Anayasa değişiklik paketinde 1980 darbesini yapanların yargılanmasını engelleyen geçici madde yürürlükten kaldırılıyor. Bu değişiklik ile şeklen 1980 darbesini yapanlara yargı yolu açılıyor.
Ancak fiilen ve hukuken iki farklı nedenle 1980 darbesini yapanların yargılanması mümkün değildir. Hukuk sistemimizde (TCK 66.m) en ağır suç için öngörülen zamanaşımı 30 yıldır. 1980 darbesinin üzerinden 30 yıl geçmiştir, 1980 darbesini yapanlar hakkında soruşturma bile başlatılamaz. Ayrıca (TCK 7.m) bir suç için farklı zamanda iki farklı düzenleme varsa sanık için lehe olan kanun uygulanır ilkesi vardır.
Bu gerekçe ile de 1980 darbesini yapanların ceza alması mümkün değildir.
AKP, darbecilerden hesap soracaksa 28 Şubatçılardan ve 27 Nisancılardan hesap sorsun.
28 Şubat 1998ı hepimiz hatırlıyoruz. Sincanda tanklar yürüdü, MGKda İmam hatipler ve Kuran Kurslarının önünün kapanması için ve devlet içindeki dindarların tasfiyesi için kararlar alındı. Belli bir zaman sonra hükümet düştü. Özellikle AKPlilerin ifadesi ile Post modern darbe.
Yine 27 Nisan 2007yi de hatırlıyoruz. Abdullah Gülün cumhurbaşkanlığına aday olması üzerine geceleyin Genelkurmayın internet sitesine, ilahi okuyan ve kuran okuyan ilk okul çocuklarına atıfta bulunularak, özde laik olmayan birinin cumhurbaşkanı olmasına müsaade edilmeyeceği ve gerekirse TSKnın fiili adım atacağı duyurulmuştu. Hükümet temmuzda seçime gitti. Buna da emuhtıra dendi.
Bu iki olayı yapanlar halen hayattadır. Zaman aşımına uğramış değil ve de yargılanmasının önünde hiçbir yasal engel de yok. Bunları yapanların yargılanması için hiçbir değişikliğe de ihtiyaç yok. AKP darbecilerden hesap sorma iddiasında samimi ise bunlardan hesap sorusun. Ama AKP bunlardan hesap sormaz bilakis bunlarla işbirliği içindedir.
AKP, 27 Nisancılarla işbirliği içindedir. 27 Nisan 2007 emuhtırasından önce AKPnin oyu %30ların altına düşmüşken (Yeni Şafak anketinde dahi %27 gösteriliyordu) emuhtıradan sona % 47 oy aldılar. Bülent Arınç dahi bunu itiraf etmiştir. Arınç, Rize Ardeşendeki konuşmasında emuhtıra bizim en az %15 oyumuzu artırdı demiştir. Cumhurbaşkanı seçimlerine taraf olduğunu, buna müsaade etmeyeceğini, gerekirse fiili adım atarız diyerek sopa gösterenlerde Abdullah Gül cumhurbaşkanı olduğunda hazır ol vaziyetinde selam durmuştur. Hükümet de, emuhtırayı internete ben koydurttum diyen Genel Kurmay başkanına bakanlar kurulu kararı ile Devlet üstün hizmet madalyası vermiş ve emekli olduğunda o tarihe kadar başbakanın kullandığı trilyonluk zırhlı mersedesi vermiştir.
AKP, 28 Şubatçılarla işbirliği içindedir.
28 Şubattan aklımıza kazınan 2 sembol isim var. Biri dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir. Diğeri de Sincanda Tankları yürüten paşa, Erdal Ceylanoğlu.
Çevik Bir emekli olduktan sonra Yahudi JİNSA örgütünden cesaret ödülü aldı, aynı ödülü aynı kuruluştan Başbakanımız Recep Tayip Erdoğan da aldı. Abdülatif Şenerin açıklamasına göre Çevik Bir, başbakana yakın kuruluşların ve hatta başbakanın danışmanlığı yapıyor.
Sincanda tank yürüten Erdal Ceylanoğlu da son (olaylı) YAŞ toplantısında teamüllere aykırı olarak ve hükümetin özel tasarrufu ile Kara Kuvvetleri Komutanlığına getirilmiştir.
Referandum, uçuruma sürüklenen bu milletin kurtuluşu için son virajdır.
Yukarıda verilen bilgiler bize gösteriyor ki Anayasa değişik paketinin olumlu ya da olumsuz hükümler içerdiği yönündeki sığ tartışmaların ötesinde hızla uçuruma doğru giden bir ülkenin dönebileceği son virajdır. Eğer bu değişiklikler yasalaşır da virajı alamazsak sadece uçuruma yuvarlanışımızı ve parçalanışımızı izlemek zorunda kalırız.
O halde neye evet ya da hayır dediğimizi bilelim. Bilmeyenleri bilgilendirelim.
Lütfullah ÖNDER
Yeni Mesaj Gazetesi








