Amerikan yerlileri Hıristiyanlık adına yok edildi

Kristof Kolomb, İspanya'dan kalkıp, ekibiyle geldiği zaman fevkalade bir zenginlikle karşı karşıya geldiler. Yaptıkları ilk şey, talan politikası yürütüp, oradaki malları yağmalamak, karşılarına çıkan yerlileri öldürmek olmuştur.


Amerikan yerlileri Hıristiyanlık adına yok edildi

Malumunuz Kristof Kolomb, Hint Adalarına gitmek için yola çıkıyor ve vardığı kıtanın Amerika olduğunu bilmiyordu. Amerika'ya geldiği zaman çok yeni bir dünya ve yeni bir medeniyet görüyorlar ve hayretler içinde kalıyorlar.

Mesela Amerika'da Aztek, İnka, Maya medeniyetleri vardı… Mesela; altın, iletişimi hızlı olan bir madendir. Onunla birlikte güneş enerjisini devreye koyarak motor sanayiine yakın bir gelişmeyi Amerika'daki Aztek, İnka, Maya medeniyetleri ortaya koymuşlardı.

Ziraatında, tarımında, hayvancılığında bunu değerlendirmiş, çok iyi bir noktaya gelmişlerdi. İşte böyle rahat yaşayan bir dünyaya Kristof Kolomb, İspanya'dan kalkıp, ekibiyle geldiği zaman fevkalade bir zenginlikle karşı karşıya geldiler. Yaptıkları ilk şey, talan politikası yürütüp, oradaki malları yağmalamak, karşılarına çıkan yerlileri öldürmek olmuştur.

O tarihlerde Amerika'da 50 milyon insan yaşıyordu. Bu 50 milyon insandan beyanlara göre kala kala 500 bin insan kaldı. Yani 49 milyon insan katledilmiştir. Hem de İsa Mesih adına, din adına bunlar yapılmıştır.

İsa peygamberi ve on iki havariyi kutsamak ve saygılarını ifade etmek için büyük darağaçlarını kurdular ve milyonlarca insanı bir araya getirip yakmışlardır. Böyle bir vahşeti tarih kaydetmemiştir. Bunun adına dini yayma politikası denmiştir. Dini yaymada yaptıkları iş de oradaki insanların elinde ne varsa kendi ülkelerine taşımaktır.

Afrikalının eline İncil'i verip her şeylerini aldılar

Afrikalı bir yazar; "İngilizler, Afrika'ya geldikleri zaman bizim toprağımız, onların da İncil'i vardı. Sonra bize, İncil'i verdiler, gözümüzü kapattılar. Açtığımızda baktık ki elimizde İncil var. Ama ayağımızın altındaki toprağı almışlar" diyor.

Ayıktıktan sonra orada ciddi bir mücadele dönemi başladı. Peki, ne yaptılar? Yeraltı ve yerüstü kaynaklarını kendi ülkeleri hesabına bulundukları yerlerde değerlendirdiler. İşlediklerini kendi ülkelerine taşıdılar. Afrika'ya ilk gittikleri zaman kıtanın okyanus boyu kara sahillerinde yaşayan insanları köle gibi kullanarak çalıştırdılar.

Kazançlarını yine kendi ülkelerine taşıdılar. Sadece kazançlarını da değil oradaki insanları Hıristiyan yapıyoruz gerekçesiyle kendi mantıkları ile eğittiler. Esir ticaretinde çok güzel kullandılar. Afrika'dan aldıkları köleleri, esirleri Avrupa'ya getirdiler. Avrupa'dan, Amerika'ya taşıdılar.

Köle hukuku Batı dünyasında daha düne kadar geçerli bir hukuktu. Afrikalı zencilerin tamamı köle olarak hem Batı dünyasında, hem de Amerika'da Hıristiyan dünyasına hizmete mecbur edildiler.

Ne zaman Afrikalı zenciler ayıktı, yavaş yavaş mücadele vermeye başladılar, o zaman hakları gündem edildi. Ve haklar o tarihlerden sonra zenciler tarafından elde edilmiş oldu. Yoksa durup dururken batı, bir uygarlık gereği, bir medeniyet, bir insanlık gereği zencilerin hukukunu, hakkını tayin ederek vermiş değildir.

Aynı misyoner mantık Osmanlıyı da bitirdi

Asya'da da, Hicaz bölgesinde önlerine çıkan Osmanlı'dır. Osmanlıyı o bölgeden, tarih sahnesinden silebilmek için çok ciddi bir faaliyet programı icra etmişlerdir. İngilizlerin bu konuda çok enteresan sözleri vardır.

"Eğer biz ayakta kalmayı düşünüyorsak bu insanları kendi menfaatlerimiz istikametinde değerlendirmemiz lazımdır" diyorlar. Kısaca "bunları köle yapmamız lazım" diyorlar. "Aksi takdirde bu kadar zemin üzerinde bizim İngilizler olarak çok rahat yaşamamız mümkün değildir" diyorlar.

Bunun için de İngilizler, Osmanlı İslam dünyasına binlerce misyoner gönderiyorlar. Bu misyonerler Osmanlıların gerek medreselerinde, gerek dergahlarında, tekkelerinde, eğitim merkezlerinde dini bilgi alarak yetiştiriliyorlar. Ve bunlar bugünkü Anadolu dediğimiz merkezde de vazife yapıyorlar. Hicaz bölgesin de, Ortadoğu'da da vazife yapıyorlar.

Özellikle Ortadoğu'daki Müslümanları birbirine düşürebilmek için aradaki nifak tohumlarını ekme hususunda çok ciddi gayret sarf ediyorlar…

Bütün bunların olabilmesi için de İngiliz Sömürgecilik Bakanlığı'nın önceden aldığı birtakım kararlar var. Hampher, İslam dünyasına geldiği zaman bu kararları icra-i faaliyete başlıyor. Dilerseniz bunlardan birkaç tanesini maksadın anlaşılması için okuyalım.

İngiliz Sömürgecilik Bakanlığı'nın kararları

"Sünni ve Şii Müslümanlar arasında birbirine karşı kötümserlik ve suizan duyguları icat ederek, mezhepleri, ihtilafları körüklemek.

İki, Müslümanların cehalet ve bilgisizliğini sağlamak, her türlü eğitim ve öğretim merkezlerinin kurulmasını önlemek.

Üç, tembelliği teşvik etmek, çalışkanlığa mani olmak, ölümden sonraki hayatı anlatarak cennetten rengarenk misallerle insanları dünyadan kesmek.

Dört, sultan, yeryüzünde Allah'ın gölgesidir gibi hadislerden yararlanarak zorba, zalim ve kendini düşünen padişah ve hükümdarların hakkaniyetini ispat etmek.

Bir başka madde, seyahat özgürlüğü ortadan kaldırılmalı, şehir merkezlerinde ve köylerde fitne arttırılmalıdır.

Müslümanlar arasında ırkçı ve milliyetçi duyguları kamçılayarak eski kültür, dil ve tarihe sıkı sıkıya bağlı olan düşüncelerini ortadan kaldırmak.

Mesela Mısır'da Firavunluğu gündeme getirmek, İran'da Zerdüştlüğü canlandırmak, Mezopotamya bölgesinde putperestliği yeniden gündem etmek. İçki, kumar, fesat ve fuhuşu yaymak. Domuz etini teşvik etmek..." Bir başka yerde de şunu diyor: "Biz İspanya'daki İslam devletini fuhuş ve şarapla geri aldık."

Şu ifade de çok enteresandır: "Din alimleri ile halk arasındaki karşılıklı saygı ve dostluk ilişkilerini bozmak, din alimlerine iftira etmek, din alimleri arasına Sömürgeler Bakanlığı memurlarını din alimi kisvesi altında yerleştirmek." İngiliz, misyoner ajanını din alimi kisvesi altında Müslümanların arasına yerleştiriyor.

Devamla: "Müslümanları şuna inandırmak gerekir ki; Peygamberin dinden maksadı yalnız İslam dini değildir. Yahudi, Hıristiyan ve diğer dinlerin takipçileri de Müslümandır" diyor. Niye bunlara kafir diyorsunuz", diyorlar.

Burası da çok enteresan; "Diğer önemli bir husus ise kilise yapılması için zemin oluşturmak. Kur'an'dan, hadisten ve İslam tarihinden örnekler göstererek Müslümanlara Ehl-i Kitabın ibadet yerlerine saygı gösterilmesi gerektiğini anlatmak." İbadet maksadıyla gelsinler, yapsınlar, buna bir şey söylemiyoruz. Maksat o değil. Maksat topraklan işgaldir. Buradaki incelik budur…

Devam ediyorlar: "Baba-evlat ilişkilerini sömürü kültürünün etkisinde kalacak şekilde düzenleyerek artık büyüklerin nasihatlerinin dinlenmeyeceği derecede bozmaya çalışmak."

"İmamlara ve cemaatlere yönelik çeşitli ithamlarda bulunarak cemaat namazlarının ortadan kalkmasına çalışmak."

"Müslümanları ibadetlerinden alıkoymak. Dini konularda devamlı surette fitne çıkarmak, şüphe uyandırmak".

(Prof. Dr. Haydar Baş, Niçin Türkiye eseri 3. Bölümden)

Hazırlayan: AknAydn

(Kilis Postası Haber Merkezi)