Biz ortaokulda öğrenci iken (1957-1960) Kiliste henüz lise yoktu. Mezun olanlar en yakın illerdeki liselere gidip okurlardı.
Gaziantep, Antakya, Adana, Maraş Liseleri en fazla gidilen yerlerdi. Hali vakti iyi olan aileler de çocuklarını Ankara, İstanbul gibi büyük kentlerde okuturlardı. Bazı yoksul aileler ise meslek okullarını (bugünkü meslek liseleri) tercih ederlerdi. Tercihten ziyade bir bakıma zorunlu kalıyorlardı. Öğretmen Okulu, Askeri Lise, Ziraat Okulu, Tapu ve Kadastro Lisesi, Astsubay Okulu vs. öncelikli tercih edilenlerden idi.
Çünkü bunlar parasız yatılı okullardı. Biz hiç düşünmemiştik, acaba nereye gideriz nerede okuruz, diye. Sonra bir baktık ki Kilise lise açılmış.
Menderes Hükümetinin Kilisli Ziraat Vekili Rahmetli Nedim Ökmen, Maarif Vekili merhum Tevfik İleriye rica ediyor ve lisenin açılışı gerçekleşiyor. Tabi bu arada gayret gösteren başka zevat varsa onları da rahmet anmak isterim.
Biz Kilis Lisesinin üçüncü dönem mezunlarıyız. Çok iyi hocalarımız vardı. Bazı derslerimize dışarıdan Hocalar gelirdi. Bunlar genellikle ilkokul hocalarıydı. Ayrıca kaymakam, diş hekimi, avukat, iktisatçı, veteriner gibi diğer meslek mensubu çok değerli hocalarımız da vardı. Branş Hocalarımız işlerinin ehli insanlardı ve sanıyorum öğrencilerini çok iyi yetiştiriyorlardı. Zira o dönemlerde mezun olan arkadaşlarımızın hemen hemen tümü bir yüksek öğretim kurumuna girmişlerdi. Kısa yoldan hayata atılmak isteyenler ise yine o sıralarda açılmış olan Kız İlköğretmen Okulunun dışarıdan bitirme sınavlarına girip öğretmen oluyorlardı. Nitekim üniversitede ikinci sınıfa geçtiğim yıl ben de aynı yolu takip etmiş ve bu okulun diplomasını almıştım. İyi ki almışım, çünkü bu diploma öğretmen okuluna meslek dersleri öğretmeni olarak tayin edildiğim sırada (1967) Bakanlık Talim ve Terbiye Kurulunca artı bir puan olarak değerlendirilmişti.
Kilis Lisesi kavramı, mezunlarının hafızasına adeta kazılmıştı. Kilis Lisesi bir irfan yuvasıydı, bir ilim ocağıydı, bir sembol ve imajdı. Hatta Müzik Hocamız Nezir Şener (Muhterem Hocamı minnet ve şükranla anıyorum) lisenin marşını bile bestelemişti. Çınlasın gür sesin Kilis Lisesi
diye marşı söylerken vecd içerisinde kendimizden geçer, okulun mensubiyetini ruhlarımızda hissederdik.
Duyduk ki, Milli Eğitim Bakanlığı ülke genelinde bütün liseleri Anadolu Liselerine dönüştürecekmiş. Üzüldüm ama şaşırmadım. Sonuç itibariyle Bakanlık komik ve mantıksız işlerinden birini daha uygulamaya koyacaktır. Bu liselerin adını Anadolu Lisesi diye değiştireceksiniz de ne olacak yani? Kaliteyi mi arttıracaksınız? Üniversiteye giriş oranını mı yükselteceksiniz? Lise-dershane vahim ikilemini mi ortadan kaldıracaksınız? Yoksa mevcut Anadolu Liselerinde öğretemediğiniz yabancı dili böylece daha iyi mi öğreteceksiniz?
Ben Milli Eğitim Bakanlığında gerçekten çok iyi yetişmiş çok değerli idarecilerin ve bürokratların olduğunu biliyorum. Ama böyle komik kararlarla onları bir araya getirdiğimde işin mantığını çözemiyorum. Aslında biliyoruz da kanıtlanmamış bir şeyi mantık kuralları çerçevesinde doğru olarak ileri süremiyoruz. Fakat mantıktan öte insanın bir de sezgisi, sağduyusu ve izanı var. Konuya bu gözlükten bakarsak Türk Milli Eğitimini siyasallaştırmanın göbeğinde buluruz.
Bu işin zikredilen amacın dışında hiçbir ilmi, pedagojik ve didaktik bir gerekçesi yoktur. Milli Eğitim Bakanlığından bunun aksini savunan bir babayiğit varsa gelsin tartışalım. Böyle birisi ancak politik şartlanma ve güdümleme ile çıkar. Çünkü uygulamanın içinde bulunan o bürokratlar bu işin memleket, ilim ve irfanına bir yarar sağlamayacağını benden iyi bilirler.
Anadolu liseleri ilk açıldığı sırada temel amaç, yabancı dil öğretiminin daha sağlam esaslara dayandırılması ve güya bazı derslerin de yabancı dille verilmesi idi. Yani şu ulvi ve mukaddes hedefler karşısında gözleri yaşarıyor insanın. Baksanıza o günden beri bu liselerin mezunları bülbül gibi İngilizce konuşuyorlar. Daha ne olsun ! Ülke genelinde yabancı dil öğretimi konusunda bir arpa boyu yol kat edilmemiş iken, öğrencilerin hepsi This is a book edebiyatından öteye gidememişken, siz hangi mantık ve insafla böyle bir değişikliğe gidiyorsunuz? Öyle ya, böyle bir uygulama ancak değişiklik kelimesiyle sınırlı kalır.
Yabancı Dil Öğretimi, Yabancı Dille Eğitim, Liselerde Eğitim-Öğretimin Yapılanması gibi konuları tartışmanın yeri bu sütun değil. Merak eden yetkililer bu konulardaki düşüncelerimizi ilgili yayın organlarında bulabilirler.
Bu ülkede eğitim öğretimin yakasından siyasiler elini çekmezlerse memleketi batırırlar. Siyasilerin eğitimden sorumlu oldukları konular başka, bizim söylemek istediğimiz şey başka. Vatandaşın gözünü boyamaya yönelik böylesi tasarruflar ne devlete, ne topluma, ne de Türk Milli Eğitimine yarar sağlar.
Sorunun Kilis Lisesi mezunlarını ilgilendiren tarafı, daha çok bireysel ve duygusal planda zihnimize yer etmiş bazı algı ve imajların sarsılmasıdır. Biz zaten Anadoluyuz. Lisemize Anadolu kavramını eklemenin âlemi var mı? birisi çıkıp da, yok ben Rumeliyi veya daha başka bir kavramı eklemek istiyorum derse ne diyeceksiniz? Sanıyorum bu işe en çok Nezir Hoca üzülecektir. Hoca şimdi: Yahu kardeşim benim bestemdeki Kilis Lisesi kavramını siz Kilis Anadolu Lisesi diye nasıl değiştireceksiniz? Bestenin bütünlüğü bozulmayacak mı? Sizin için bu yaştan sonra bir daha mı beste yapacağız, ha dedin mi beste yapılmaz, bunun için uygun ortam, motivasyon ve koşulların aluşması gerek demez mi?
Prof. Dr. Hikmet Celkan
Kaynak: Zeytindalı Dergisi









