ın indirdiği Kitap’tan bir şeyleri gizlerler ve onu az bir bedelle satarlar. İşte onların verdikleri (bu rüşvet),

Karınlarında ateşten başka bir şey olmaz. Ve kıyamet günü Allah, onlarla konuşmayacak ve onları tezkiye de etmeyecek (temize de çıkarılmayacaklar) ve onlar için elim bir azap vardır.”

Behiye inekçioğlu