Kasım-Aralık Ayları: Zeytin derme zamanıdır. Her gün Kemal Hocanın er ezanı kalkılır, çoğu kez 4-5 kilometrelik yol yaya olarak yürünerek zeytinliğe gidilir. İlk hazırlıklar yapıldıktan sonra sabah namazı kılınır, kahvaltı yapılır. Artık gün aydınlanmıştır. İşe başlanır. İkindiye değin çalışılır. O gün elde edilen ürün hayvanlara yüklenir. Sabahleyin yaya olarak gelinen o, 4-5 kilometrelik yol, bu kez de yaya olarak evlere dönülürken yürünür. El, yüz temizliği yapılır. Kadınlar akşam yemeği hazırlarken erkekler de yarın için gereken hazırlığı yaparlar. Yemek hazırlanmış, akşam namazı kaza edilmiştir. Yemek yenir, yatsı namazı kılınır ve yatılır. En geç saat 03:00 gibi Kemal Hoca ezana çıkacak ve yeni bir gün başlayacaktır. Bu iki ay boyunca mal sahibi ürününü evine koyarken çalışarak evinin yağını, kazanan işçiler de kendi kazandığı yağlarını evlerine koyarlar.
Ocak-Şubat Ayları:
Zeytin ağaçlarının, üzüm bağlarının budanma zamanıdır. Bu zamanda yapılan zeytin budanmasına şal kırımı denir. Çok makbul olan bir budamadır. Yine bu aylarda Kilis pekmezhaneleri çalışmaya başlar. Toplar kırılır, Tağarlar doldurulup boşaltılır, Kilis'i koyu bir pekmez kokusu ve sinekler istila eder. Yine bu zaman Kilis'e kırlangıçların gelme zamanıdır. Bağlar, budanırken tahra denilen bir kesici, kırıcı alet kullanılır.
Kırlangıçlar için: "Tahra zamanı gelir, Mahra zamanı giderler." denir.
Bu zaman, yeni bağ çubuklarının, zeytin ağaçlarının dikilme zamanıdır. Bağ tiyeklerinin altının kazınarak temizlenmesi de bu zamanda yapıldığı için kazma zamanı da denir.
Nisan-Mayıs Ayları:
Nisan-Mayıs ayları
Gevşer gönül yayları
Çayır çimen bekliyor
Bayanlarla bayları
Tüm tarlalar, binbir renkli çiçeklerle dolmuştur. Kilis kırsal alanı çok zengin bir renk cümbüşüne bürünmüştür.
Bu arada kaymak da yetişmiştir. Artık Kilisli çok sevdiği cennet çamuruna, güzelim katmere kavuşmuştur.
Bağdaki çift süren çiftçiye bağ sahibi kaymaklı künefe yaptırıp götürür. Çiftçi: "Bize geldi künefe, verdik öküzleri telefe." der. Şekerdi, yüksek tansiyondu, kolestroldü, kalpti kimsenin umrunda değil, "Zavallının eline ekmek geçmedi, acından öldü." diyeceklerine "Yedi de öldü desinler." felsefesini uygular.
Nisanın 18 inde bağlar baran baran görünür, yaprak sarması yenilir. Artık akşamları damda yatılır. Çatlaklar "ÇAT!" der. Öküz de kalburu "AT!" der.
Artık herkes tarlasında, bağında, zeytinindedir. Aslında bütün Kilisli bu aylarda kırsaldadır. Malı olan malında, olmayan ise günlük ücretinin peşindedir.
Mayıs-Haziran Ayları:
Bu aylar Kilis'in ekin kaldırma ayıdır. Her taraf sap saman kokar. Herkes yolma, şahra, cercer, harman savurma telaşındadır. Evlerde de yeni buğday ürünün hediği, nişesi, evin yıllık unluğu, dövmesi yapılır. Bulgur dövme, bulgur çektirme gibi işler yapılır.
Kilis'in yönü bağlara çevrilmiştir. Artık üzümler olmaya başlamıştır. Şimdi bütün Kilis'i bir sergi, bir bağa çıkma telaşı sarmıştır. Yine bu aylarda Kilis'in şire aylarıdır. Üzümler kesilir, serilir, nişeler yapılır. Bağlara çıkılır, domates ve biber salçaları yapılır. En önemlisi şire yapılır. Sucuklar, bastıklar, kesmeler, nuskalar, kuru üzümler, incirler sandıklarda yerini alır. Yenmeleri için ak devenin dama çıkması beklenir.
Eylül-Ekim Ayları:
Bu aylara Kilisli ev girimi adını verir. Ekim ayı sonuna değin Kilisli pek evinde değildir. Ya damda, ya havışta, ya tarlada, ya bağdadır. Ekim sonunda artık evindedir. Kilisli yediği, içtiği, oturup kalktığı, dinlendiği, akşamları uyuduğu odaya ev der. Bir şilte, bir bulgur torbası alıp dama çıkan da evde değildir. Aylarca askerde zaman geçiren de evde değildir. Ev giriminde Kilisli artık evindedir. Acaba bu ev girimi ev çıkımı sözleri bizlerin yörüklük zamanımızdan mı kalmadır bilinmez...
Kaynak: Olaylar, Anılar, İnsanlar, Öyküler (Halil İban)









