DEVLET İDARESİNDE DİN ADAMLARININ ETKİSİ


Tarih boyunca devlet adamları birçok icraatlarını din adamlarının etkisinde kalarak yapmışlardır. Bu bazen devlet adamlarına doğru hamleler yaptırdığı gibi bazen de telafisi olmayan sonuçları hazırlamaktadır.

 

Osmanlı padişahları birçok İcraatlarını şeyhülislamların fetvasına dayandırmıştır. Bu fetvalarla hareket eden padişahlar bazen Devleti Aliye'nin selameti için evlat ve kardeş katili olduğu gibi, bazen de Şia'nın katli vaciptir, fetvaları ile Anadolu'da Alevi Bektaşi katliamı yapmıştır.

 

Devlet adamları ve ulema ilişkisi dün olduğu gibi bugün de devam etmektedir. Bu günde devlet adamlarımızı yanlış icraatlara sürükleyen fesli, cübbeli ,sözde hocalar vardır.

Mesela “ Büyük Ortadoğu Projesi Türkler için bir nimettir… hükümeti ABD’nin Irak işgaline katılması için ben ikna etmeye çalıştım. “ gibi sözlerinin sahibi sözde fesli hoca acaba BOP projesi çerçevesinde her gün patlayan bombalarla üçe bölünen ve Şii Sünni çatışmasına sürüklenen bir Irak'ın aşiretlerin birbirini kırdığı ,yeraltı yerüstü kaynaklarının yabancılar tarafından yağmalandığı bir Libya'nın İhvanı Müslimciler darbeciler diye günlerce tahrir meydanında birbirini kıran ve bir daha huzur bulamayan Mısırlıların.

 

Binlerce insanı katledilen, milyonlarca insanı muhacir olan, on binlerce aile çoluk çocuk Akdeniz'in soğuk sularında boğulan bir Suriyelinin vebalini kim ödeyecek.

Prof. Dr. Haydar Baş’ın yılardan beri verdiği seminer ve konferanslarla, Şii ve suninin birbirinden ayrı olmadığı, bunların arasında yalnızca imamet konusunda ihtilaf olduğunu, dünya Müslümanlarının ehli beyt ikliminde bir ve beraber olabileceğini tüm insanlığa duyurmuştur.

 

Leilahe İllallah Muhammedur Resulullah diyen herkesin Müslüman olduğu gerçeği ortada iken, Türkiye'nin Suriye Devleti ile yapacağı bir savaşa 'Sünni-Şii penceresinden bakarak' savaş caizdir. Fetvaları uyduran cübbelilerin durumunu ne ile izah edebiliriz.

 

Ne yazık ki, ahir zamanda makam-mevki, rütbe ve dünyalık her şeyin üzerinde olacak, insanlar az pahaya dinlerini satacaklardır.

 

Bunun neticesinde ise dünyada eza ve cefa gören hep Müslümanlardır, halbuki ne sayımız ne de zenginliğimiz gayri Müslimlerden az değildir. Bu durumda devlet büyüklerine düşen görev vatanı ve milleti her türlü dünyalıktan üstün gören ,gerçek din alimleri ile istişare edip, onlardan istifade etmelidir, yoksa durumumuz asırlar önce Peygamberimizin (S.A.V) bildirdiği gibi olur.

 

Hz. Sevban (r.a.) anlatıyor: “Resûlullâh (s.a.v.) buyurdular ki:

 

“Size çullanmak üzere, yabancı kavimlerin, tıpkı sofraya çağrışan yiyiciler gibi, birbirlerini çağıracakları zaman yakındır.”

 

Orada bulunanlardan biri:

 

“O gün sayıca azlığımızdan mı bu durum başımıza gelecek?” diye sordu.

 

“Hayır, bilakis o gün siz çok olacaksınız. Lakin sizler bir selin getirip yığdığı çer-çöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan kimseler durumunda olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!” buyurdular.

 

“Zaaf da nedir ey Allah’ın Resûlü?” denildi.

 

“Dünya sevgisi ve ölüm korkusu” buyurdular.” (Ebu Davud