Bu yıl yayınlanan “Cumhuriyet Öncesinde ve Sonrasında Kilis” adlı kitabımda da belgeleri ile ortaya koymaya çalıştığım gibi Cumhuriyetin ilanı ile çizilen siyasi sınır Kilis’i mağdur kent durumuna düşmüştü. Günümüzde uygulanan Suriye politikası sebebiyle yine mağdur duruma düşen kent Kilis oldu. Suriyeliler, Kilis’in sınır köylerinden (fotoğraflarla tespit ettiğim üzere) kafiler halinde, hiçbir denetime tabi tutulmadan sınırı geçip Kilis’e ulaşabiliyorlar. Geçişlere askerin müdahalesi söz konusu değil, ara sıra duyulan bir el silah sesi geçişleri sadece on dakikalığına durdurabiliyor. Türk tarafındaki sınır köylüleri ve Suriyeliler tarafından mayından arındırılmış patika yollardan kafileler halinde insanlar geçiyorlar. Burada bekleyen araçlarla, içersinde ne olduğu bilinmeyen eşyaları ile Kilis’e gönderiliyorlar. Tabii bütün bunlar ücret karşılığı yapılıyor. Bazen bir minibüs hızla mayınlı sahanın yanına kadar gidip yürümekten bitap düşmüş Suriyelileri ve eşyalarını alıp süratle Türk köyüne getiriyor. Türk topraklarına ayak basan Suriyelilerde sevdiklerini, ülkelerini, evlerini terk etmenin hüznünü ve canlarını kurtarmanın rahatlığını taşıyan duyguları aynı anda yaşıyorlar. Aralarında yaralıların, kadın, çocuk, yaşlıların bulunduğu kafilelerde uzun saçlı, sakallı erkeklerinde göze çarpıyor. Bu milliyetleri, niyetleri meçhul kişilerin terör militanları olabileceklerini akla getiriyor. Kilis’te hemen her ülke vatandaşına rastlamak mümkün. Kentin Güvenliği Tehdit AltındaSuriye’den gelen top ve makineli tüfek sesleri, akşam karanlığı ile başlayıp, sabahın ilk ışıklarına kadar aralıklarla devam ediyor. Öğrendiğimize göre İŞID teröristleri Suriye’nin Mar’a kasabasını ele geçirmişler. Sırada Azez ve civar köyler varmış. Afrın kasabasında PYD ve PKK savunma tertibatları almışlar. Şayet buralar İŞID teröristlerinin eline geçerse Kilis ve bölgenin bir bu kadar daha Suriyeli göç alacağı tahmin ediliyor. Sözün özü kentin güvenliği tehdit altında. Ulusal basına yansıması sebebiyle olsa gerek, Kilis’te konuşulan konulardan birisi de Kemaliye ilkokulunun camii yapılma girişimleri. Aslında Kemaliye ilkokulunun yerinin Milli Eğitim Bakanlığından alınıp Vakıflar Genel Müdürlüğüne verilmesi ile girişim eyleme geçmiş. Oysa Kemaliye ilkokulun yüz, yüzeli metre yakınında Tabakhane Camisi, Çalık Camisi, yeni restore edilen Hacı Derviş Camisi bulunuyor. Yoksa maksat ibadethane açmak değil, mesaj vermek ve “Kemal’iye” isminin kaldırılması mı? Kilis Türkmen İlidir, dili Oğuz DilidirMustafa Kemal Paşa’nın 03 Kasım 1918 tarihinde 2nci ve 7nci Ordulara Kilis ve havalisi hakkında yayınladığı; “İskenderun ile Antakya, Cebelsem'an ve Kilis havalisinin Türklerle meskun olduğu ve Halep havalisinin dörtte üçünün Arapça konuşan Türk olduğu her vesile ile hatırda tutulmalı ve her davada bu esas ittihaz edilmelidir.”emirden ve ünlü dil bilimci Kilisli Muallim Rıf’at Bilge’nin; “Kilis Türkmen İldir, dili Oğuz dilidir,” dizelerinden Kilis kent yönetiminin başının haberi olmasa gerekir ki, Kilislilere Arapça öğrenmelerini tavsiye ettiğini hemşerilerimden öğreniyorum. Anlaşılan “mülteci” sıfatı ile Kilis’e yerleşen Suriyelilerin kalıcı olduğuna bu zatı muhterem de inanmış görünüyor. Yürürlükteki vatandaşlık kanunlarımıza göre, beş yıl ikametgah alarak Türkiye’de kalan yabancılar vatandaşlık hakkı kazanabiliyor. Bu durum, 2015 genel seçimlerde olmasa da, daha sonrakidönemlerde yapılacak genel ve yerel seçimlerde bir milletvekilimizin ve belediye başkanımızın Suriye kökenli hemşerilerimizden olacağı anlamı taşıyor. Eğitim mekanlarını kapatma peşinde olan kent yönetiminin başı, elli yıl önce Yahudi hemşerilerimizin mezarlıklarının bulunduğu yere yapılmaya başlanılan camiinin temel atma törenini onurlandırmış. Yapımı devam eden camii ibadete açıldığında, milli mücadeleye yaptığı maddi katkılardan dolayı beyaz şeritli İstiklal Madalyası ile ödüllendirilen Haham Murdoh Şireym ve dindaşlarının mezarı üzerinde namaz kılınacağından habersiz! Ne diyelim! “Buyurun cenaze namazına!” Objektifime yansıyan bir diğer olumsuz görüntü ise işgal yılları olan 1918-1921 tarihlerinde, Kilis’in Fransız işgali sırasında, Kilis milis kuvvetlerini örgütlemek üzere Mustafa Kemal Paşa tarafından görevlendirilen Kilis Kuvayi Milliye Komutanı Yüzbaşı Kamil Polat’ın isminin verildiği Polatbey (Cercik) köyündeki karargah binasının harap hali oldu. Yetkililerin buraya ilgi göstermeleri ve buraya bir anıtın dikilmesi, karargah binasının müze haline getirilmesi hem görev hem vefa borcu olsa gerek. Kilis’te her şey çok güzelmiş, Kilis nüfusunun iki katı Suriyeli yokmuş, sınırdan denetimsiz geçişler yokmuş, salgın hastalık riski yokmuş, güvenlik zafiyeti yokmuş, trafik karmaşası yokmuş, gürültü kirliliği yokmuş, kaybedilen tarih, kültür, değer yargıları, değişen demografik yapı yokmuş, Kilislilerle Suriyeliler arasında çok eşliliğin ve bu evliliklerden doğacak çocukların büyük sosyal sorunlara yol açmayacakmış vs vs gibi davranılması isteyen kentin atanmış yöneticileri, aksini düşünüp, olumsuzluklardan söz edenleri, yazanları makamına çağırıp uyarmayı adet edinmişler.Yine Emeklilik hakkı kazanan, ancak yasal emeklilik süresi dolmamış aydın bürokratlara, bizzat kent yönetimin başı tarafından emekli olmaları tavsiye edildiğini anlatılıyor. Kilis’te görev yapan aydın milliyetçi bürokratlar sürüldükleri, horlandıkları, tenzili rütbeye uğradıkları yetmiyormuş gibi bir de emeklilik baskısı görüyorlar. Şaka gibi! Buda ileri Demokrasinin(!) Kilis’teki izdüşümü olsa gerek…. Kamplarda kalan Suriyelilerin temel ihtiyaçları eksiksiz görülüyor, hesabı AFAD karşılıyor. Doğrusu bu bedel merak konusu. Zira sonuçta faturayı vergilerimizle bizler ödüyoruz, sormakta, bilmekte hakkımız. Kilis’te yayınlanan yerel gazete haberlerinin yarısını kaçakçılık olayları oluşturuyor. Birkaç ay önce sınır hattında Türk askerin dur ihtarına uymayan Suriyelilere açılan ateş sonucu iki Suriyeli yaralanmış, birisi de hayatını kaybetmişti. Bu olay üzerine Kilis Devlet hastanesi önüne gelen Suriyeliler, tedavi olmayı bekleyen üç beş Mehmetçiği öldüresiye dövmüş, olay yerine gelen polis araçlarına da taşlarla saldırmışlardı. Mehmetçik için değişen bir şey yok, yasa dışı geçişleri engellemeye kalkarsa dayak var, hakaret var, soruşturma var. Kısacası halleri Ankara’daki karargahlarında oturan omzu yıldızlarla süslü olan bazı meslektaşlarından farklı değil. Kilis’te eskiden en fazla bir saat kadar süren ve düğün evi ile camii arasında gerçekleşen güveyi gezdirme adeti dışında sokakta düğün, eğlence geleneği yoktu. Günümüzde gelişen bu düğünlerde ateşli silah kullanılması o kadar olağan hale gelmiş ki, önlem, düğün sahiplerinin ateşli silah kullanılmamasını rica eden çağrıları ile sınırlı kalıyor. Yazımı bir hikaye ile bağlayayım; Kilis’in Türkiye’nin en büyük ilçesi olduğu dönemlerde, Kilisliler atanan kaymakamlardan hiç memnun kalmamış. Nihayet kente gelen bilmem kaçıncı kaymakam da basiretsiz, beceriksiz, tembel çıkınca, Kilisliler aralarında bir heyet oluşturarak doğru Başkent’te, içişleri bakanının yanında soluğu almışlar. Heyet sözcüsü, Kilis’e atanan kaymakamların beceriksizliklerinden yakınmış. Bunun üzerine kurt politikacı içişleri bakanı sözü alarak; “Aman efendim nasıl olur? Bizler, Kilis’in en büyük, en güzide ilçemiz olması sebebi ile kaymakamlarımızı Kilis’e seçerek gönderiyoruz” deyince, Kilisli lafı yapıştırmış; “ Sayın Bakan, rica ediyoruz bundan sonra Kilis’e göndereceğiniz kaymakamları seçmeden, bir yandan gönderin, belki içlerinde iyisi çıkar!” Aydınlık günlere ulaşmak dileği ile esen kalın. Eylül 2014Ecz. İbrahim Beşe
Kilis Güncel
Yayınlanma: 12 Ekim 2014 - 12:45
Güncelleme: 14 Ekim 2014 - 12:02
Kilis'ten İzlenimler
Ecz. İbrahim Beşe “Cumhuriyet Öncesinde ve Sonrasında Kilis” adlı yeni yayınlanan kitabının ışığında Kilis’i değerlendirdi.
Kilis Güncel
12 Ekim 2014 - 12:45
Güncelleme: 14 Ekim 2014 - 12:02
Bu haber 2340 defa okunmuştur.
İlginizi Çekebilir









