[caption id="attachment_6666" align="alignnone" width="496" caption="kur'an_kerim"]
[/caption]
Ehl-İ Beyt?e Yapılan Zulüm Ve
Günümüze Uzantısı
İslam coğrafyasında yaşanan kanlı vahşet ve işgal süreci
malumunuz. Bunu planlayanlar kimler? Kapitalist, haçlı zihniyeti (AB ve ABD).
Plan ve hedefleri belli bu kapitalist, haçlı zihniyetinin.
Kanlı emellerine ulaşmalarını sağlamak için kullandıkları
yöntem ise şeytana şapka çıkarttırır nitelikte. Bu haçlı zihniyeti zaman
içerisinde, mal, makam, mevki, şöhret vaat ederek İslam coğrafyasında
yetiştirdikleri insanları bir şekilde yüksek mevkilere taşıyorlar. Hükmetme
konumunda olan bu anlayış sahipleri dünyalık menfaatler uğruna, efendilerinin
hiçbir isteğini geri çevirmedikleri gibi efendilerine hizmette birbirleri ile
yarışıyorlar. Şu an İslam coğrafyasında yaşanan olaylarda, halkı Müslüman
devletlerin iktidarlarının kimin yanında, kime karşı mücadele ettiklerine
bakarsanız ne demek istediğimi anlarsınız.
Tabi İslam coğrafyasında AB ve ABD?nin ?sık kullanılanlar?
listesine eklediği iktidarların, Müslüman halkı ikna etmek, haçlı safındaki
duruşlarını meşru göstermek için kullandıkları bir ?sınıf? daha var. Evet, din
adına öne çıkmış, kimliğinde İslam yazan, isminin başında büyük unvanlar
bulunan bu insanlar, halkı ikna etmede, tepkisiz kılmada (bu haçlı zulmüne
karşı) iktidarların adeta sözcülüğünü yapmıştırlar, yapmaktadırlar. Çünkü
manevi duyguları zayıflayan insanların milli duyguları da zayıflar, tepkisiz
kalır.
Bu âlim (!) sıfatı taşıyan kişiler, önce Allah tarafından Fatiha süresinde
?gazaba uğramış ve yoldan çıkmış? olarak vasfettiği Yahudilik ve Hıristiyanlık
inancını meşrulaştırdılar. Onlarında hak üzere olduklarını, cennete
gidebileceklerini hatta amentüde bile ittifak ettiğimizi açıkladılar. Kur?an
meallerine Tevrat ve İncil?den kendilerince yorumlar getirdiler. Yazdıkları
meallerde surelerin adlarını değiştirdiler. Hatta Kur?an?da ?Sadıklarla beraber
olun? ayetini, sadıklardan kasıt ?Yahudi ve Hıristiyanlardır? diye tefsir
etmeye cüret ettiler.
Sonra bir ?zalim? kavramı ortaya konuldu ve din adına öne çıkan bu zihniyet
sahipleri yine din adına zalimle mücadelenin haklılığını, gerekliliğini,
kendilerince delillerle halkın önüne koydular. Halkta inandı. Zalimle
mücadeleyi adeta cihat saydı. Ama kimin adına ?cihat? ettiğinin veya edeceğinin
farkına bile varamadı.
Bunları niye yazdım?
Şu an Prof. Dr. Haydar Baş Beyin ümmetten, milletimizden saklanan Ehl?i Beyt
gerçeğini anlattığı eserlerini okuyorum. İmam Zeynel Abidin (as) eserini
okuyorum. Bu masum imamların, peygamber torunlarının yaşadıklarına, onlara reva
görülen zulme, baskılara insanın inanası gelmiyor. Ama maalesef bunlar gerçek
ve yaşandı. İnsanın gözleri doluyor, iç çekiyorsun bu zulmü görünce. Eserde
öyle bir konuya geldim ki, o devirle yaşadığımız zaman dilimi arasındaki mesafe
bir anda kalktı gözümün önünden. Şunu bir kez daha gördüm ki, zaman değişiyor,
insanlar değişiyor, isimler değişiyor, sistemler değişiyor ama mücadele hep
aynı. ?Hak, batıl mücadelesi?
Bu eserden aldığım birkaç notla ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız;
?Halifelik makamı ile naspedilmiş imamın birbirinden ayrıldığı dönemden
itibaren, masum imamların siyaset anlayışı, Allah tarafından kendilerine
verilen, hak ettikleri bu makamı elde etmek için verdikleri mücadele ile
şekillenmiştir. Çünkü İslam?dan sapmaların asıl sebebi de bu hakkın sahibinin
elinden alınmasıdır.
İmam Zeynel Abidin (as) kendinden önceki naspedilmiş imamlarla
karşılaştırıldığında en ağır baskılara maruz kalmıştır.
Siyaset olarak dedesi İmam Ali (as), amcası İmam Hasan (as) ve babası İmam
Hüseyin (as) gibi, mevcut halifenin yanlışlarına karşı ciddi tavır içindedir.
Ancak onun dönemi baskıların çok arttığı bir süreç olduğu için, direk ve açık
bir mücadele yerine, halkı, dualarında verdiği mesajları, halifenin
yanlışlarına ve bozuk düzene karşı bilinçlendirme şeklindedir?
İçinde bulunduğu sıkıntılı dönem ile ilgili şöyle buyurmuştur;
?Halimiz İsrail oğullarının, firavun oğullarının arasında yaşayıp, geçirdikleri
gibi? Halk, büyüğümüz ve velimiz Emirü?l müminine (Hz. Ali as) küfretmekle
düşmanlarımıza yakınlık gösteriyorlar.? Sh:463?64
?İmam Zeynel Abidin (as) yöneticileri altı kısma ayırmıştır? Bu yöneticiler
arasında sarayda vazife yapan din âlimlerinin yeri ayrıdır. Çünkü onlar İslam?ı
kullanarak yanlışları örtmektedirler.? Sh:465
?Emeviler ve Abbasiler döneminde öyle âlim sınıfı ortaya çıkmıştı ki, bunlar,
saray fakihleri, hafızları, muhaddisleri ve kadılarıdır. Vazifeleri, halkın
kendilerine olan güvenini kullanarak, siyasi iktidarın yönetimine karşı, onları
sessiz ve pasif bir hale getirmekti.
Baskı ve zulmün had safhaya ulaştığı bu dönemde, özellikle Zühri gibi âlimler,
ümmete; ?teslimiyetle yapılanları kabullen, sesini çıkarma? telkininde
bulunuyorlardı.
Kerbela sürecinde işlediğimiz gibi, İmam Hüseyin?i (as) şehit edenler, onun
mübarek vücudunu atlara çiğnetenler, bu vahşetten ?Allah rızasını kazanmayı?
umuyorlardı.
Bu âlim tabakası da, müminleri Emiri kabul ettikleri halifeye biati ve ona
teslimiyeti dinin bir gereği olarak anlatmakta idiler.? Sh:467
?Zühri, onun (İmam Zeynel Abidin) (as) hakkında şöyle demiştir; ?Hiçbir
Kureyşli?yi Hüseyin oğlu Ali?den daha takvalı ve daha üstün görmedim.?
Kaynaklara baktığımızda, Zühri?nin önceleri İmam Zeynel Abidin?in (as) dizinin
dibinde terbiye gördüğünü ancak daha sonra Emevi sarayındaki ihtişama ve paraya
kapılarak, bu büyük insanı terk ettiğini görüyoruz.? Sh:470
?Emevi iktidarı döneminde ümmet, yezit gibi sarhoş halde namaz kıldıran,
maymunlarla oynaşan halifeler gördü. Abdullah b. Zübeyr, Mervan b. Hakem gibi
halifelik makamı için her şeyi göze alan kişilerle idare edildi.
Abdülmelik b. Mervan ise Ehl?i Beyt soyunu ve masum imamı zincirlerle bağlamaya
cüret edebildi?
?Bu bozuk düzende yapılanlar hep İslam?a mal edilmiş, müminlerin Emiri sıfatını
taşıyanlar, İslam?ı kullanarak istedikleri gibi hareket etmişlerdir. Halk
onlara inanmış ve ayaklanmanın önüne geçilmiştir.? Sh:471
?Muaviye döneminden beri kullanılan yalan hadis uydurma? Zühri?nin ağzından
nakledilerek söylenen bu hadislerden maksat Ehl?i Beyt?i, İmam Ali?yi ve O?nun
soyundan gelen masum imamları küçük düşürmekti.? Sh:473
?Zühri, Abdülmelik döneminde, Abdullah b. Zübeyr ile aralarında devam eden
hilafet kavgasında, Abdülmelik?in yanında yer alarak, onun işini kolaylaştırmak
için büyük bir cinayete imza atmıştır. Uydurduğu hadisle Zühri, halkın Abdullah
b. Zübeyr?in himayesindeki Mekke?ye gitmesini engellemiştir. Halkı
Abdülmelik?in tasarrufundaki Filistin?i haccetmeye ikna etmiştir?? sh:475
?Hatta İmam Ali?nin (as) imanına dil uzatmaya bile cüret etmiş, kendince hadis
uydurmuştur. Bkz. Sh:477
?Aynı şahıs, peygamberimizin amcası, şehitlerin efendisi Hz. Hamza?ya da dil
uzatmış. Sarhoşluk iddiasında bulunmuştur. Bkz. Sh:479
Akın Aydın
Yeni Mesaj Gazetesi
[/caption]Ehl-İ Beyt?e Yapılan Zulüm Ve
Günümüze Uzantısı
İslam coğrafyasında yaşanan kanlı vahşet ve işgal süreci
malumunuz. Bunu planlayanlar kimler? Kapitalist, haçlı zihniyeti (AB ve ABD).
Plan ve hedefleri belli bu kapitalist, haçlı zihniyetinin.
Kanlı emellerine ulaşmalarını sağlamak için kullandıkları
yöntem ise şeytana şapka çıkarttırır nitelikte. Bu haçlı zihniyeti zaman
içerisinde, mal, makam, mevki, şöhret vaat ederek İslam coğrafyasında
yetiştirdikleri insanları bir şekilde yüksek mevkilere taşıyorlar. Hükmetme
konumunda olan bu anlayış sahipleri dünyalık menfaatler uğruna, efendilerinin
hiçbir isteğini geri çevirmedikleri gibi efendilerine hizmette birbirleri ile
yarışıyorlar. Şu an İslam coğrafyasında yaşanan olaylarda, halkı Müslüman
devletlerin iktidarlarının kimin yanında, kime karşı mücadele ettiklerine
bakarsanız ne demek istediğimi anlarsınız.
Tabi İslam coğrafyasında AB ve ABD?nin ?sık kullanılanlar?
listesine eklediği iktidarların, Müslüman halkı ikna etmek, haçlı safındaki
duruşlarını meşru göstermek için kullandıkları bir ?sınıf? daha var. Evet, din
adına öne çıkmış, kimliğinde İslam yazan, isminin başında büyük unvanlar
bulunan bu insanlar, halkı ikna etmede, tepkisiz kılmada (bu haçlı zulmüne
karşı) iktidarların adeta sözcülüğünü yapmıştırlar, yapmaktadırlar. Çünkü
manevi duyguları zayıflayan insanların milli duyguları da zayıflar, tepkisiz
kalır.
Bu âlim (!) sıfatı taşıyan kişiler, önce Allah tarafından Fatiha süresinde
?gazaba uğramış ve yoldan çıkmış? olarak vasfettiği Yahudilik ve Hıristiyanlık
inancını meşrulaştırdılar. Onlarında hak üzere olduklarını, cennete
gidebileceklerini hatta amentüde bile ittifak ettiğimizi açıkladılar. Kur?an
meallerine Tevrat ve İncil?den kendilerince yorumlar getirdiler. Yazdıkları
meallerde surelerin adlarını değiştirdiler. Hatta Kur?an?da ?Sadıklarla beraber
olun? ayetini, sadıklardan kasıt ?Yahudi ve Hıristiyanlardır? diye tefsir
etmeye cüret ettiler.
Sonra bir ?zalim? kavramı ortaya konuldu ve din adına öne çıkan bu zihniyet
sahipleri yine din adına zalimle mücadelenin haklılığını, gerekliliğini,
kendilerince delillerle halkın önüne koydular. Halkta inandı. Zalimle
mücadeleyi adeta cihat saydı. Ama kimin adına ?cihat? ettiğinin veya edeceğinin
farkına bile varamadı.
Bunları niye yazdım?
Şu an Prof. Dr. Haydar Baş Beyin ümmetten, milletimizden saklanan Ehl?i Beyt
gerçeğini anlattığı eserlerini okuyorum. İmam Zeynel Abidin (as) eserini
okuyorum. Bu masum imamların, peygamber torunlarının yaşadıklarına, onlara reva
görülen zulme, baskılara insanın inanası gelmiyor. Ama maalesef bunlar gerçek
ve yaşandı. İnsanın gözleri doluyor, iç çekiyorsun bu zulmü görünce. Eserde
öyle bir konuya geldim ki, o devirle yaşadığımız zaman dilimi arasındaki mesafe
bir anda kalktı gözümün önünden. Şunu bir kez daha gördüm ki, zaman değişiyor,
insanlar değişiyor, isimler değişiyor, sistemler değişiyor ama mücadele hep
aynı. ?Hak, batıl mücadelesi?
Bu eserden aldığım birkaç notla ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız;
?Halifelik makamı ile naspedilmiş imamın birbirinden ayrıldığı dönemden
itibaren, masum imamların siyaset anlayışı, Allah tarafından kendilerine
verilen, hak ettikleri bu makamı elde etmek için verdikleri mücadele ile
şekillenmiştir. Çünkü İslam?dan sapmaların asıl sebebi de bu hakkın sahibinin
elinden alınmasıdır.
İmam Zeynel Abidin (as) kendinden önceki naspedilmiş imamlarla
karşılaştırıldığında en ağır baskılara maruz kalmıştır.
Siyaset olarak dedesi İmam Ali (as), amcası İmam Hasan (as) ve babası İmam
Hüseyin (as) gibi, mevcut halifenin yanlışlarına karşı ciddi tavır içindedir.
Ancak onun dönemi baskıların çok arttığı bir süreç olduğu için, direk ve açık
bir mücadele yerine, halkı, dualarında verdiği mesajları, halifenin
yanlışlarına ve bozuk düzene karşı bilinçlendirme şeklindedir?
İçinde bulunduğu sıkıntılı dönem ile ilgili şöyle buyurmuştur;
?Halimiz İsrail oğullarının, firavun oğullarının arasında yaşayıp, geçirdikleri
gibi? Halk, büyüğümüz ve velimiz Emirü?l müminine (Hz. Ali as) küfretmekle
düşmanlarımıza yakınlık gösteriyorlar.? Sh:463?64
?İmam Zeynel Abidin (as) yöneticileri altı kısma ayırmıştır? Bu yöneticiler
arasında sarayda vazife yapan din âlimlerinin yeri ayrıdır. Çünkü onlar İslam?ı
kullanarak yanlışları örtmektedirler.? Sh:465
?Emeviler ve Abbasiler döneminde öyle âlim sınıfı ortaya çıkmıştı ki, bunlar,
saray fakihleri, hafızları, muhaddisleri ve kadılarıdır. Vazifeleri, halkın
kendilerine olan güvenini kullanarak, siyasi iktidarın yönetimine karşı, onları
sessiz ve pasif bir hale getirmekti.
Baskı ve zulmün had safhaya ulaştığı bu dönemde, özellikle Zühri gibi âlimler,
ümmete; ?teslimiyetle yapılanları kabullen, sesini çıkarma? telkininde
bulunuyorlardı.
Kerbela sürecinde işlediğimiz gibi, İmam Hüseyin?i (as) şehit edenler, onun
mübarek vücudunu atlara çiğnetenler, bu vahşetten ?Allah rızasını kazanmayı?
umuyorlardı.
Bu âlim tabakası da, müminleri Emiri kabul ettikleri halifeye biati ve ona
teslimiyeti dinin bir gereği olarak anlatmakta idiler.? Sh:467
?Zühri, onun (İmam Zeynel Abidin) (as) hakkında şöyle demiştir; ?Hiçbir
Kureyşli?yi Hüseyin oğlu Ali?den daha takvalı ve daha üstün görmedim.?
Kaynaklara baktığımızda, Zühri?nin önceleri İmam Zeynel Abidin?in (as) dizinin
dibinde terbiye gördüğünü ancak daha sonra Emevi sarayındaki ihtişama ve paraya
kapılarak, bu büyük insanı terk ettiğini görüyoruz.? Sh:470
?Emevi iktidarı döneminde ümmet, yezit gibi sarhoş halde namaz kıldıran,
maymunlarla oynaşan halifeler gördü. Abdullah b. Zübeyr, Mervan b. Hakem gibi
halifelik makamı için her şeyi göze alan kişilerle idare edildi.
Abdülmelik b. Mervan ise Ehl?i Beyt soyunu ve masum imamı zincirlerle bağlamaya
cüret edebildi?
?Bu bozuk düzende yapılanlar hep İslam?a mal edilmiş, müminlerin Emiri sıfatını
taşıyanlar, İslam?ı kullanarak istedikleri gibi hareket etmişlerdir. Halk
onlara inanmış ve ayaklanmanın önüne geçilmiştir.? Sh:471
?Muaviye döneminden beri kullanılan yalan hadis uydurma? Zühri?nin ağzından
nakledilerek söylenen bu hadislerden maksat Ehl?i Beyt?i, İmam Ali?yi ve O?nun
soyundan gelen masum imamları küçük düşürmekti.? Sh:473
?Zühri, Abdülmelik döneminde, Abdullah b. Zübeyr ile aralarında devam eden
hilafet kavgasında, Abdülmelik?in yanında yer alarak, onun işini kolaylaştırmak
için büyük bir cinayete imza atmıştır. Uydurduğu hadisle Zühri, halkın Abdullah
b. Zübeyr?in himayesindeki Mekke?ye gitmesini engellemiştir. Halkı
Abdülmelik?in tasarrufundaki Filistin?i haccetmeye ikna etmiştir?? sh:475
?Hatta İmam Ali?nin (as) imanına dil uzatmaya bile cüret etmiş, kendince hadis
uydurmuştur. Bkz. Sh:477
?Aynı şahıs, peygamberimizin amcası, şehitlerin efendisi Hz. Hamza?ya da dil
uzatmış. Sarhoşluk iddiasında bulunmuştur. Bkz. Sh:479
Akın Aydın
Yeni Mesaj Gazetesi









