Mübahele olayını tarihçiler, müfessirler ve muhaddisler genişçe nakletmişlerdir. Olay özetle şöyledir: Necran Hıristiyanlarından bir grup, bazı konularda Resulullah (s.a.v) ile görüşüp konuşmak için Medineye geliyorlar. Fakat Resulullah (s.a.v)in haklı ve delilli sözleri karşısında teslim olmayıp tartışmalarını sürdürünce, Allah Tealâ şu ayeti nazil ediyor:
Artık sana gelen ilimden sonra, onun hakkında seninle çekişip tartışırlarsa, de ki: Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım; sonra karşılıklı lânetleşelim de Allahın lânetini yalan söylemekte olanların üstüne kılalım.
Necran Hıristiyanları Resulullah (s.a.v) tarafından mübaheleye (karşılıklı beddua etmeye) davet edilince, düşünüp taşındıktan sonra nihayet mübaheleyi kabul ediyor ve mübahele yapmak için vaatleşiyorlar. Vaat edilen gün ve saat gelip çatınca, Hıristiyanlar, Resulullah (s.a.v)in Hz. Ali, Hz. Fatıma ve onların iki evladı Hasan ve Hüseyin ile geldiğini görüyorlar. Resulullah (s.a.v)in kararlılığını ve yanındaki nurlu simaları görünce, korkuya kapılarak mübaheleden vazgeçip sulh anlaşması önerisinde bulunuyorlar. Resulullah (s.a.v), birtakım şartlarla onların önerisini kabul ediyor.
Resulullah (s.a.a) bu hususta şöyle buyurmuştur:
Canım elinde olan Allaha ant olsun ki, Necran ehlinin helâk olması yaklaşmıştı. Eğer mübahele etmiş olsalardı, maymun ve domuz oluvereceklerdi...
Bu olayı birçok müfessir nakletmiştir. Örneğin; Zemahşerî, Tefsir-i Keşşafta; Fahr-i Razî, Tefsir-i Kebirde ve Allâme Tabatabaî, el-Mizanda.
Ehl-i Beytin Allahın emriyle Resulullah (s.a.a) ile birlikte mübahele olayına katılması, onlar için çok büyük bir makam ve fazilettir. Eğer onlar, Allah katında çok sevilen ve duaları kabul olan şahsiyetler olmasalardı, Allah Tealâ, kesinlikle Peygamberine onları mübaheleye götürmesini emretmezdi. Böyle bir makama sahip olan Ehl-i Beyte sahip çıkmak, onları savunmak, onları halka tanıtmak ve onların sözlerinden yararlanmak her Müslümanın kaçınılmaz bir vazifesidir. Allah Tealâ bizleri, vazifelerini tanıyan ve onları yerine getirmek için gayret gösteren Ehl-i Beyt takipçilerinden kılsın, inşaallah.
Hat: Hattat Recep Şahin





