Doğum tarihi kesin olarak bilinmese de Hz. Fâtımâ (a.s.) annemizin doğum günü Haziran ayının 7sinde kutlanıyor.
Resulüllah (s.a.v.) Efendimiz, Fâtımâyı tanıtırken şunları söylüyor: Fâtımâ Benden bir parçadır. Onu öfkelendiren Beni öfkelendirmiş olur. (Buhari,Sahih, 5/36). Gelin doğum günü münasebetiyle gelmiş ve gelecek kadınların en üstünü olan Hz. Fâtımânın (a.s.) dünyaya nasıl geldiğini bir hatırlayalım: Hz. Fâtımânın Dünyaya Teşrifi: Hz. Hatice doğum sancıları sıklaştığı zaman komşularını ve Haşimoğullarının kadınlarını yardıma çağırdı.
Ancak Hz. Muhammed ile olan evliliğini bahane ederek Onu boykot eden kadınlar doğumuna da gelmeyeceklerini haber verdiler.
Böyle bir anda Cenab-ı Hak Onu yalnız bırakmadı. Allahın melekleri ve insanlık tarihinin dört büyük kadını Ona yardıma gönderildiler.
1- Ey Hatice! Üzülme, biz Rabbin tarafından Sana gönderilmiş elçileriz. Biz Senin kardeşleriniz. Ben Sâre, bu da Mezahim kızı Asiyedir. O Senin cennetteki arkadaşındır. Bu da İmran kızı Meryemdir. Bu ise, Musa b. İmranın (a.s.) kızkardeşi Gülsümdür. Senin doğum esnasında çekeceğin zorlukları hafifletmek için Allah bizi Sana gönderdi.
Böylece Hz. Haticenin biri sağında, biri solunda, biri önünde, biri de arkasında oturdu. Derken temiz ve pak olarak cennet gülü Hz. Fâtımâ doğdu.
Hz. Fâtımâ doğunca, Onun pak bedeninden bir nur yükseldi. Bu nur bütün Mekke evlerine girdi. Önünde oturan kadın Hz. Fâtımâyı aldı ve Kevser suyuyla yıkadı. İki beyaz hırka çıkardı. Birini bedenine sardı, birini de üzerine örttü. Sonra Hz. Fâtımâyı konuşturmaya çalıştı. Hz. Fâtımâ şehadet getirdi ve bu kadınlara selam verdi. Kadınların her birini isim vererek selamladı. Kadınlar Ona gülümsediler. Dediler ki: Ey Hatice! Temiz, pak, arı ve uğurlu olarak al Onu. Ona ve soyuna bereket verilmiştir.
Hz. Hatice sevinçle ve güler yüzle çocuğunu aldı. Göğsünü verdi. Derhal sütü kaynamaya başladı.(36)
2- Siretül Molladan rivayetle, Resulüllahın (s.a.v.) şöyle buyurduğu nakledilmektedir:
Cebrail Bana cennetten bir elma getirdi; Ben onu yedim ve Hatice ile bir araya geldim. O, Fâtımâya hamile kaldı. Hatice, Benim kolay bir hâlim var. Sen benim yanımdan ayrıldığında (ve Ben yalnız kaldığımda) karnımdaki çocuk Benimle konuşuyor diyordu. Hatice, doğum vakti geldiğinde Kureyş hanımlarına haber gönderdi. Ama onlar kabul etmeyip, Muhammed (s.a.v.)in hanımı olduğun için Senin yanına gelmeyiz dediler. Bu esnada aniden, güzellik ve nurları vasfedilemeyecek dört hanım Haticenin huzuruna geldi; onlardan biri, Ben Senin annen Havvayım, diğeri, Ben Mezahim kızı Asiyeyim, öbürü ise, Ben Musanın bacısı Gülsümüm, dördüncüsü de Ben İmran kızı ve İsanın annesi Meryemim dediler ve sözlerine şunu eklediler: Kadınların yapması gereken işi üstlenmek ve Sana yardım etmek için geldik. Hatice diyor ki: Böylece Fâtımâ dünyaya geldi ve secde halinde yere düştü ama parmağını göğe doğru kaldırmıştı. (37)
36 Delailül-İmamet, s.8-9; Biharül Envar c. 16, s.80-81
37 Zehairül-Ukba, s.44, Bâb-ı Fezail-u Fâtımâ (a.s.)
Kaynak: Hz. Fâtımâ, Prof. Dr. Haydar Baş





