İçimizdeki Casus: Endüstri 4.0

İçimizdeki Casus: Endüstri 4.0

Buhar gücüne dayalı üretimi 1.0 diye adlandırdık, seri üretim (bant) üretim modelini 2.0, bilgisayar destekli üretimi ise 3.0 diye adlandırdık ve şimdilerde akıllı, verimli ve bağlantılı üretime ise Endüstri 4.0 diyoruz.

27 Temmuz 2019 - 12:29 - Güncelleme: 29 Temmuz 2019 - 11:07

Endüstri 4.0'ın iki önemli ana bileşeni bulunmaktadır: Yeni nesil donanımlar ve donanımları kontrol eden akıllı yazılımlar. Akıllı yazılımlar sayesinde internet/bulut teknolojilerinin de getirdiği yeniliklerden de faydalanılarak artık büyük bir fabrikanın, üretim bantlarının hatta çiftliklerin yönetimi otomatik veya yarı otomatik yapılmakta ve üretime ilaveten geleceğe dönük gerek tedarik zinciri gerekse satışa yönelik planlamalar da bu sayede daha net yapılabilmektedir.

Gerçekten de kulağa hoş geliyor değil mi? İnsan deneyiminin sadece denetim/kontrol sürecinde yer alması ile birlikte hataların azaldığı, otomasyon sayesinde de daha hızlı ve verimli üretim yapılabildiği bugünün yeni nesil teknolojisi...

Aslında gerçek pek de öyle değil… En azından bizim için ya da daha doğru bir tabirle gelişmekte olan ülkeler için.

3 Ekim 2018 tarihli ve 17 Ekim 2018 tarihli 'Tam Bağımsız Türkiye, Özgür Yazılım!' başlıklı yazılarımızda üstü kapalı da olsa bu konuya değinmiştik:

21. Yüzyıl, "Bilişim Teknolojileri Çağı" veya "Bilgi Çağı" olarak tanımlanmaktadır ve hiç kuşkusuz bilgi edinmek, bilgiye ulaşmak ve bilgiyi transfer etmek insanlık tarihi boyunca hiç bu kadar kolay ve hızlı olmamıştı. Buna bağlı olarak da bilgiyi edinmek, bilgiyi saklamak ve belirlenen vakitte belirlenen bilgileri paylaşmak da tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar da güçlü bir silah haline geldi.

Devletlerarası düzeyde ise hangi devlet bilgiye (istihbarata) daha hızlı ve daha kesin bir doğrulukla ulaşırsa daha erken pozisyon veya önlem alabilme ve dolayısı ile avantaj elde etme imkanına sahip olmaktadır. Tam da bu noktada elde edilen bilginin (güvenilir ellerde olsa dahi) "güvenilir ortam"da saklanma ihtiyacı belirmektedir.

Sanal dünyada güvenilir ortam var mıdır ya da bilgiyi nasıl saklamalıyız? Aslında soruya tersten yaklaşırsak çözüme ulaşmamız çok daha kolay olabilir: Kaynak kodları halka açık (public) olmayan ve aynı zamanda özgür (free/freedom) olmayan bir işletim sistemi kullanıyor olmamız halinde sistemin üreticilerine doğrudan/dolaylı olarak sonsuz güven duyuyoruz ve arka kapılar (backdoors) vasıtası ile büyük olasılıklı bilgilerimizi paylaşıyoruz demektir. Konu hakkında daha geniş bilgiye kullandığınız işletim sisteminin ismi ile birlikte "backdoor" kelimesini internette aratarak ulaşabilirsiniz, sonuçlara siz de şaşıracaksınız.

Endüstri 4.0 ile birlikte kullandığımız ya da kullanacağımız yazılımlar açık kaynak kodlu veya milli olmadıkları sürece uzaktan erişime ve aynı zamanda uzaktan yönetime ya da bilgi hırsızlığına açık demektir. Düşünün ki küresel ölçekte rekabet halinde olduğunuz bir şirketin genel merkezinin ve aynı zamanda Endüstri 4.0 uyumlu üretim makinalaranızın yazılım geliştiricisi konumundaki şirketin genel merkezinin aynı ülkede olması aslında ne kadar da vahim bir durumdur.

Sakın bu örneklemenin afaki olduğunu da düşünmeyiniz zira geçmişte örneği yaşanmış ve bir Alman firması milyarlarca dolarlık bir ihaleyi bu sebeple bir Amerikan firmasına kaybetmiş ve gerçek aylar sonra ortaya çıkmıştır.

Türkiye, Endüstri 4.0'ın getireceği nimetlerden faydalanmak istiyorsa hızla ve derhal yazılım mühendisliğine ağırlık vermeli ve aynı zamanda Milli İşletim Sistemi projesine de devam etmelidir.

Türkiye'nin Tübitak tarafından geliştirilen milli işletim sisteminin ismi ise Pardus'tur (https://www.pardus.org.tr). Lakin 2005 yılında ilk sürümü yayınlanan Pardus'a geliştirme sürecinde yeterli destek sağlanamaması sebebi ile Pardus zayıf kalmış ve 2013 yılında da geliştirilmesi sekteye uğramıştır. Son dönemlerde tekrar yeni bir ivme ile çalışmalar yeşertilmeye başlanmakla birlikte yine de Türkiye'nin başta devlet kurumlarına yayılmış net bir Milli İşletim Sistemi ya da Milli Yazılım politikası maalesef yoktur veya oldukça cılız düzeydedir.

Tam Bağımsız Türkiye hiç kuşkusuz öncelikle ekonomisi tam bağımsız bir Türkiye demektir. Yeni Mesaj kadrosunun uzun yıllardan beri Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli üzerinde ısrarı da tam da bu sebepledir. Benzeri şekilde bilgi teknolojilerindeki bağımsızlığımız da, Endüstri 4.0 devrinin yükselen yıldızı olmak da ancak yine açık kaynak kodlu özgür ve millileştirilmiş bir işletim sistemi ve yazılımlar ile mümkün olabilir ve böylesi bir çalışma da yine Tam Bağımsız Türkiye diyen kadrolar ile ancak mümkün olabilecek görünmektedir.

Cem Kayalı

Kaynak: Yeni Mesaj Gazetesi

(Kilis Postası Haber Merkezi)

Bu haber 371 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Dr. Kepekçi Kuvayi Milliye Derneğini Ziyaret Etti
Dr. Kepekçi Kuvayi Milliye Derneğini Ziyaret Etti
Kilis'ten Suriye'ye Askeri Sevkiyat
Kilis'ten Suriye'ye Askeri Sevkiyat