“Artış memnuniyet verici ancak hedefimiz daha yüksek oranlar olmalıdır”
Hayvan sayılarındaki artıştan sektör olarak memnuniyet duyduklarını belirten Çelik, mevcut artış oranlarının yeterli olmadığını ifade ederek “Son yıllarda küçükbaş hayvan sayımızda yüzde 5-6 bandında artışlar yaşanmaktadır. 2025 yılında da yüzde 5,4 oranında bir artış gerçekleşmiştir. Hayvan sayımızın azalması ya da yerinde sayması yerine artış trendinde olması elbette sevindiricidir. Ancak temel hedefimiz bu artış oranlarını en az yüzde 10’lar seviyesine çıkarmaktır.” dedi.Çelik, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın öncülüğünde TÜRKYED olarak sahada daha etkin çalışarak küçükbaş hayvan sayısını artırmayı temel hedef haline getirdiklerini belirtti.“Mevcut artış hızıyla 90 milyon baş hedefine 10 yılda ulaşabiliriz”
Mevcut artış oranlarının devam etmesi halinde küçükbaş hayvan varlığının istenilen seviyeye ulaşmasının yaklaşık 10 yıllık bir süreci kapsayabileceğini belirten Çelik şu değerlendirmede bulundu:“Eğer artış oranları yıllık yüzde 5-6 seviyesinde devam ederse, yaklaşık 10 yıl sonra ancak 90 milyon baş küçükbaş hayvan sayısına ulaşabileceğiz. Hâlihazırda 86 milyon olan nüfusumuzun önümüzdeki 10 yıl içinde yaklaşık binde 5’lik artışla 90 milyona çıkacağını varsaydığımızda, ancak o zaman nüfus başına bir küçükbaş hedefine ulaşabiliriz. Oysa yıllık yüzde 10’luk bir artış sağlayabilirsek bu süreci 5 yıla indirebiliriz. Temel hedefimiz, küçükbaş hayvan sayımızı 5 yıl içinde 90 milyon baş seviyesine ulaştırmaktır.”“İthalat değil, ihracat konuşan bir Türkiye mümkün”
Çelik, küçükbaş hayvancılığın stratejik önemine dikkat çekerek şunları kaydetti:“90 milyon baş seviyesine ulaştığımızda üreticimizin emeği daha güçlü karşılık bulacak, tüketicilerimiz kırmızı ete daha erişilebilir fiyatlarla ulaşabilecektir. Bu aynı zamanda ithalat kapılarının kapanması ve Türkiye’nin yeniden ihracatçı konuma gelmesi anlamına gelecektir. Küçükbaş hayvancılık, ülkemizin coğrafi yapısına en uygun üretim modelidir ve kırmızı et arz güvenliğinin teminatıdır.”Sürdürülebilir artış için üreticinin desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Çelik, özellikle yem maliyetleri, mera ıslahı, damızlık destekleri ve finansmana erişim konularında üreticilere daha güçlü destek mekanizmalarının oluşturulmasının önemine dikkat çekti.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçmiş yıllarda ortaya koyduğu “nüfus başına bir küçükbaş” hedefini hatırlatan Çelik, şu ifadeleri kullandı:“Bugün Yeni Zelanda’da kişi başına 4,5; Avustralya’da 3,3; Uruguay’da 2,9; Moğolistan’da 4,5 küçükbaş hayvan düşmektedir. Ülkemizde ise bu oran 0,67 seviyesindedir. İlk etapta nüfus başına en az bir küçükbaş oranını yakalamak en önemli önceliğimiz olmalıdır. Bu hedef aynı zamanda hayvancılığımızın zirveye çıkmasının formülüdür.”Genel Başkan Nihat Çelik açıklamasını şu sözlerle tamamladı:“TÜRKYED olarak hedefimiz; üreticimizin emeğini koruyan, tüketicimizin uygun fiyatla ete ulaşabildiği, ithalatın sona erdiği ve Türkiye’nin hayvancılıkta yeniden güçlü bir üretim ve ihracat ülkesi olduğu bir yapıyı hep birlikte inşa etmektir.”Yorum:
Peki! Artış Var Ama Sürdürülebilir mi?
Her ne kadar 2025 yılı büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığındaki artış “umut verici” olarak değerlendirilse de, sektör temsilcilerinin uzun süredir dile getirdiği yapısal sorunlar hâlâ çözüm bekliyor. Özellikle yem maliyetleri, enerji giderleri, veteriner hizmetleri ve finansmana erişim konusundaki zorluklar üreticinin üzerindeki baskıyı artırmaya devam ediyor.
Son yıllarda birçok küçük ölçekli yetiştiricinin üretimden çekildiği, kırsalda hayvancılığın sürdürülebilirliğinin ciddi biçimde zorlaştığı biliniyor. Resmî verilerde görülen artışın, sahadaki üreticinin gelir düzeyine ve refahına ne ölçüde yansıdığı ise ayrı bir tartışma konusu.
Uzmanlara göre hayvan sayısındaki artış tek başına yeterli değil. Asıl önemli olan; üretimin kârlılığı, girdi maliyetlerinin kontrol altına alınması ve ithalata dayalı politikalar yerine yerli üreticiyi güçlendiren uzun vadeli bir planın ortaya konulması. Aksi hâlde, geçici artışların kalıcı bir yapısal iyileşmeye dönüşmesi zor görünüyor.
Özellikle kırmızı et fiyatlarındaki dalgalanmalar ve zaman zaman başvurulan ithalat politikaları, üreticinin gelecek planlamasını güçleştiriyor. Sektör temsilcileri, kısa vadeli müdahaleler yerine, üreticiyi koruyan ve genç nüfusu yeniden kırsala yönlendirecek kapsamlı destek paketlerinin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Sonuç olarak, rakamlardaki artış olumlu bir tablo sunsa da, hayvancılık sektörünün gerçek anlamda güçlenmesi; istikrarlı, öngörülebilir ve üretici odaklı politikalarla mümkün olacak. Aksi takdirde sayısal yükselişler, üreticinin yaşadığı ekonomik sıkıntıları gölgelemeye yetmeyecek.






