ZAMAN TUNELİNDE ŞEHİT SAKIP
Sakıp Ruhi, Kilisli Ruhizadelerden olup, ilkmektep ve rüştüye öğrenimini Kiliste, idadi tahsilini ise Halepde yapmıştı. Bir süre de jandarma okuluna devam etmiş. 1. Dünya savaşı başlayınca Galiçya'da savaşmış. Burada yaralanarak gazi olan Sakıp Ruhi, İstanbul'a gelerek tedavi olmuştur. Bir süre de İstanbul'da Polislik görevi yapan Sakıp Ruhi, daha sonra memleketi Kilis'e dönmüş. Bu dönemde Kilis, önce İngilizlerin, sonra da Fransızların işgali altında bulunuyordu. Sakıp Ruhi, daha sonra Kuvayi Milliyeye dönüştürülen Heveskar-i Maarif Cemiyeti üyeleri arasına katıldı.
İşte bu günlerde, Kilis'in Köprübaşı semtinde, birkaç Fransız askerinin, Türk kadınının peçesine el atmaları üzerine olaya müdahale ederek, Fransız askerlerine layık oldukları dersi hemen oracıkta verdi.
( 1919 →☺→ 2005 ) Diğer Fransız askerleri gelmeden, çevreden yetişenler tarafından olay yerinden uzaklaştırılan Sakıp Ruhi, sakin bir yere gelince birden bir melodi sesi duyulmaya başladı. Etrafta bulunanlar bu sese bir anlam veremediler. Sesin kaynağını ilk fark eden yine Sakıp Ruhi oldu. Elini kuşağının arasında gezdirdi ve belindeki kaması ile kabzası işlemeli toplu tabancasının arasındaki, Nokia marka cep telefonunu çıkardı. Herkes hayretle açılmış gözlerle kendisini takip ederken, telefondaki sesin karısı olduğunu cep telefonunun ekranında görülen numarasından anlamıştı. Telefondaki ses etraftan duyulacak kadar gür geliyordu;
--- Sakıp!! Az önce beni cepten arkadaşlarım arayıp haber verdiler. Yine belaya bulaşmışsın. Sana ne canım elin karısından kızından! Sana mı kaldı onları korumak? Hemen eve gel! Haa!! Bugün biliyorsun misafirler gelecek. Gelirken Nescafe, Coca Cola ve iki paket de Marlboro sigarası almayı unutma canım.
Sakıp Bey, iç çekerek "Yahu, bizim zamanımız iyiydi. Nemelazımcılık insanları ne hale getirmiş. Biz milli mücadele ile düşmanı vatandan kovduk ama düşman şimdi de, nescafesi, kolası, sigarası ile vatanı işgal etmiş." diye düşünmekten kendini alamadı.
Ecz. İbrahim Beşe









