AKL-I SELİM DÜŞÜNME VAKTİ


12 Eylül referandumu, evet tercihi ile sonuçlandı. Referandum sürecinde yaşanan olumsuzları bir tarafa bıkıp, vatandaşlar arasında oluşan kin ve nefret duygularının bir an önce tamir edilmesi, toplumsal barışın sağlanması için de herkes üzerine düşenleri yapması gerekmektedir.

 

Referandum sonuçlarını değerlendirirken bile sağduyulu davranmak, ölçülü söz ve davranışlar sergilemek gerekmektedir. Oluşacak kırgınlıkların, toplumsal kırılmalara sebep vermesi halinde moraller bozulur ve mücadele heyecanı kaybolur. Düşmanlıklar derinleşir, bundan da bu topluma asla fayda sağlanmaz. Olsa olsa düşmanlar sevinir!

 

Sonuçlar, başta ben ve diğer hayır diyenler tarafından pek de olumlu bir sonuç olarak değerlendirilmedi. Ancak, savaş kaybetmiş mağluplar gibi davranmanın açacağı yaralar, toplumda başka başka toplumsal olumsuzluklara sebebiyet vereceğinden, kimsenin moral bozukluklarına meydan vermeden, mücadele azminden hiçbir şey kaybetmeden mücadeleye devam etmesi sağlanmalıdır.

 

Verilen mücadelede referandumda evet çıkması durumunda meydana gelebilecek olumsuzlukları, devletimizin bekasının zedeleneceğini, kurumlar arasında barışın değil savaşın kızışacağı, demokraside kuvvetler ayrılığı ilkesinin kuvvetler birliğine dönüşeceğini, dolayısıyla toplumsal kırılmaların yaşanacağını dile getirdik.

 

Bu kaygılarımızı dile getirmemize rağmen vatandaşlarımızın evet tercihini kullanmasının toplumsal zararları mutlaka görülecek ama, zararın neresinden dönülse kârdır mantığı gereği, doğru bildiğimiz gerçekleri söylemekten yazmaktan başka çaremiz yoktur.

Üzülsek de sevinsek de  bu vatan bizim, başka vatanımız yok ki!

 

Mücadele zamanlarında akıldan çok duyguların öne çıktığı, dolayısıyla aklı selim düşünülemediği bir gerçektir. İnsanlar nefislerine hakim olamayınca iş çığırından çıkmaktadır.

Referandum sürecinde söylenen sözlere yapılan yorumlara bakıldığında normal zamanlarda normal insanların birbirlerine söylemekten haya edeceği sözleri, taraflar birbirlerine söylemekten çekinmediler.

“Bunu ispat edemeyen şerefsizdir… Boyum 1.85 al tepe tepe kullan… Boyu uzun ama aklı yok…Boya değil soya bak… Gibi, sıradan bir kimsenin bile ağzına yakışmayan sözleri devlet büyüklerinden ve parti liderlerinden duymak zorunda kaldık. 

 

Heyecan ve öfke zamanlarında kalbin ve duyguların halini İmam Gazali hazretleri çılgın dalgaların hakim olduğu bir zamanda yolculuk etmek isteyen geminin dümenine benzetmiştir. Kaptan en kadar mahir olursa olsun dalganın şiddetinden dolayı dümene hakim olmanın mümkün olmadığını, dolayısıyla öfke ve heyecan anında akla mantığa çok da hakim olunamayacağını dile getirmiştir.

 

Madem ki şimdi ortam sakinleşmiş, sonuçların toplumsal yansımaları beklenmektedir. Şimdi herkes tercihlerini tekrar gözden geçirsin, neye evet dedi, neye hayır dedi; yada hangi gerekçelerle tercihini kullandı… Nefisinin çıkarlarına mı yoksa devletinin milletinin çıkarlarına mı hizmet etti. Bunu mutlaka kendi vicdanında sorgulamalıdır...

 

Yaptım oldu demek, yada yapılan tercihi bir kenara atmak kimseye bir fayda sağlamaz. Madem ki (ağır aksak da olsa)demokratik bir ülkede yaşıyoruz. Demokrasi için toplumsal bilincin oluşması için gayret edilmelidir. Yoksa demokratik mücadelelerde toplumsal bilince erişinceye kadar demokrasi de rayına oturmayacak ve olumsuzluklar asla düzelmeyecektir. Bilenler bildiklerini, görenler gördüğü tehlikeleri topluma usanmadan bıkmadan anlatmak zorundadır. Haydi herkes vicdan muhasebesine ve akl-ı selim düşünmeye!

 

UĞUR KEPEKÇİ

www.ugurkepekci.com