Kimi ilgisizlikten, kimi restorasyon sırası beklemekten, kimi sit alanı olduğundan, kimi sahibinin terkinden dolayı Kiliste birçok tarihi değeri olan ev, atıl bir vaziyette adeta can çekişiyor.
Tahta kapıları beyaza boyanmış, taşları yosun tutmuş, ahşap doğramaları yıpranmış bu evlerin, Türkiyenin birçok ilinde çeşitli amaçlar için kullanıldığına şahit olduk. Bu değerlerine sahip çıkanlar, kimsenin yüzüne bakmadığı bu tarihi evleri öyle güzel restore ediyor ve kullanıyor ki, yanından geçerken burnunu tutanlar, gözlerini kaçıranlar, tamir ve bakım sonrasında o evde oturmak veya bir şey yemek içmek için hatırı sayılır ücretler ödüyorlar.
Bu evlerin geneli, yöreye ait yemeklerin yapıldığı restoranlar olarak hizmet veriyorlar. İşletmecileri tarafından bulunduğu şehrin mimari yapısına göre tamir görüyor, birbirinden güzel ve lezzetli yöresel yemeklerin sunulduğu, halk tarafından beğenilen mekanlar haline dönüşüyor bu tarihi evler!
Yeni haliyle göz kamaştıran bu tarihi evlerde, yemek yiyebilmek veya dostlarıyla bir çay yudumlamak için insanlar sıraya giriyorlar. Oysa Kiliste bu tür mekanlardan ziyade, harabe olmuş evlere daha sık rastlıyoruz. Selçuklu ve Osmanlı mimari yapısının izlerini taşıyan Kilis evleri her yönüyle ilgi toplayacak mekanlar haline kolayca dönüşebilir. Özellikle birçok evin geniş bahçesi, bahçelerinde irili ufaklı havuzları bulunur. Kayadan oyma eski curunlar, duvara oyulmuş tandırlar, su kuyuları derken, zamanımız insanının nostalji ihtiyacını fazlasıyla karşılamak için biçilmiş kaftandır Kilisin eski evleri!
Biz bir Urfalı, Maraşlı, Konyalı, Malatyalı kadar tarihimize sahip çıktığımız gün, taşları yosun tutmuş evlerin yerine, pırıl pırıl parlayan mekanların önünden geçeceğiz. Ve geçmekle kalmayacak, oralarda oturup bir bardak çay içeceğiz belki de! Kim bilir?
Yazan: Fuat CAN









