Afganistan'da görev değişikliği


Afganistan’ın Taliban’a teslim edilmesinden sonra özellikle ülkemizde bazı analistler ABD nin yenildiğini dile getirmektedirler.

Elbette herkesin baktığı pencere, dillendirdiği fikirler farklılık arz edecektir. Bu da gayet normaldir. Önemli olan kimsenin birbirini ötekileştirmeden fikrini özgürce beyan edebilmesidir.

Şunu açıkça beyan etmeliyiz ki ABD ve küresel güçler bir ülkeyi işgal ettiklerinde oradaki amaçları o toprakları her zaman ele geçirmek değildir. Onlar önceden tespit ettiği planlarını icra eder, kazanç sağlar ve canı istediği zaman da orayı terk eder. Onların gelmesi de gitmesi de bir plan dâhilindedir.

Gönül arz ederdi ki ABD ve küresel güçler hep yenilsin, hep hüsrana uğrasın, böylece insanlık rahat yüzü görsün. Ama maalesef ABD ve benzeri güçlerin planlarını bozacak bir fikir benimsenmediği için bu kısır döngü güç sahiplerinin arzuları istikametinde devam etmektedir.

Afganistan’da bir anda Taliban güçlerinin direnişi gündeme geldi, çok kısa bir zaman zarfında şehirler ele geçirildi. Karşılarında herhangi bir direnişle karşılaşmadılar. ABD de sözüm ona çekilmek zorunda kaldı.  Hemen arkasından göçler ve iç savaş başladı.

Bir ülkeyi 20 yıl işgal eden güçler asla orayı ellerini kollarını sallaya sallaya terk etmezler. Eğer orayı terk ediyorsa, planlama işleri tamamlanmıştır ve artık uzaktan kumandayla istediğini gerçekleştirebilecek konuma gelmiş demektir.

Afganistan halkının milli ve dini bütünlüğü tamamen yok edilmiş, manda ve himaye fikriyatı oturuşmuş, işlerin organize konumuna küresel güçlerin ajanları ve adamları konulmuştur.

ABD nin ve Almanya’nın yaptığı açıklamalar bunu açıklamaktadır: “Pasaportumuzu taşıyan her Afganlıyı ülkemize taşıyacağız.” Demekki küresel güçler kendilerine Afganistan’da uşaklık edenler bulmuşlar, ülkenin dini ve milli bütünlüğünü bozmuşlar.

Gidecekler de sadece sembolik olacak, asıl ajanlar orada faaliyetine devam edecekler. ABD ve diğer küresel güçler yeraltı ve yer üstü kaynaklarını elde etmişler, sistemi kurmuş öylece gitmişlerdir.

Bu terk edişe, gitmek denmez “görev değişikliği” denir. 

Dünya halkları ülkelerini işgallerden kurtarmak istiyorlarsa mutlaka Prof. Dr. Haydar Baş hocamızın fikirlerini takip etmesi gerekir.

Milli paranın, milli değerlerin, milli ekonominin egemen olacağı; Milli Ekonomi Modelini hayata geçirmekle, kaybolan değerlerine yeniden kavuşmakla, gerçek kurtuluşa erişebilirler.

Aksi halde işgal ve kaos devam eder, sömürenler sadece ad ve el değiştirir. Ezilenler de o ülkenin halkları olur. İnsanlık kaybetmeye devam eder.