Oynanan her türlü oyun; Aziz Milletimiz üzerine oynanmaktadır. Ve sonunda Türk milli takımı elendi. Aslında medeni zannedilen medeniyetsizler; bizim dünya kupasına gitmemize rıza göstermediler. Meselenin özü budur. Baştan beri bir şeyler döndüğünü anlamamak için akıldan yoksun olmak lazımdır.
İlk maçta usulsüzce maçın hakemi değiştirildi. Hakem beklendiği gibi maçta takımımız aleyhine kararlar verdi. Maçı 2- 0 kaybettik. İkinci maçta yine aleyhimize kararlar vermek üzere seçilmiş bir hakemle karşı karşıya kaldık. Neticede; Avrupanın istediği oldu ve elendik.
Oynanan maça sadece sportif bir müsabaka olarak bakmamak lazımdır. Sahaya çıkarsınız kurallarına göre iyi oynayan, gol atan galip gelir. Tabi ki diğer takımda elenir. Bizi üzen millet olarak her sahada olduğu gibi,sporda da ezilmeye linç edilmeye çalışılmamızdır. Müsaadenizle bu tespitimizi teyit edecek sözleri aktarayım.
4-2 kazanmamıza rağmen elendiğimiz maçtan sonra Fatih Terimin konuşmasını aktarıyorum: Medeniyetin beşiği kabul edilenlerin ne kadar medeniyetsiz olduğunu gördük. Ve ömrümde son iki maçtaki kadar ahlaksız hakemle karşılaşmadım Sen ne kadar iyi oynarsan oyna, birileri senin gitmeni istemiyorsa sen gidemiyorsun Bu iki hakem Türkiyeye kıymıştır.
Sayın Terim,haklı konuşmuştur. Milletimizin bu mesajı iyi okuması lazımdır. Kıyılan sadece maçımız değil, her şeyimizdir. Son birkaç yıldır, batıya yaklaştıkça; Batıdan zarardan başka ne gördük ki? Ama hala birileri bizi bu mediyetsizlere kul köle etmeye çalışmaktadırlar.
İsviçredeki maçta istiklal marşımıza karşı yapılan saygısızlık yetmezmiş gibi, Türkiyedeki maçtan sonra galip takım olmalarına rağmen antrenörümüze ve oyuncularımıza tekme tokat girişme terbiyesizliğinde bulunmuşlardır. Bu tavırlarıyla; bizim elenmemiz yetmiyormuş gibi; sahamızda seyircilerimizi tahrik edip olay çıkararak, cezalanmamızı da sağlamaya yönelik hareketlere girişmişlerdir.
Ne demişler atalarımız: Zorla güzellik olmaz bunların dedeleri de böyleydi Katranı kaynatsan olur mu şeker, cinsi batasıca mutlaka cinsine çeker. Dün haçlı zihniyeti savaş meydanlarında kılıçla kalkanla zulmediyordu. Bu gün ise gelişen dünya şartlarında her sahada seninle mücadele etmektedir. Bu mücadele kıyamete kadar bitmeyecektir. Onlar bu mücadelenin farkında oldukları için her şartta karlı duruma düşmektedirler. Bizimkiler ise yönlerini batıya döndükten bu yana toplumsal refleksimiz kaybettirdiler. Batıdan bir tükürük gelse yüzümüze yağmur yağıyor demeye devam ediliyor.
Oynanalar bir tiyatrodur. Milletin bekası için bu millet kendi öz benliğine döndürülmelidir. Zaman çok geçiyor. Aziz milletimiz her sahada mevzi kaybetmeye devam ediyor. Bu oyun bozulmalı milli ve dini refleksimize yeniden kavuşacak bir duruş sergilenmelidir. Gelecek kuşaklara dostumuz düşmanımız her yönüyle tanıtılmalıdır. Yaşanan son maç olayı basit bir sportif faaliyettir değip geçiştirilmemelidir.
Şimdi soralım: Senin istiklal marşına bile tahammül edemeyen AB nin en medeni (!) ülkesinin vatandaşları; seni üye olarak içine kabul eder mi?
Yine son söz Prof. Dr. Haydar Başın olsun. İcmal dergisi 1984 MART ayı sayısının Kavgaların Menşei adlı başyazısında,Sonuç olarak diyebiliriz ki; bugün dünyada çeşitli maskelerle sürdürülen mücadele, gönüllerde saklanan inançların mücadelesidir. Bu yolda zafer ise kalpteki o akideyi temsil etme ile orantılıdır. tarihi tesbitinde bulumuştur. Başka söze gerek var mı?
UĞUR KEPEKÇİ









