Türkiye milli paralarla ticaret yapmıyor
Reklam

Türkiye milli paralarla ticaret yapmıyor

Bugünün yükselen değeri, Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli ve bu modelin Vatandaşlık Maaşı, Milli Paralarla Ticaret gibi projeleri...

13 Mayıs 2020 - 10:44 - Güncelleme: 14 Mayıs 2020 - 11:54

Yükselen ülkeler ise bu modeli tümüyle uygulayan Rusya, Çin gibi BRICS devletleri...

Dünya gündemine, özellikle 2008 krizinden sonra, Milli Ekonomi Modeli ve projeleri damgasını vurunca, Korona salgınıyla bu çözümler daha da revaçta olunca Türkiye'deki siyasiler de iktidarıyla muhalefetiyle yine kopya çekmeye başladılar.

 

Tüm dünya artık Kapitalizmin çöktüğünü, Milli Ekonomi Modeli'nin projelerinin alternatifsiz  çözümler olduğunu açıkça görüyor.

Şu bir gerçek ki, hiç kimse tenekenin taklidini yapmaya çalışmaz; altının, elmasın taklidini yapar.

Taklidinin yapılması, gerçek altın ve elmasın değerini asla düşürmez, hatta daha da artırır.

Ne kadar iyi taklit ederseniz edin, teneke de asla altın olamaz.

Ama gerçek altın ve elmasın kıymetini bilmeyenler, aldanırlar, sahip olduklarını boşa harcarlar.

Sonra da ben ne yaptım diye pişman olurlar ama iş işten geçmiştir.

Mesele sermayeyi tüketmeden, müflis olmadan, iş işten geçmeden altın ve elmasın kıymetini bilmektir.

Bu temel girişten sonra dilerseniz güncel bazı gelişmelere yer verelim.

Hatırlarsanız, Sayın Doğu Perinçek geçtiğimiz günlerde Türkiye ve İran'ın da Rusya ve Çin gibi milli paralarıyla ticaret yaptığını yazmıştı.

Birkaç gün sonra Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan da ulusal para birimleriyle ticaretten bahsetti.

Videokonferans yöntemiyle gerçekleştirilen 13'ncü İstişare Toplantısı'nda Bakan Pekcan şunları söyledi:

"Üzerinde hassasiyetle durduğumuz konulardan birisi de yerel para birimleri ile ticaretin önünü açmaktır."

"Merkez bankalarının parasal genişlemeye gittiği bu dönemde, küresel finans dengelerinde görülebilecek değişiklikleri, yaşanabilecek istikrarsızlıkları göz önüne alarak ulusal para birimleri üzerinden ticarete daha fazla ağırlık vermemiz gerekiyor. Bunun için biz kamu olarak gerekli çalışmaları yapacağız ancak özel sektör olarak sizlerden de destek bekliyoruz."

Öncelikle şunu ifade etmemiz gerekiyor, ismine "milli paralarla ticaret" de deseniz, "yerel para birimleriyle ticaret" de deseniz ya da "ulusal para birimleri üzerinden ticaret" de deseniz bu proje Prof. Dr. Haydar Baş'ın 2005 yılında ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli'nin projesidir.

Yıllardır uygulanan ve sonucunda ülkemizi büyük bir borç batağına saplayan, büyük bir kısırdöngü ve çıkmaza sokan Kapitalizmin Adam Simithlerini, Papaz Malthuslarını bu millete papağan gibi ezberlettirdiniz.

Şimdi içimizde bir Müslüman Türk çıktı ve tüm dünyaya Milli Ekonomi Modeli'ni, tüketimin teşvik edilmesinin önemini ve de Milli Paralarla Ticaret'i öğretti.

O'nun övülmeye, saygı ile anılmaya, takdir edilmeye hiç hakkı yok mu?

Bu ne büyük bir gizleme, ne büyük bir vefasızlık...

Batı, yalan yanlış bir şeyler ortaya koyan, dünyada büyük bir gelir adaletsizliği oluşmasına, açlığa, sefalete, sömürü ve işgallere neden olan papazlarını, Robin Hood gibi hırsızlarını, Bufalo Bill gibi kafa derisi yüzen katillerini, Colomb gibi altın hırsızlarını, katliamcılarını bayraklaştırıp bizlere kahraman diye yutturuyor, ama biz dünyaya fikirleriyle yön veren içimizdeki değerin ismini söyleme gereği bile duymuyoruz.

Batı, insanları özellikle de Türkleri kazıklara oturtarak vahşice öldüren Kazıklı Voyvodalara türbeler inşa ederek "aziz" diye herkese yutturuyor, bizimkiler ise modeliyle dünyadaki dengeleri değiştirmiş, Rusların, Almanların, Hollandalıların bile "Dünyanın Haydar Hoca'ya ihtiyacı var" dediği büyük bir Türk düşünürün, ilim ve siyaset adamının naaşına bile saygımız yok.

Ondan sonra da kendilerine ait hiçbir çözümü olmayan "işbilmez" siyasetçileri, "doğru dürüst bir makalesi bile olmayan" akademik çevreleri, ekran ve gazete köşelerini işgal eden  "değersiz" yorumcuları; O'nun ismini anmadan O'nun projelerini kendilerine mal ederek sahipleniyorlar.

Bir de utanmadan "Neden hep buluşları Batılılar buldu" diye komplekse girerler.

Siz Batılı ilim adamlarının önünde eğildiği, katıldıkları her Uluslarası Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nde öve öve bitiremediği Prof. Dr. Baş'a bu "üstünü örtme", "gizleme" saygısızlığını yapmaya devam ederseniz, bu acziyet, bu Batı kompleksi, bu sürünme ve bu kölelik anlayışı devam edecektir.

Bu anlayışa sahip oldukça sırtımıza semer vuranımız da elbette ki çok olacaktır.

Değer bilmeyenin değeri hiç bilinir mi?

Değer bilmezsen kaderin sürünmek olur.

Gelelim "Türkiye milli paralarla ticaret yapmıyor" mevzusuna...

 

Mevcut kapitalist şartlarda yapamaz, çünkü Prof. Dr. Baş'ın ifade ettiği gibi, "Türkiye'nin bir kuruş Milli Para'sı yok."

Şu anda üzerinde TL yazan para Milli Para değildir.

Bir paranın "milli", "yerel" ya da "ulusal" olmasını üzerinde yazan değil, neyin karşılığı basıldığı belirlemektedir.

Mevcut şartlarda bastığımız para, alınan dolar borcun karşılığıdır. Prof. Dr. Baş'ın meşhur ifadesiyle, "doların tercümesidir."

Bu şekilde basılan para, ihracat da yapsak, ithalat da yapsak, karşılığında dolar olmasını gerektirdiği için sadece borcumuzu artıracaktır.

Dolar karşılığı basılan TL ile büyüme de Türkiye'nin borcunu artırmaktan başka bir işe yaramamaktadır.

Bu manada, doların karşılığı basılan para, ekonomiye can suyu değildir, tüm sistemi kilitleyen, bünyeyi öldüren zehirli kan gibidir.

Milli Para, Prof. Dr. Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'nde detaylıca, formülüne, grafiğine varıncaya kadar anlattığı gibi, emek ve üretim karşılığı ya da sahip olunan kaynaklar karşılığı basılan paradır.

Mevcut şartlarda para bastığımızda devlet senyoraj gelirinden feragat edip, bu devasa gelir hakkını yabancılara devretmektedir.

Gerçek Milli Para ise Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne trilyonlarca TL'lik bir senyoraj geliri kazandırmaktadır.

Borçsuz bir Türkiye demektir.

İşte gerçek ekonomik özgürlük budur.

Senyoraj geliri devletin egemenlik hakkıdır. Bu hakkını yabancılara devreden devletler, devrettiklerinin doğal bir kölesidir.

Prof. Dr. Baş'ın Milli Para formülü Türkiye'yi, devletiyle, milletiyle işte bu kölelikten kurtaracaktır.

Ama bu işler projenin sahibi Prof. Dr. Baş'tan kopya çekerek, O'nu yok farz ederek, O'nun üstünü örterek olmaz.

Rus iktisat profesörü Valery Lebedev'in Duma'daki konuşmasında ifade ettiği gibi Milli Ekonomi Modeli'nde şifreler var.

Bu şifreleri bilmezsen; kopya çekersin, problemi çözeceğini zannedersin ama daha da beter edersin.

Bağımsız Türkiye Partisi'nin (BTP) yeni Genel Başkanı Hukukçu Hüseyin Baş, "Biz çıkışın şifrelerini biliyoruz" diyor.

Evet, Türkiye'nin tek çıkış kapısı Milli Ekonomi Modeli'dir ve bu modelin şifrelerini bilen tek kadro da modelin Sahibi'nin özenle yetiştirdiği BTP kadrosudur.

Bu kapıya gelmeden asla çözüme kavuşamayacaksınız.

Murat Çabas

Yeni Mesaj Gazetesi

(Kilis Postası Haber Merkezi)

Bu haber 1331 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
Reklam
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Onsuz Bir Bayram
Onsuz Bir Bayram
BTP Kilis İl Teşkilatı Tele Konferans ile Bayramlaştı
BTP Kilis İl Teşkilatı Tele Konferans ile Bayramlaştı