Kiliste bağlar hızla sökülüyor. Armutlukta, Kerkezlikte gözlerimi yeşil kadife bir tül yumuşağı ile okşayan bağların yeşilliğini arıyorum.
Kavakların koyu yeşil çimleri arasında gönüllere rahat veren, söğüt gölgeleri altında yar beline sarılmış gümüş bir kemer gibi kıvrıla kıvrıla akıp giden Zoppun deresini arıyorum.
Söğütlü derede darbuka çalarak pikniğe giden, burada su şırıltıları altında ununu öğüten yoksul ama oldukça mutlu insanları arıyorum.
Bir kısım keyif ehlinin Kefre bahçesinde yaptıkları tatlı yarenlikleri ve uzaktan gelen gazel seslerini arıyorum.
Odun Pazarında küçük hasır kürsülere oturan semt ileri gelenlerinin günlük ekonomik ve siyasi olayları değerlendirdikleri içtenlikle konuşmalarını arıyorum.
Sabah Pazarında Kebap ekmek 25 kuruş diye bağıran, tasla süt içen insanları arıyorum.
Hurdacı Nazifin 20 tanesi 1 kuruşa sattığı patlıcan ve salatalık yığınlarını arıyorum.
Akşam olunca satamadıkları kavunları sebil ederek yoksulları doyuran çarşı esnafını arıyorum.
Her semtte düşkün mahallelinin maddi ve manevi yardımına koşan semt büyüklerinin ve buna karşılık o mahalle sakinlerinin saygı ve sevgilerini arıyorum.
Yaz geceleri havuşta yatarken esen Kalleş tepesinin rüzgarının serinliğini ve parlak yıldızlı güney semalarını arıyorum.
Derviş Ustanın tasını şıkırdatarak tulumbayla sattığı ve bizim satıla doldurarak satın aldığımız nefis meyan şerbetini arıyorum
Hani benim mor sümbüllü bağlarım,
Kilis diye hazin hazin ağlarım..
Ahmet Barutçu
Kent Gazetesi









