Sözümüze Genelkurmay Başkanlığının 1. Cihan Harbi Arşivi: Dos. 1. 183kl,3722, Dos.56 f 34, 341 sayılı notundan alınmış, tarihi bir belgeyle başlayalım. Yıldırım Ordular Grubu Erkan-ı Har biyesi ne çekilen gizli raporda aynen şöyle deniliyor:
1) Düşman ve ordu vaziyetinde mühim bir tebeddül yoktur.
2)bugün öğleden sonra düşmanın altı zırhlı otomobili Dirülcemal (Dircemal) civarına kadar takarrüp ederek (yaklaşarak) dümdar (artçı) müfrezemizle makineli tüfek ateşi teati etmiştir (karşılıklı ateş yapmıştır ). Bir şehidimiz vardır. Bu otomobiller saat bir on beş sonrada avdet etmişlerdir(gitmişlerdir). Saat iki sonra da Mahir köyü civarında iki düşman süvari takımı gelmiştir.
3) Dünkü raporda Müslümüyenin sekiz kilometre şarkında(doğusunda) şimaye şarkiye (kuzey doğuya)gittikleri arz olunan urbanın (çöl aşiretirinin) nereye gittikleri anlaşılamamıştır.
4) Orduda ittihaz olunan (alınan) yeni tedabir (tedbirler) hakkındakiemrin bir sureti malumat (bilgi olarak) derdesti takdimdir (göderilmak üzerindedir.
5) Ordu Kumandanı Paşa Hazretleri bazı tedabir ittihazıyla (tedbirler alarak) yine bu gece avdet etmek (tedbirler alarak)yine bu gece avdet etmek üzre şimdi Kilse hareket buyurdular..
6)öğleden sonra biraz yağmur yağmıştır. Şimdi hava kapalıdır.
Bu belgenin altında 7. Ordu Erkan-ı Harbiye Reisi Kurmay Başkanı kaymakam (Yarbay) Mehmet Hayrinin inzası bulunmaktadır.
Atatürkün Kilise geldiğinde 28 Ekim 1918de vatanın durumu pek iç açıcı değildir. Düşman, savunma hatlarını hızla yararak Anadoluya doğru hızla ilerlemektedir. Hatta Atatürkün Halepte karargâh haline getirdiği Baron Oteli bile Arap urbanlar tarafından basılmıştır ve Türk Ordusunun geri çekilmesini istemektedir.
Ulu Önder, Türk Ordusunun sağlam bir Türk toprağına ayak basmadan düşmana mukavemet hattı oluşturmasının sakıncalarını düşünerek kısa süreli keşfe çıkmıştır. Atatürk, bu hattın Toros Dağı eteklerinden başlayacağını düşlerken, Kilise girişte bir grup kahraman Kilisli tarafından karşılanır.
Dur, teslim olun, inin aşağıya bakalım.
Otomobilde, Kurtuluş Savaşımızın büyük dehası, meydan muharebelerinin büyük ustası, tarihi yapan ve yazan, muzaffer Başkomutan Kemal Atatürkün bulunduğundan Kilisli çeteler habersizdir.
Atatürkün yanında bulunan yaveri Cevat Abbas Bey, derhal silahını çekerek, namluyu önlerini kesen guruba doğru çevirir. Ancak, o bir kez daha yanılmamıştır. Cevat Abbas Beye silahını yerine koymasını söyleyerek arabadan aşağıya iner. Atatürkle karşısındaki gencin gözleri birbirini süzmektedir.
Evet, Atatürkün karşısındaki genç Onun Çanakkale Cephesinde tanıdığı, yakın silah arkadaşı Saraç Mehmet Çavuştur. Kader, iki silah arkadaşını bu defa başka bir cephede yan yana gelmiştir. Saraç Mehmet Paşasını görünce heyecanlanır, hazır ola geçerek tekmilini verir:
- Burhanoğlu Saraç Mehmet Çavuş. 1311, Kilis, buyurun kumandanım
Mustafa Kemal Paşa, Mehmet Cavuşu selamlayarak tekmilini alır, çeteleri başına toplar. Burada ne yaptıklarını sorar. aldığı cevap, Onun için pek şaşırtıcı değildir. Anadoluda düşlediği heyecan gerçekleşmeye başlamıştır. Bir ulus kadınıyla, çoluğuyla, çocuğuyla uyanmaktadır. Ve
Ya İstiklal, ya ölüm parolası ateşlenmiştir.
Atatürkün bu sırada heyecanlanarak söylediği şu söylev her Kilisli için bir gurur, bir şeref payesidir.
İLK AYAK BASTIĞIM TÜRK TOPRAĞINDAKİ BU UYANIKLIĞA CİDDEN HAYRAN KALDIM. VE BİR DAHA İMAN ATTİM Kİ BU MİLLET ASLA ÖLMEYECEKTİR. VAR OLUN AZİZ KİLİSLİLER..
Yüce kurtarıcı, Kilis dönüşü Ordu mıntıkalarını gönderdiği gizli şifrede şöyle diyordu.
Vilayeti şarkiye efradını silahlarıyla ve götüre bileceklerini cephane ile terhis ediniz..
Bu emrin anlamı oldukça derin olmalıydı. Özgürlüğün kıvılcımları Kiliste başlamış ve Anadolu, işgal güçlerini toprağından atmak için yeni bir mücadele başlayacaktı.
Yıldırım Orduları Grubu Kumandanı Mustafa Kemal Paşa 3 Kasım 1918 tarihinde 2. ve 7. Orduları gönderdiği talimatta da şöyle diyecekti:
KİLİS HAVALESİNİN TÜRKLERLE MESKÛN OLDUĞU HER VESİLEYLE HATIRDA TUTULMALI, HER DAVADA BU ESAS İTTİHAZ EDİLMELİDİR
Ahmet Barutçu








