Farklılıkları Farketmek Onları Sevmekle Güzeldir (Erkan Yeşeriroğlu)


Türkiye’de, 2011 Nüfus ve Konut Araştırması sonuçlarına göre; görme, duyma, konuşma, yürüme, merdiven çıkma veya inme, bir şey taşıma veya tutma ve yaşıtlarına göre öğrenme, basit dört işlem yapma, hatırlama veya dikkatini toplama fonksiyonlarından en az birinde çok zorlandığını veya hiç yapamadığını belirten kişi sayısı 4 milyon 882 bin 841’dir. Diğer bir ifadeyle 2011 yılında toplam nüfusun %6,6’sının özel gereksinimli birey olduğu ortaya konulmuştur... Şaşırtıcı değil mi?

Engelli diye tabir ettiğimiz özel gereksinimli bireylere ‘’ENGELLİ’’ etiketi yapıştırmak ne kadar doğru sizce? Yetersizliklerinden dolayı onlara kişisel ve sosyal yaşamlarında engel koyan bizler değil miyiz?

Son yıllarda eğitim de yeni reformlar hedefleyen Bakanlığımızın özel bireylerimize verdiği değeri ve desteği görmek içimizi oldukça rahatlatsa da, toplumun bakış açısının farklılıkları farklı tabirle ‘’kendi gibi olmayanı kabullenememe’’ düşünceleri bu bireylere acıma duygusuyla yaklaşma, toplumun içinde görmek istememe arzusuyla vicdanını rahatlatma duyguları kesinlikle yanlıştır.

Yetersizlikten etkilenen bireylerin eğitimi, topluma uyum ve adaptasyonu ve istihdam edilmesi konusunda yasalarımızda geniş yer aldığı halde uygulama kısmında hala engelli diye tabir ettiğimiz bireylere engel koyan toplum olarak bizler değil miyiz? Herkes neden bir başkasını kendisi gibi olmaya zorlar kendi beyninde? Oysa farklılıklar değil midir hayatı güzelleştiren, hayatı neşeli ve renkli kılan…

Özel bireylerimizin kendi yaşamında karşılaştığı zorlukların aşılması için alınan çevresel düzenlemeler ve özel eğitim tedbirleri bizim ‘’Yufka Yürekli’’ diye tabir ettiğimiz aziz milletimizin kafasında maalesef farklı algılanmaktadır. Yetersizlikleri engel haline getiren toplumun bakış açıları ile birlikte yaşanan aksaklıklar değil midir? Onların aramızda olmaları, eğitim ve istihdam haklarından yararlanmaları en tabii hakları değil midir?

Bu özel bireylerimizin yaşadığı zorlukların yanı sıra ailelerin yaşadığı sosyolojik ve psikolojik etki ve sürekli içinde yaşadıkları baskı yadsınamayacak kadar fazladır. Toplumumuzun engelli oranı %6.6 olarak görülse de işin içine ailesini ve çevresini de kattığımızda bu oran %15’in üzerindedir.

Millî Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Sayın Yusuf Tekin’in üzerinde durduğu "Eğitimde Engel Yok" projesinin gerçekleşmesi için talimat verdiğini görmek biz eğitimcilerin içine su serptiyse ailelerinin içinde bulunduğu psikolojik durumlarını düşündüğümde ne büyük umut olduğunu canı gönülden hissedebiliyorum.

Fazla söze gerek kalmadan demek istiyorum ki bu bireyler bizim insanlarımız, bizim vatandaşlarımız, haklarımız bir gönlümüz bir, kanımız birdir. Bu nedenle üzerimize düşen vazife onların hayatını renkli kılabilmek için eğitim, çevresel düzenlemelerin yanında toplumun algılarını doğru yöne çekmek ve doğruları farklı bakış açısıyla görebilmek adına bir sosyal proje geliştirilmesi ülke nüfusunun büyük bir kısmını oluşturan hem özel bireylerimizin, hem aile ve yakınlarının hem de biz eğitimcilerin yüzünü güldürecek ve aziz milletimize yakışan bakış açısını yakalayabileceğimizi düşünmekteyim. ‘’Farklılıkları fark etmek, onları sevmekle güzeldir’’ diyen bir toplum ne güzel bir toplumdur…

Erkan Yeşeriroğlu

Özel Eğitim Uzmanı