Kiliste Hindioğlu Mahallesi ile Nacaroğlu Mahallesi arasındaki meydanda bulunan ve bir zamanlar bu havalideki ehli kamil insanların uğrak yeri olan Kazan Ahmetin Kahvesi!
Şimdi park haline dönüştürülen bu kahvenin bahçesinin ortasında geniş bir süs havuzu bulunurdu. Çevresi kısa duvarlarla örülü olan bahçenin etrafı da eski ağaçlarla süslüydü ki, bu ağaçlar altında yer alan masalarda insanlar güzel vakitler geçirirlerdi. Bahçenin tabanı ise o zamanlar Kiliste birçok yerde rastlamanın mümkün olduğu, siyah-beyaz çakıl taşlarıyla kaplanmıştı. Çocukluk yıllarımızda Kazan Ahmetin Kahvesinde vakit geçiren dedelerimizi ziyaret etmek ve ısmarladıkları gazozları yudumlamak biz çocukların en büyük zevkiydi.
Gerçi parkın bekçisi tarafından her defa kovalansalar da, mahallenin çocukları parkın etrafından hiç mi hiç eksik olmazdı.
O kadar vakit geçirmemize rağmen o çevrede, kahvenin sahibi olan Kazan Ahmeti tanımak mümkün olmadı. Belki görmüşüzdür ama, çok küçük olduğumuzdan olsa gerek, Kazan Ahmeti pek hatırlamıyoruz. Ama büyüklerimizin anlattıklarına göre çok farklı bir kişiliğe sahip olan Kazan Ahmetin bilgili ve aynı zamanda şakacı bir kimliği olduğu ortaya çıkıyor. Onun hakkında anlatılan bir hikayeyi de siz değerli okuyucularımızla paylaşmak isteriz:
Radyonun daha ilk çıktığı zamanlar. Belirli kişiler hariç kimsenin evinde radyo bulunmuyor. Hatta birçok kişi daha radyoyu dahi görmemiş. Nüktedan bir kişiliğe sahip olan Kazan Ahmet, kahvesi için bir radyo satın alır ve bununla bir oyun planlar.
Radyoyu kimsenin olmadığı bir zamanda, kahvenin yüksek bir yerine yerleştirir. Ve işçisini tembihler; Ben sana işaret verince fişi takacaksın, sonra ki işaret verdiğimde çıkaracaksın diye. Kahveye mahalle sakinleri gelmeye başlayınca, Kazan Ahmet demiş ki: Dostlar ben yazı işini bıraktım. Artık sihire başladım. Bakın şu kutuya çal diyecem içinden türküler çalacak, insanlar konuşacak.
Herkes Hadi ordan canım diyerek pek ciddiye almamışlar Kazan Ahmeti. O da Durun, size ispat edeyim demiş. Kazan Ahmet Çal kutu deyirek bir nida atmış ellerini de havaya kaldırarak ve kahvenin işçisi fişi takınca radyo aniden türkü şarkı çalmaya başlamış. O sırada pabucu çütleyen saf vatandaşlar kahveden fırlayıvermiş tabi! Sonradan işin aslı anlaşılmış ama, o korku da vatandaşa yetmiş.
İşte bir zamanlar bu tür olayların sıklıkla yaşandığı Kazan Ahmetin Kahvesi, sessiz sakin bir park olarak hizmet veriyor çevre sakinlerine. Keşke biz de şahit olabilseydik bu tür olaylara ama zaman akıp gittikçe hiçbir şey eskisi gibi kalmıyor ne yazık ki, ne insanlar ne de mekanlar!
Yazan: Fuat CAN
e-mail: [email protected]









