Kamu görevlileri için hayati öneme sahip bir döneme daha girmiş bulunuyoruz.
Kamu görevlilerinin mali, sosyal ve özlük haklarında yapılacak düzenlemelerin belirleneceği toplu pazarlık süreci yalnızca kendilerini değil, aileleri ile birlikte 12 milyon vatandaşımızı doğrudan ilgilendirmektedir.
Bu sürecin dolaylı yansımaları da tüm halkımızı etkilemektedir.
Hatırlanacağı gibi bundan önce 5 kez toplu pazarlık masasına oturduk.
Geçtiğimiz süreçte bütün uzlaşma girişimlerimize rağmen, iyi niyetli çabalarımıza siyasi irade nezdinde destek bulamamanın sıkıntılarını yaşadık.
Kanunla belirlenmiş sürece, Türkiye Kamu-Sen olarak katmak istediğimiz ciddiyet ve samimiyet, tüm gayretlerimize rağmen sulandırılmaya çalışıldı.
Bizler toplu pazarlık masasını son derece önemli olarak görüyoruz.
Kamu görevlilerinin tüm sorunlarının dile getirileceği ve çözüm yollarının aranacağı yer olarak kabul ediyoruz.
Ancak bugüne kadar gördüğümüz, muhataplarımızın toplu pazarlık masasına aynı samimiyet ve ciddiyetle yaklaşmadığıdır.
Bizler kamu görevlileri olarak, sorunları bizzat yaşayan insanlarız.
Bu nedenle sorunların çözüm yollarını bilmekteyiz.
Bugün kamu çalışanlarının %28i açlık sınırının altında ücret almaktadır.
Bizler açlığı gözlemlemiyoruz, bizzat yaşıyoruz.
Sorunlarımıza kesin çözüm bulmak amacıyla, siyasi iradeden ve kamu işveren kurulu üyelerinden samimi bir yaklaşım bekliyoruz.
Muhataplarımızın bu konudaki gayretlerini gördüğümüz anda da mutabakat imzalayacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.
Yaklaşık bir aydan beri uzmanlarımız, kamu görevlilerinin sorunlarına, gerçekçi ve kalıcı çözümler üretecek her yolu araştırdılar.
Tüm kamuoyunun hak vereceği, kabul edilebilir, uzlaşmacı bir yöntem belirlemiş bulunmaktayız.
Yeni hükümetin ilk önemli sınavı, kamu görevlileri ile yapılacak toplu pazarlıklar olacaktır.
Son dönemde sıkça duyduğumuz ama kamu görevlileri için bir türlü hayata geçirilmeyen, gelirin adil paylaşımı, demokratikleşme, eşitlik ilkeleri asla vazgeçmeyeceğimiz konular olacaktır.
Bu çerçevede en önemli dayanağımız ise kamuda çalışan işçi kardeşlerimize yapılan ücret artışlarıdır.
Hükümetin seçim öncesi yaptığı toplu sözleşme ile seçim sonrası yapacağı toplu görüşmeler arasında çifte standart olup olmadığını da bu vesile ile göreceğiz.
2007 yılı toplu pazarlıklarında yeni hükümetin karşısına, yeni bir anlayışla çıkacağız.
Uzlaşmaya dayanan bu anlayışta önceliğimiz, siyasi iradeye taleplerimizi kabul ettirmek olacaktır. Başbakan sayın Tayyip Erdoğanın da toplu görüşmelere bizzat katılarak memurlarımızın haklı taleplerini birinci ağızdan dinlemesini arzu etmekteyiz.
Eğer siyasi irade taleplerimizi kabul eder ve kamu görevlilerinin sorunlarını çözme yolunda bir taahhütte bulunursa; Türkiye Kamu-Sen olarak bizler, makul bir plan çerçevesinde alacaklarımızı önümüzdeki yıllara dağıtabiliriz.
Bu anlayıştan yola çıkarak, toplu sözleşme ve grev hakkı, uzlaştırma kurulu kararlarının bağlayıcı olması, yerel yönetimlerde çalışanların maaşlarının zamanında ödenmesi gibi bir çok talebimiz derhal uygulamaya geçirilmelidir.
Mali haklar konusunda ise önceliğimiz açlık sınırının altında maaş alan memurlarımız olacaktır.
· Tespitlerimize göre 350 400 bin dolayında kamu görevlisi 860 YTL olan, açlık sınırının altında ücret almaktadır. 2008 yılında öncelikli olarak bu kesimin ücretleri açlık sınırının üstüne çekilmelidir.
· Daha sonra tüm memurlara kamuda çalışan işçilere yapılandan az olmamak kaydıyla maaş artışı sağlanmalıdır.
· Sendika ödeneği katsayı ve göstergeye bağlanarak artırılmalıdır.
· Bu şekilde memurlarımız açlıktan kurtarılmalıdır.
· Şu an kamu görevlileri içinde ekonomik ve sosyal olarak en zor durumda olan, düşük dereceli, kirada oturan, evli olup eşi çalışmayan ve çocuklarını okutan memurların durumunu iyileştirebilmek için de sosyal haklarda gerekli düzenlemelerin yapılması zorunludur.
· Talep ettiğimiz ücret artışı, düşük dereceli kamu görevlilerine yüksek, yüksek dereceli kamu görevlilerine nispeten daha az oranda hesaplanmıştır.
· Kamuda çalışan en düşük işçi ücretine % 34,5 zam yapılmıştır.
· Bizler de en düşük dereceli memur maaşına % 36,5 zam talep etmekteyiz.
· Buna göre tüm kamu görevlilerine iki dilim halinde yaklaşık yüzde 15; yıllık ortalama olarak da % 10 zam talep etmekteyiz.
· 2008 yılı için öngördüğümüz bu makul talebimiz, 2009 yılında en düşük dereceli memur maaşının bugünkü yoksulluk sınırı olan 1130 YTLye çekilmesi ve üstüne enflasyon ve refah payı eklenmesi şartına bağlıdır.
2008 ve 2009 yıllarını içeren iki yıllık bir mali plan yapmış bulunmaktayız.
Bu plana göre, birinci yılda hedefimiz kamu görevlilerini açlık sınırından yoksulluk sınırına çekmek,
İkinci yılda da yoksulluktan kurtarmaktır.
Planımız makul, uygulanabilir ve uzlaşmacıdır.
Eğer yetkililer samimi bir yaklaşım sergilerse memurlarımızın tüm mali sorunları iki yıl içinde çözülebilir.
Hükümetin önünde büyük bir fırsat durmaktadır.
Tercihlerini soysal devletten, adaletten, eşitlikten ve milletimizden yana kullanırsa, kamu çalışanlarını açlıktan ve yoksulluktan kurtaran iktidar olarak tarihe geçecektir. Beyaz sayfa açılacağına dair yapılan açıklamalar da böylece havada kalmayacaktır. Saygılarımızla
..
Osman BOYBEYİ
Türkiye Kamu Sen Kilis İl Temsilcisi









