Rahmet ve bereket aylarından Şaban-ı şerif ayının içerisinde paha biçilmez özellikte birkaç gün ve gece kalmıştır. Bu ayda öğle bir gece var ki O geceyi Allah ve Resulü övmüştür.
Pazar gününü pazartesiye bağlayan gecede idrak edeceğimiz bu gecenin adı Berat Gecesidir. Yüce Allah Kuran-ı Kerimde bu geceyi şöyle işaret etmektedir:
Apaçık kitaba yemin olsun ki, Biz Kur'an-ı mübarek bir gecede indirdik. Biz, gerçekten uyarıcıyız. O mübarek gecede, her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir...'(Duhan:1-4)
Genel olarak Kuran-ı Kerimin Kadir gecesinde indirildiği bilinir. Bu ayette izah edilmek istenen Kuranı Kerimin esas itibariyle levh-i mahfuzdan indirilişi Berat gecesi olmuştur. Peygamberimize indirilişi ise Kadir gecesindedir. İlgili ayetlerin tefsirinde müfessirlerin ittifakı da budur.
Kur'ânın bu gecede indirilmesinin manası nedir? Derim ki; Şöyle dediler: Yedinci semadan dünya semasına bir cümle olarak (toptan) Levh'te dünya semasına indirildi ve Cebrail (a.s.) sefereye (yazıcı meleklere) imlâ etti, sonra da Peygamber'e yirmi üç senede kısım kısım indirildi.(H.Yazır)
Bu gecede Resulullaha (s.a.v.) şefaatin tamamı verilmiştir. Çünkü Resulullah Şaban'ın on üçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat niyaz etti, üçte biri verildi. On dördüncü gecesi niyaz etti, üçte ikisi verildi. On beşinci gecesi niyaz etti, hepsi verildi.(tefsir /Hamdi yazır)
Bu itibarla, Berat Gecesini idrak eden herkes, Yüce Allahın; Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! Allahın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir (Zümer, 39/53) müjdesinin farkına varmalıdır. Bunun gereği olarak kendi özüne dönmeli, ümitlerini canlandırmalı, günah ve kusurlarından dolayı tövbe etmeli, bundan sonraki hayatını daha da güzelleştirme kararını vermelidir.
Peygamber Efendimiz, Berat gecesinin içinde bulunduğu Şaban ayında nafile oruç tutmaya özen gösterirdi. Bunun sebebini soranlara: Bu ayda ameller Âlemlerin Rabbine yükseltilir. Ben amelimin, oruçlu bulunduğum bir halde arz olunmasını isterim Cevabını verirdi. ( Nesai Sıyam 70.)
Sevgili Peygamberimiz, bizim de bu geceyi ibadetle geçirmemizi tavsiye etmiş ve şöyle buyurmuşlardır: Şaban ayının 15. gecesini ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü Yüce Allah, bu gece güneş doğuncaya kadar dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve şafak sökene kadar: Tövbe eden yok mu, affedeyim. Rızık isteyen yok mu, rızık vereyim. Hastalığına şifa isteyen yok mu, şifa vereyim. Daha ne gibi istekleri varsa istesinler, vereyim buyurur. (İbn Mâce, İkametüs-Selah l9l, H.No: l388 I/444)
Bu mübarek gecede hayrın, bereketin ve güzelliklerin sağanak sağanak yağmasına rağmen; o manevi ziyafetten nasibini alamayacak, o mana denizinde yıkanıp arınamayacak olanlar:
Allaha şirk koşanlar,
İçinde sönmez bir kin ve tükenmez bir düşmanlık besleyenler,
Akrabaları ile ilişkiyi kesenler, kibirli ve gururlu olanlar, ana-babaya asi olanlar,
İçki içmeye ısrarla devam edenler, olarak beyan edilmiştir. (119Kütübü Side Et-Tergğip vet-Terhib,)
ŞİRK NEDİR?
Yukarıda bahsi geçen Hadisi şerifte bu gecede af kapsamına alınmayacak kişilerden bahsedilmiştir. Dilerseniz şirk konusunu biraz açalım. Çünkü şirkte ebedi kurtuluşa engel bir durum söz konusudur. Korunmak zaruridir.
Bu gece af kapılarının sonuna kadar açılmasına rağmen, sadece bu gecede değil, hiç bir zaman af edilmeyecek olan günah şirktir.
Kaynak eserlerde şirk şöyle tarif edilmiştir.Uluhiyette ve rubûbiyette veya hâlikıyyette (yaratıcılıkta) veya ibadette birisini veya bir nesneyi Allah'a ortak (şerik) koşmaya "şirk" ve O'na ortak olarak isnâd edilen nesnelerden her birine veya O'ndan başka ilah kabul edilen şeye de "şerik" denilir.(Şamil İslam Ansiklopedisi)
Yüce Allah Kur'an'da: "Muhakkak ki şirk büyük bir zulümdür" (Lokman, 31/13) diye buyurarak, şirki bir zulüm olarak tanıtmıştır. Nitekim şirke düşen insan, bu hareketiyle kendi nefsine zulmetmiş olur.
Yüce Allah'ın şirke bakışını ve şirkin Kurandaki tanımını sergileyen diğer bazı ayetlerin meali
şöyledir:"Allah, kendisine ortak koşulmasını elbette bağışlamaz. O'ndan başka günahları dilediği kimse
için bağışlar. Kim Allah'a ortak koşarsa, büsbütün sapıtmıştır" (en-Nisa, 4/116).
"Onlar (müşrikler, şirk koşanlar), insanları ateşe çağırır. Allah ise izniyle Cennete (girmeye)ve mağfirete
çağırır" (el-Bakara,2/221)
"Kitap ehlinden ve (Allah'a) şirk koşanlardan kâfir olanlar, Cehennem ateşindedirler. Orada ebedî kalacaklardır. Onlar, halkın en şerlileridir" (el-Beyyine, 98/6).
Andolsun, Şüphesiz Allah, Meryem oğlu Mesihtir diyenler küfre düşmüştür. Oysa Mesihin dediği (şudur:) Ey İsrail oğulları, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allaha ibadet edin. Çünkü O, Kendisine ortak koşana şüphesiz cenneti haram kılmıştır, onun barınma yeri ateştir. Zulmedenlere yardımcı yoktur.
Andolsun, Allah üçün üçüncüsüdür diyenler küfre düşmüştür. Oysa tek bir ilahtan başka ilah yoktur.Eğer söylemekte olduklarından vazgeçmezlerse, onlardan inkâr edenlere mutlaka (acı) bir azab dokunacaktır. (Maide Suresi, 72-73)
Allah Kuran-ı Kerimde kendine ortak koşanların arasında Allah üçün üçüncüsüdür diyenler küfre düşmüştür diye hükmünü koyduğu halde, hala Hıristiyanları cennete koymaya çalışanların halini varın siz düşünün. Hele hele kesin hükümler meydanda iken onlarla diyalog kurmanın meşruiyetini savunanlar, Berat gecesinden ne derece istifade etmeye çalışacaklar; şaşmamak elde değil. Berat gecesinin rahmetinden nasip tar olmak isteyenler. Şirk meselesini gayet iyi öğrenmelidirler. Tövbe edip, amentüde ittifakımız var falan gibi sözlerle milletin imanını ve kafasını ifsat etmemelidirler.
Bir dahaki Berat gecesine kim öle, kim kala
Diğer taraftan Rasulullahın, Şaban ayının 15. gecesinde Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları sayısından daha çok kişinin bağışlanacağını bildiren hadisi de, bu gece af ve mağfiretin sınırsızlığına işaret eden bizler için ne güzel bir müjdedir.( Tirmizi Savm, 39.)
Resulullah (s.a.v.) buyurmuştur ki, "Her kim bu gece yüz rekat namaz kılarsa yüce Allah ona yüz melek gönderir. Otuzu ona cenneti müjdeler, otuzu ona cehennem azabından teminat verir. Otuzu da ondan dünya afetlerini savarlar, O'nu da ondan şeytanın tuzaklarını hilelerini savarlar."(tefsir/Hamdi yazır)
Namaz Şöyle kılınır: Her rek'atte Fâtiha-i şerîfeden sonra 10 İhlâs-ı şerîf okunur ,İki rek'atte bir selâm verilerek 100 rek'atte tamamlanır ,Her rek'atte 100 İhlâs-ı şerîf okumak sûretiyle 10 rek'at olarak da kılınabilir
Yüce Allah, Al-i İmrân Suresinde: (Ey Muhammed) De ki: Eğer Allahı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir buyurmuştur. ( Al-i İmrân, 3/3)
Bu ayet, her hususta Peygamber Efendimize tabi olmamız gerektiği mesajını vermektedir. Bu İlâhî mesaj, Mübarek gecelerin ihya edilmesini de içerir.
Hz. Aişe validemizin rivayetine göre, Peygamber Efendimiz, Berat gecesini ibadetle geçirmiş ve kıldığı namazın secdesinde şöyle dua etmiştir: Allahım! Azabından affına, gazabından rızana sığınıyorum. Ya Rabbi! Senden yine Sana sığınıyorum. Sen yücelerden yücesin, Seni layık olduğun şekilde medh-ü sena edemiyorum. Sana layık bir şükürle şükredemiyorum. Sen ancak kendini övdüğün gibisin.( İbni Mace, C. 1, s. 444)
İnsanlık bu gece ve günlerde bir şeyler yapmalıdır. Kendini muhasebe edip, saflarını netleştirmeli, duasını niyazını, ibadet ve teatini yeniden gözden geçirmelidir. Mademki Allahın rahmet ve merhameti galebe çalmıştır. İstifade etmemek pek akıl karı olmasa gerekir.
Bazı din haramilerinin böyle mübarek gün ve gecelere inanmayın, bu rivayetler zayıf rivayetlerdir, gibi sözlerine itibar edilmemelidir. Milletimiz, ecdadımızdan gelen önemli teamüllere inanmak dururken yeni çıktı bu rivayet safsatalarına inanmamalıdır. Ruhani ve dünyevi şeytanlara pirim vermeden bu gün ve geceleri doya doya değerlendirmeliyiz.
Millet olarak bu gün ve geceleri fırsat bilip milli ve dini bütünlüğümüze sahip çıkmalıyız .
Allah, nice kandillere erişmemizi nasip eylesin. Amin!
UĞUR KEPEKÇİ









