
Yapılan araştırmalar annenin sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirmesi, doğumun başarılı olması ve olumlu anne-çocuk ilişkisiyle, destekleyici baba modeli pozitif bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır.
Anne, bebeğini doğurduktan birkaç gün sonra kendi kendini biraz mutsuz hissedebilir. Bunda çevresi tarafından anneliğe yeterince hazırlanmamış olmasının da etkisi vardır. Yaşanan tüm bu bunalımlı duygulara "doğum sonrası bunalımı" adı verilir. Bunun nedeni, doğumdan sonra vücutta olagelen fiziksel ve kimyasal değişikliklerin, duygusal açıdan annenin direncini azaltması olabilir. Kadınların vücutlarındaki kimyasal dengenin daha az bozulduğu aylık periyodlarına bile kendi kendilerine gergin hissettiklerini ve kolayca üzülebildiklerini düşünürsek, doğum sonrası yaşanan bu duygular hiç şaşırtıcı olmamalıdır. Anne doğum sorasında, özellikle hastanede iken, kendini ihmal edilmiş gibi hisseder. Duygularını paylaşmak için kimsenin, özellikle eşinin ona ilgi göstermemesi de, üzüntüsünü arttırabilir. Anneyi bu bunlımdan kurtaracak en yakın kişi eşidir. Onun zaman zaman geceleri çocuğun beslemesine yardımcı olması, gündüzleri eşinin ev dışına çıkmasına ortam hazırlaması, doğum sonrası bunalımın azalmasına yardımcı olur. Babanın çocuğu sahiplenmesi, onun büyüme ve yetişmesinde eşit sorumluluğa sahip olduğunu, doğumdan başlayarak davranışlarıyla kanıtlaması, annnenin ruhsal sıkıntılarını ortadan kaldıracak en önemli etkendir.
Gelişim süreci içinde, başarılı sosyal etkileşim, yeterli özgüven ve kendi kendini disipline etme gibi özelliklerin kazanılmasında, başarılı bir baba modeliyle kurulan özdeşiminin önemi tartışılamaz. Bazı araştırmalar ise okul başarısının yüksek olması ile, olumlu baba-çocuk ilişkisi arasındaki paralelliği vurgulamaktadır. Baba, çocuk büyütme görevini anneye bırakmak yerine sorumluluğunun bilincinde hareket ederek çocuğun ihtiyacı olan birlikteliğe ortam hazırlamalı, onunla ortak faaliyetlere girişerek, ortak ilgi alanları bularak (balık tutmak, müzeye, tiyatroya, kitapçı dükkanına, maça, konsere gitmek gibi) iletişimini güçlendirmelidir.
VAKA ÖRNEĞİ (T. Gordon'dan)
Erkek, 3 yaşında.
Çocuk, işinden eve dönüp gazetesini okumaya çalışan babasını her gece devamlı rahatsız ediyordu. Babasının kucağına çıkıyor, gazeteyi buruşturup elinden çekiyor, kendisiyle oynamasını istiyordu.
Baba çocuğa şunları söyledi: "Bir sorunumuz var. Sen, eve gelince seninle oynamamı istiyorsun. Oysa ben işten sonra çok yorgun oluyorum ve bir süre gazete okuyarak dinlenme gereksinimi duyuyorum. Bu sorunu hem seni hem de beni mutlu edecek şekilde nasıl çözümleyeceğiz?" Çocuk hemen "Ben biliyorum, benimle oyna!" diye cevap verdi. Baba "Bu senin hoşuna gider, ama benim için iyi bir çözüm olmaz." dedi. Biraz aradan sonra da şu öneride bulundu: "Şöyle yapsak ne dersin? Sen beni gazeteyi okuyuncaya kadar rahat bırak, ondan sonra seninle oynayayım." Çocuk bu çözümü kabul etti. Birkaç gün sonra çocuk annesine: "Babamı rahatsız etme, şimdi onun dinlenme zamanı." diyordu.
Öneriler
- Baba-çocuk ilişkisini pekiştirin. Çocuğun özgüvenli,uyumlu ve doyumlu bir birey olarak gelişimini sürdürmesinde, destekleyen ve faaliyetlerine katılan bir baba modeline ihtiyacı vardır.
- Çocuğun uyarılması ancak zenginleştirilmiş bir çevre ile mümkündür. Zenginleştirilmiş çevre; yeni doğan için, beşiğine konan renkli ve sesli oyuncakla kurulan yakın ilişkiyle; okul öncesi çocuğu için, çocuk tiyatrosu ve sinemasına götürmek, sorularını yanıtlamakla; okul çocuğu için, müze, konser gezileri, birlikte yapılan deney ve sohbetlerle oluşturulabilir.
Bütün bunları gerçekleştirmek için; öncelikle bu birlikteliği istemek ve bu etkinliklere zaman ayırmak gerekir. Çünkü bu ortak faaliyetlerden alınan keyif ya da duyulan sıkıntı anne ve babanın beden diliyle çocuğa yansır. Oysa burada öemli olan birliktelikten ve ortak yapılan etkinlikten duyulan hazzı yaşamak ve bunu çocuğa da yaşatmaktır. - Çocuk gerek kişiliğinin gelişmesi, gerekse kimliğinin oluşması için baba ile özdeşleşmeye ihtiyaç duyar. Bunun yetersizliği, kişiliği, kimliği ve sosyal gelişimi olumsuz etkiler.
- Hamile annenin sağlığına ve beslenmesine nasıl önem veriliyorsa, sosyal ve duygusal yaşamının da zorlanma, kaygı ve sıkıntılardan uzak, dengeli bir ortamda olmasını sağlamak yakın çevresinin görevidir. Bu ortamı oluşturmada, babaya önemli bir rol düşmektedir.
Kaynak: Çocuk Eğitimi El Kitabı (Prof. Dr. Haluk Yavuzer)









